safiye erol'un kaleme aldığı bir aşk romanı. (1947)
roman güzel olmasına rağmen pek fazla bilinmez. ben de hüseyin nihâl atsız'ın ruh adam romanındaki bir bölümde adı geçtiği için tanıma fırsatı bulmuştum. ciğerdelen, ruh adam romanında güntülü karakterinin en sevdiği romandır.
--spoiler--
ya en çok beğendiğin roman hangisi güntülü?
- roman hususunda galiba biraz müşkülpesendlik ediyorum efendim. manzumeler kısa olduğu için tesiri ani ve kuvvetli oluyor. roman uzun olduğundan herhangi bir yerindeki aksaklık, kuvvetli taraflarının tesirini gideriyor ve ben hissi hareket ettiğim için onun güzel ve kuvvetli kısımlarını da inkar ediyorum. bu yüzden,en çok beğendiğim roman, bir kadın romancının o kadar tanınmamış bir eseri oldu efendim.
güntülü biraz durdu ve ayşe üzüntüyle içinin burkulduğunu hissetti. güntülünün çocukça bir tercih yaparak bayağı romancılardan birinin bayağı bir eserini söylemesinden korkuyordu. bu kız ilk görüşte o kadar beğenmişti ki onun bilmeyerek kötü bir romanı sevmesini bile istemiyordu. bu suali sorduğuna pişman olmuştu. alacağı cevaptan çekinerek:
- o romanı söyler misin güntülü, dedi.
- safiye erolun ciğerdeleni efendim.
- ayşe geniş bir nefes aldı ve gülerek:
- sana tamamıyla hak veriyorum güntülü. ben de senin fikrine iştirak ediyorum, diye cevap verdi.
çamaşır suyu, kezzap, sülfürik asit karışımıyla sadece ciğer değil istediğin her yeri delebilirsin. sadece ciğerdelen olarak kullanmak istersen yakından derince koklaman yeterlidir.
insanda sebepsiz bir hüzün hali ortaya çıkaran herşeyin genel adıdır.
mesela bir neşet ertaş türküsü. ya da aysun gültekin...
"keklik gibi kanadımı süzmedim, murad alıp doya doya gezmedim, bu kara yazıyı kendim yazmadım. alnıma yazılmış bu kara yazı. kader böyle imiş ağlarım bazı."