günlüklerine bakmaktan en çok korktuğum yazarların başında gelir. işlediği güzellik olgusu ve samimiyeti kelimelerden bir çarmıha dönüşür çünkü.
'Kurtuluşu kendi dışımdan bekleyecek bir noktaya geldim. işte hiçbir şey bundan daha belirsiz olamaz. Hâlâ onunla olsaydım, bu savaşı sürdürebilirdim diye düşünüyorum; ama O, kendisi bu hayalin gereğine baktı ve benimle alay etti.'
"Savaş bir gün biterse kendimize şunu sormalıyız: Peki ya ölüleri ne yapacağız? Neden öldüler?"
tezer özlü 'yü hayli etkilemesiyle daha da ilgimi çekmiş yazar.
özcan alper alıntı yapmıştı gelecek uzun sürer 'de bu manidar deyişi. dünden beri kim alıntı yapmıştı diye düşün düşün bi hal olmuştum, rahatladım artık.
Oturmuş sigaranı tüttürürken
içini kemiren, seni tedirgin eden bir şey olduğunu seziyorsun. Gündelik hayatın dertleri mi seni korkutan? Hayır! Seni korkutan içindeki boşluk..
Cesare Pavese
Bütün deliler, bütün serseriler, bütün caniler bir zamanlar çocuktular; senin gibi oynamışlardı, gelecekte onları güzel bir şeyin beklediğine inanmışlardı. Daha hepimiz üç yaşındayken, yedi yaşındayken, başımıza daha hiçbir şey gelmemişken, her şey sinirlerimizde ve kalplerimizde uyurken.
"Dünyadan bir şey istemekten vazgeç; sana ne yapacağını bilemeyeceğin kadar çok şey verecektir dünya." Sen her şeyden vazgeçince, sana kalan en küçük şeyler bile büyük önem kazanır. Genellikle görmezlikten geldiğin önemsiz şeylerden bile en büyük tadı almanın yoludur bu.
edebiyat öğretmeni şair. faşizme karşı çıktığı yayınları nedeniyle tutuklandı ve sürgüne gönderildi. 1950'de uyku hapıyla intihar etti.
"sen
alacalı gülümseyiş
donmuş karlar üzerinde
mart rüzgarı
karda uç veren
dalların dansı
inleyerek ve ışıltarak
küçük ohlarını
ak bacaklı geyik
zarif
keşke bilseydim yine
her gününün
akıp giden zarifliğini
her davranışının
köpüksü ağını
yarın donmuş
aşağıdaki ovada
sen, alacalı gülümseyiş
sen, ışıltılı gülüş"
" yaşamak sürekli bir toplama işlemi yapmak gibi. Eğer eskide bir gün yanlış yapmışsam, bundan sonra eklediklerim ne kadar doğru olsa da işe yaramıyor. "
"insanları öldüren kader, onları görebilmemiz ve gözlerimizi bu cesetlerle doldurabilmemiz için bizi de sorumlu kılıyor. Korku,alışılagelmiş korku,kaçış değil.insan,gerçeği kavradığı için utanıyor.işte gerçek önümüzde:
Her ceset sen,ben ya da biz olabiliriz.Arada hiç fark yok.Eğer yaşıyorsak, bunu bir başkasının kirletilmiş cesedine borçluyuz.Bu nedenle her savaş bir iç savaştır."
ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak
sabahtan akşama dek, uykusuz,
sağır, eski bir pişmanlık
ya da anlamsız bir ayıp gibi
ardını bırakmayan bu ölüm.
bir boş söz, bir kesik çığlık,
bir sessizlik olacak gözlerin:
böyle görünür her sabah
yalnız senin üzerinde
kıvrımlar yansıtırken aynada.
Hangi gün, ey sevgili umut,
bizler de öğreneceğiz senin
yaşam olduğunu, hiçlik olduğunu.
herkese bir bakışı var ölümün.
ölüm gelecek ve senin gözlerinle bakacak.
bir ayıba son verir gibi olacak,
belirmesini görür gibi
aynada ölü bir yüzün,
dinler gibi dudakları kapalı bir ağzı.
o derin burgaca ineceğiz sessizce.
''kadınlar kendilerini güçsüz olana bir idol, güçlü olana bir eşya gibi sunarlar.''
''hiçbir kadın bir adamla parası için evlenmez. kadınlar bir milyonerle evlenmeden önce ona aşık olacak kadar akıllıdır.''
bir insanın kadınlar hakkında bu kadar sitem dolu cümleler kurabilmesi için çok acı çekmiş olması gerekir.
Evli ve cocuklu'nun aile reisi al bundy'nin murekkep yalamisi. Eger isi ironiye vurup, cukunu karistirarak beyzbol maci izleseydi, bu kadar mutsuz olup, intihar etmezdi.
"...günün tüm izleri, yamaçlar, ağaçlar, üzüm bağları, tepeler üzerinde renksiz ve ölüydü ve yaşam yalnız rüzgar, yalnız gökyüzü, yalnız yapraklar ve yalnız hiçti."
""all is the same
times has gone by
some day you come
some day you'll die.
some one has died
long time ago."
'' '48-'49 daki mutluluğumun hesabı görüldü. bu soylu mutluluğun gerisinde şu vardı: güçsüzlüğüm ve hiçbir şeye bağlanmayışım. şimdi, kendime göre, girdabın içine girdim; güçsüzlüğümü seyrediyor, onu iliklerimde hissediyorum, beni ezen siyasal sorumluluğu yüklenemiyorum. bunun tek çözümü var: intihar. "
sözlerini yazarak 65 yıl önce bugün intihar eden yazar.
tezer özlünün "Yaşamın ucuna yolculuk" kitabı ile uzun zamandır aradığım bir avrupa gezi rotası ayarlamış oldum
,son durak pavese olucak
önce prag'da kafka'nın mezarı ziyaret edilecek
sonra italya'ya geçilip pavese'in büyüdüğü şehir olan st. stefano belbo'da mısır tarlalarına doya doya bakılacak
sonra trento'ya geçilicek ve Hotel Roma'da 305 numaralı oda kiralanacak,pavese bu odada intihar etmiştir , 22 uyku ilacı almış ve "artık yazmak yok ,eylem" yazıp sonsuz uykuya dalmıştır, bu oda ziyarete olduğu gibi kullanıma da açıktır ve herhangi bir fiyat farkı da yoktur ,
Bu sözlükte ilk kez yazar olduğumda başka bir hesaptan anın görüntüsü başlığına koyduğum kitabın sahibi... Yıllarca düşünüp anlam veremediğiniz duyguları tek cümlede önünüze seren, nasıl oluyorsa sanatından ve güzelliğinden hiçbir şey kaybetmeyen adam. Çocukluğumdan beri, belki de Antoine Doinel kadar çelişkilerimin ve ruh bölünmelerimin karakterime etkisini en yakından izlemiş, defalarca parçalanmama şahit olmuş ve zaman zaman edebi kariyerime gölge düşüreceği için sinirlendiğim; yine acımasız zamanın monotonuyla ve yıllar, çok uzun yıllar, lisanlar, milletler, savaşlar, insanlar ve sevgililerle ayrı düştüğüm sayılı dostlarımdan biri, ruh eşim... Pavese ki ekmeğini yiyen Türk yazar taifesinin anlatısından çok uzak, kavraması zor ve bir o kadar şaşırtıcı insan. Kendi ölümüne sebep olan yazın tutkusu, nasıl oluyor, sizi hayata bağlayabiliyor...
"intiharı düşünen biri için en kötü şey kendini öldürmesi değil, bunu düşünüp yapmamasıdır. intihar düşüncesine, bir alışkanlık haline gelen intihar düşüncesine yol açan manevi çöküntü kadar aşağılık bir şey yoktur. Sorumluluk, vicdan, irade gelişigüzel yüzüp durur bu ölü denizde, sulara gömülse bile rastgele bir akıntıyla yeniden ortaya çıkar.
Asıl başarısız insan, büyük işleri gerçekleştiremeyen değil, bunu kim başarmıştır ki bir yuva kurmak, bir dostluğu, bir kadınla mutlu bir ilişkiyi sürdürmek, ekmek parasını kazanmak gibi küçük şeylerde başarısızlık gösteren insandır. Başarısızlığın en acısı budur."