akrobatların lobutları atıp tuttuğu gibi sözcükleri atıp tutan, okuru anlık olarak etkileyen, ama beş dakika sonra bu çok çalışılmış numaralarından bir teki bile akılda kalmayan sözcük satıcısı.
yıllar önce, yazları gittiğimiz bir tatil beldesinde görmüştüm kendisi. canlı müzik yapan ve genelde takıldığımız bir kafede güzel güzel müzik dinleyip biralarımızı yudumlarken, ses olması gereken saatten baya bir önce kesilmiş, gitarlar filan toparlanmaya başlamıştı. ne oldu filan diye sahneye doğru bakınırken cezmi ersöz çıktı. geleceğini çarşıdaki kitapçılardan birkaç gün önce öğrenmiştik ama kafemizi işgal edeceğini hiç düşünmemiştik. neyse, oturalım dinleyelim bakalım neler anlatacak diye bekledik. bize eski aşk hikayelerini, aşk acılarını araya tavsiyeler serpiştirerek olabildiğince sıkıcı bir şekilde anlattı.
genel olarak asi ve ters bir adamdı, en azından o akşam için. kafedekiler kendisiyle ufak ufak muhabbet etmeye, sorular sormaya ve kendisini tanımaya çalışıyordu. bizim oturduğumuz masa baya kalabalıktı ve durumdan şikayetçiydi. amacımız müzik dinlemek, kafa dağıtmaktı; cezmi ersöz'ün hikayelerini dinlemek değil. iyice sıkıldık ve kalkmamıza yakın bir vakitte kafasını bizim masanın bulunduğu tarafa doğru çevirip, "bu köşe de baya muhalefetmiş, beğendiremedik" gibi şeyler söyledi. kendisini pek bir antipatik gördüm. kitapçının hakkında yaptığı güzel reklamlar sayesinde aldığım "şizofren aşka mektup" kitabını hala okumadım. kitap öylece durur rafta, okunacak kitap kalmaz ama yine de alıp okumam o kitabı. aklıma gelmişken bir ara okuyayım en iyisi.
"Ay ay Cezmi, bize çektirdiğin az mı?
Ay ay Cezmi, daha çok bekliyecez mi?
Ay ay Cezmi, böyle inliyecez mi?
Ay ay Cezmi, yer gösterici Cezmi!
Cezmi isterdi ki mühendis olsun, kaderde yer göstericilik varmış
Bahşişi sağlam sanat severlere sinemamızda bir öncelik varmış
Kime olsa yer gösterir, farketmez beyler ağalar
Böyle yer göstericiyi kovalasın ninja kaplumbağalar
Cezmi bu, tanıyor Marylin Monroesunu, Rockysini, Rambosunu, Indiana jonesunu
Az film seyretmemiş, ezberlemiş hepsini
Bahşiş az ise yer göstermez, attırmayın tepesini
Ay ay Cezmi, bize çektirdiğin az mı?
Ay ay Cezmi, daha çok bekliyecez mi?
Ay ay Cezmi, böyle inliyecez mi?
Ay ay Cezmi, yer gösterici Cezmi!
Neyim eksik diyor artistlerden, iddia ediyor gözü kapalı
Rambo Amerikalı ise ne çıkar, bizim Cezmi Fikirtepeli
"Işıkçı" diyince alınıyor ama önemli olan paranızdır
Yüzünüze karşı söylemese bile "Işıkçı" sizin babanızdır
En çok kullanılan slogandır "Film sinemada seyredilir"
Bu da Cezmi'nin sloganıdır "Sinemada Cezmi'ye para verilir"
"Bahşiş yok koçum" derseniz filmi en önden seyredersiniz
Cezmi sizi şiddetle kınar, mısır pörtleği yerseniz
Cezmi'nin gözleri sinemaskop olmuş Türkçe alt yazı okumaktan
Ama film erotikse hopaşinanay çünkü yazı okumaz kıza bakmaktan
Rahmetli Bruce Lee'nin filmlerini pek sever
Frigoyla karıştırıp el fenerini yer her sefer
Kim Bassinger hep rüyasında, Julia Roberts cüzdanında
Tom Cruise'a laf yok harbi çocuk, yanlız bu Sean Penn birazcık gıcık
Korku filmleri haftasında Cezmi gişede saklanıyor
Ama haklı şimdi çocuk, iç çamaşırlarını ıslatıyor.
...
Ay ay Cezmi, bize çektirdiğin az mı?
Ay ay Cezmi, daha çok bekliyecez mi?
Ay ay Cezmi, böyle inliyecez mi?
Ay ay Cezmi, yer gösterici Cezmi! "
bu şarkıya bu kadar uyan başka bir cezmi ve cezmi ersöz'e bu kadar uyan başka bir şarkı görmedim.
yeter be cezmi ne keder ne kasvetmiş arkadaş ben beni bildim bileli aşk acısı çekiyosun sen. ne ara seviyosun ne ara ayrılıyosun anlamadım ki.
kitaplarından birkaçını ciddi anlamda çok beğendiğim yazar, okuluma, stand kurduğum konferans salonuna, burnumun dibine geldi ve ben bir an bakıp hayal kırıklığına uğradım... benim sevdiğim lise aşkım cezmi bu olamaz... sürekli kitap imzalayan, dudaklarını yalayan (imzalamaktan artık tik oluşmuş), kimseyle edebi sohbete girmeyen, sanki görevi sadece o kitabı imzalamakmış gibi (edebi sohbetlerin yeri başkadır öyle konferans gününde ayak üstü olmaz derseniz siz de haklısınız derim)... ne konuşmasını dinledim, ne de kitabımı imzalattım... okul çıkışıda oturduğum cafede bir arka masada oturuyorlardı, etrafındaki gençlerle sohbet etmiyordu yine, çay içip kalktılar... ama hala seviyorum kitaplarını...
kitaplarını okuyan insanların sevgili bulduktan sonra kötülediği adam. 'ıyyy ergen tribii' diye rafa koyduğu adam. halbuki ergen yazarı falan değildir, sadece sizin egonuzun sevgili bulunca tavan yapmasından kaynaklı adamın duygularını beğenmiyorsunuzdur.
okulmuza konuk olarak geldiğinde anlattığı bir anıyla saygımı kazanmış yazardır.
Otobüsle doğu illerinden birine giderken önümde oturan gençlere kulak misafiri oldum.Gençlerden biri diğerine arabalardan paradan bahsediyor diğeride onaylıyordu.Mükemmel bir güneş doğuyor ama gençler güneşe bakmaktan çok sahip olmak için yanıp tutuştukları arabalardan bahsediyorlardı.insan sevgilisini düşünür. başka bişeyler düşünür.diye bakış açısını ifade etmiştir.en büyüz zalimler kafası uçurulmamış mazlumdan çıkar sözüde ayrı bir konuşmasıdır.kendi sözü değildir ancak ifadeleriyle inandığını göstermiş kişidir.Son yüzler kitabı okunasıdır.
Yazılarında aşırı duygusal davranan, duyguyu en ince ayrıntısına kadar işlemekten kaçınmayan bilakis özel çaba harcayan bir yazar. Bunalımdan çıkamayan sürekli depresif takılan özellikle lisede okuyan öğrencilerin ellerinden düşürmeyeceği türden kitaplar yazar. Okuyucularına tavsiyem satılması için yazılan kitaplar okurken insan kendini çok da kaptırmamalıdır. Siyasi düşüncesi bakımından sol görüşlüdür ve bunu kitaplarına da sürekli yansıtır.
--spoiler--
Canım, birbirimizi çok sevdik, ama ne zamandır sevgimiz bizi korumuyordu.Son günlerde ikimizde çok yalnızdık. Bitmesi ikimiz için de iyi olacak. Seni hep güzel anmak istiyorum. Uzun bir yola çıkıyorum. Beni merak etme ve bekleme. Belki bir gün seni ararım. Hiç beklemediğin bir anda... Seni incittiysem bağışla.
--spoiler-- **
birkaç sene evvel deli gibi cezmi ersöz okuduğum zamanlarda kitap fuarına evdeki bütün kitaplarını getirmiştim. adamı bir türlü bulamadım. en sonunda bir standın köşesinde tek başına oturan adama yanaştım
-ben cezmi ersöz'ü arıyorum da...
-cezmi ersöz benim.
domates modunda kitaplarını imzalattım. sonra kendimi affettirmek için bir kitabını daha aldım. ondan sonra biraz kalabalıklaşmaya başladı stand. beni bekliyorlarmış. demem o ki; esrarengiz bir adam.
Tam kapıdan çıkacakken, durdum bir an. Yaşadığımız onca şey, kalbimden geçti. Kalbimden sen geçtin.Kalbime saplanıp sırtımı parçalayarak çıkan bir kurşun gibi... içim dondu bir an. Sonra açtım gözlerimi ve yoluma dewam ettim. Hergün binlercesini yaşadığım ...böylesi anlardan biriydi sadece... Zamanın dışına çıkıp sonra yeniden hayata girdiğim... Önce hücrelerime dağılıp sonra yeniden aynı bendende buluştuğum o krizlerden biriydi... Ölüp yeniden dirilmek gibiydi. Küçük detaylar... Anlar, uçup giden... Hangi defterimi açsam, sana yazdığım bir cümle, bir şiir war... Hayatım seninle mi geçti? Ben senin için mi doğdum? Bir başka kadına aşıkken, seni nasıl sewebiliri? Gerçek aşk bu mu? Oysa nasılda yabancıyız, birbirimizin acılarına... Nasıl da umutsusuz birbirimize... Seni anlayabilseydim... Seni basit kıskançlıklardan arınarak sevebilseydim. Zaman daralıyor... Yaşlanıyorsun. Yaşlanıyorum. Geçen zaman hayatımızdan çalıyor. Nasıl da buluşur, yollar... Sonra ansızın bir sapağa döner, birisi... Diğeri bırakıldığı yerde bir ömür boyu donakalır arkasından!.. Bana hayatı anlat!.. Bana aşkı anlat! Bütün ezberim bozuldu... Biliyorum bir başkasıyla birleştirdin hayatını... Neden şaşırıyorum detaylara... Bu kadar uzağımdaykenmi yakınsın bana? Bu kadar uzağındaykenmi içindeyim? Sewgi başka birşeymi? N'olur anlat bana! Neyim varki sığınacak? Başka savunmam yok, "beni arama görüşmeyelim!" demekten başka... Terk edilmiş birinin, "beni arama1"demesinden daha zavallıca, ne olabilirki... Nasıl da acımasız, şu zaman!.. son sürat bir delilikte sürükleniyor hayat... O kapının önünde öylece, donmuş, bakıyorum yıllardır. Neye yarar sözcükler!.. Kalpleri kanatmaktan başka!..Beni sewdiğini söylemen neye yarar!.. Neye yarar beni bir daha arasan yada hiç aramasan!.. Neye yarar acı çeksen acı çeksem... Kaybettik birbirimizi. Kirlendik. Hayat gibi. BANA BENi ANLAT!.. inançlarımı geri ver bana. Yıllar önce seni kusursuzca sewebilen o gencecik adamın heyecanını, hayata bağlılığını, aşka inancını geri wer!.. Bana Beni Geri Ver Artık... Bana Seni Ver!.. "Bir kente aşkın için geri gelmek ne güzel ama sakın aşk için bir kenti terk etme!.." demişti birisi... "istanbul bunu hak etmiyor sen haketmiyorsun!" demişti... OYSA, BiLiNMEZLiĞiN YOLCULUĞUNA BiLETiMi ÇOKTAN KESTiRDiM BEN... GiDiYORUM... KAÇIYORUM... YORGUNUM.