türkiye'de siyasetin rantı paylaşma nöbetinin devrinden başka bir şey olmadığını bilmez.
zamanında süleyman demirel 1980 darbesinden sonra siyasi yasaklı iken yasakların kaldırılması için düzenlenen referandum öncesi bütün stratejisini özal'a yüklenmek üzerine kurmuştu...
meydanlarda müthiş hitabet yeteneğini konuşturup özal ve ailesinin hırsızlıklarını, ahlaksızlıklarını anlatıp kitleleri coşturuyordu.
söylemi 2 ana unsura endeksliydi...
1- siyasi yasağımı kaldırın
2- ilk seçimde oyunuzu bana verin...
sonrasında "size söz veriyorum özal'ı çıktığı yerden (çankaya'dan bahsediyordu) yaka paça indireceğim"...
merkez sağa hayatta oy atmayacak yüz binler özal'dan hesap sorulması umuduyla demirel'e oy verdi. çünkü türkeş, erbakan, ecevit gibi liderler sadece yasakların demokrasiye aykırılığı üzerinden siyaset yapıyorlardı.
ve sonunda demirel seçildi. seçilir seçilmez kendisine sorulan "turgut özal için ne gibi yaptırımlar düşünüyorsunuz?" sorusuna "devletin zirvesinde kavga olmaz! herkes görevine devam edecek!" diye cevap verdi...
işte siyaset türkiye'de budur...
bunun en büyük sebebi ise seçmen kitlesinin aptallığı ve geçmişten ders almamasıdır...
--spoiler--
CHPde artık köklü bir değişim oldu. Büyükşehir Belediyesindeki hiçbir çalışanın siyasî düşüncesinden dolayı işiyle aşıyla uğraşmam. Ben ötekisi olmayan bir anlayışla çalışacağım. Başı açık olan da benim, kapalı olan da. Benim ailem de kapalı bir ailedir. Türkiyede artık böyle bir konu olmaz.
--spoiler--
mustafa sarıgül'ün lafları bunlar. 20 yıldır istanbul belediyesinde yapılan yolsuzluk, hırsızlıkla ilgili göstermelik bir kaç soruşturma açılacak, cumhuriyet, atatürk ve laiklik düşmanı odaklar belediye tarafından fonlanmaya devam edecek, akp'nin vergisini ödeyen türklerin paralarıyla işe bile gitmeden maaş ödediği pkk üyeleri belediyeden maaş almaya devam edecek...