kedileri bile sözcü okuyan güzide semtimiz. duvarlarını seviyorum bir de kedilerini. geçen bir kediyi "darağacında üç fidan" okurken gördüm, hemen uzaklaştım ordan. arkamdan yeşil parkasını fırlatıp "isyan devrim özgürlük" diye bağırdı. bu arada fonda da bandista'nın haydi barikata şarkısı çalıyor. kurgu bu tarz.
olsun, kedi sonuçta. onun da bazı hakları var.
edit: fotoğraf 2013 senesinde tarafımdan çekildi arkşlr evet.
kızıl saçlı, entel görünümlü, ağzında piposuyla çöpleri karıştıran çöpçü, köpeğine kırmızı ışıkta durma ve yeşil ışıkta geçme eğitimi veren abla, 2 gay 1 lezbiyenden oluşan ev arkadaşı grubu, girişten 2 kat aşağı inilen ahır benzeri ama 2000 tl'ye kiralanan ev, pazar sabahı kimono giyip bigudi takmış halde bakkaldan alışveriş yapan erkek gibi türkiye'nin başka hiç bir yerinde göremeyeceğiniz insanlara ev sahipliği yapan semt.
Eski halini bilmem de, 3-5 ay önce, akşamdan kalma halimle, üstümde yırtıklı tshirtüm, soluk picamam ve arkadaşın kapı önü terlikleriyle sabah bakkala gidip bana iki bira bi de malbuş dediğim zaman hayatımda görmediğim saygıyı gördüğüm semt. Artık adam beni ne sandıysa, oyuncu mudur, senarist midir ne boktur filan dedi herhalde içinden. Halimiz itten beter, keyfimiz paşada yok anasını satim.
yokuşları, sokakları, evleri, kedileri, cafeleri ile ruhu olan ender yerlerden.
entellektüel çevre mevre durumları hikaye arkadaş bana. ben o yılankavi sokakların arasından boğazı seyretmeye aşığım, o da yeter bana.