Eğer bir kitabını okuduysanız bir daha edebiyattan kesinlikle kopamayağınızı size müjdeleyen aydın. Dört dörtlük bir edebiyat adamı tam bir aydındır. Fildişi kulesinde oturan bir kolpa edebiyat insanı değil tam aksine hayatını yüksek bir kültür oluşturmaya adayan düşünür.
''her dudakta aynı rezil şikayet: yaşanmaz bu memlekette! neden? efendilerimizi rahatsız eden bu toz bulutu, bu lağım kokusu, bu insan ve makine uğultusu mu? hayır, onlar türkiye'nin insanından şikayetçi. insanından, yani kendilerinden. aynaya tahammülleri yok. vatanlarını yaşanmaz bulanlar, vatanlarını yaşanmazlaştıranlardır.'' fazla söze ne hacet.
bir uçurum gibi büyüyen sükut; hayattan, ışıktan, ümitten kopuş. nihayet gönlüme baharı getiren sesiniz. kırık bir tekne, karanlık bir deniz. ufukta siz olmasanız hayat denen bu yolculuk; buu rezil, bu pespaye, bu komik sürükleniş dayanılmaz bir çile olurdu. yeniden kendimi buldum mektubunuzda, ömrümün en kederli anları sizi kaybettiğimi sandığım anlardı: şubat'ın ilk günleri, ankara. gök kubbenin bütün yıldızları başımda parçalandı ve güneş kahkahalar atarak uzaklaştı ufkumdan ve gece, ıslak, yağlı, isli bir gece bütün benliğimi bir ahtapot gibi kucakladı. kimsiniz? otuz yıldır gördüğüm rüya. artık benim için yol üçe ayrılmıyor. şehzadelerin karşısına çıkan yol iki: ölüm veya...
kendisinin "ideali bulamadığım zaman" adlı -eşine yazmış olduğu bir mektup olan yazısından bir alıntıdır.
büyük ustadır. bir facianın hikayesi kitabını okumak farzdır. eğer anlattıklarının, anlatmak istediklerinin ve yön verdiklerinin sadece ve sadece 100'de 1'ini idrak edebilsek başlı başına asi, düzene ve siyasete karşı gelen bireyler olurduk.
-bir facianın hikayesi-nden.
--spoiler--
milletlerarası trafiği düzenleyen parola : barış, ticaret hürriyeti, kredi oldu. her şeyden önce usta bir borçlandırma sistemi ihdas edildi. böylece batı avrupa ülkeleri dünyayı diledikleri gibi sömürebildiler.
--spoiler--
müthiş şeyler yazabilen bir adam. şeyler diyorum çünkü yazdıklarına bir etiket koyamıyorum. ayrıca; "ömrüm katır ahırında serenad vermekle geçti. domuzları kutsal kitaplarla besledim ve itleri kalbimle." demiş adam.
ülkenin ansklopedisti.
17. 18. yüzyıl avrupasının ruhu.
sonra karanlık, el yordamı uzaklar, biraz hindu, biraz islam.
doğuştan hafıza, belagat.
bir gün hatay zındanıyla tanıştığı gün, enternasyonali haykıra bağıra söylediğini anlatmıştı sohbette.
bir daha eylem asla.
ideolojilere eleştirisi yüzde yüz haklı.
ama yeni mi, karl marks alman ideolojisinde çözmüştü bulmacayı.
marksizmi bilirdi, kaynağından.
stalini tanırdı
yani mezalimi.
hayatı okuma.
kur'anın ilk cümlesinde kalmış bir hayat.
karanlığa teslim olmadan çizmişti rotasını.
teori, tafsilat, kitap.
hareket olmayınca açmıyordu gonca,
büyük beyin öylece soldu karanlıkta.
kitaplarının her satırından size yeni ufuklar açabilecek fikirler fışkırmaktadır. maalesef ki bu çok değerli şahsiyetin değeri bu ülke de bilinmemiştir. ayrıca kendisinin bir sözü vardır; "kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim" diye. işte bu yüzden kendisi en yakın arkadaşımdır.
--spoiler--
hayatımı iki kelime hülasa eder: öğrenmek ve öğretmek.
--spoiler--
seni canlı görmek için çok şeyi feda ederdim dostum..
bir adamı tanımak için, düşüncelerini, acılarını, heyecanlarını bilmemiz lâzım hiç değilse. hayatın maddî olaylarıyla kronoloji yapılabilir ancak. kronoloji de aptalların tarihi. diyen değeri anlaşılamayan büyük türk düşünürü, diğer bir deyişle 'üstad'.
'Düşünceye câzip ve parlak bir biçim vermek küçültür düşünceyi. Büyük yazar içinden gelen sesi olduğu gibi haykırandır. Kelimeleri kullanırken avamın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmez.' gibi efsane sözlere sahip insandır.
meb in * not karşılığı kitap okutma politikası sayesinde tanıdığım üstad. Bu ülke okurken yaptığı tespitlerin mükemmelliği anlaşılır. Türkiye nin yetiştirdiği en büyük sosyologtur. çok defa alıntı yapmışlığım vardır sözlükte.
"Türkiye ruhunu kaybetti. Toprak mı? En değersiz şeyimizdir belki de. Belki de en değersiz şeyimiz kaybedince herşeyimizi kaybettiğimizi anladık : Ruhumuzu." sözünü söyleyen yegâne düşünür.
''yazarın vazifesi insanları birbirine sevdirmektr.Türk ü türkten islamı islamdan ayıracak olan her düşünceye lanet olsun.türkiye bir uçurumun kenarındadır.ve etrafında düşman bir dünya.kuvvetimizin zerresini bile boşa harcayamayız.mazimizin hatalarını unutarak istikbale doğru kol kola yürümek.biricik parolamız bu olmalıdır.''
fikir işçisi. daha rahat okuyabilmek için sandalyesini masasının üzerine koyar öyle okurmuş kitap okurken.
türkiye çok değerlerini harcadı. ingiltere'de doğmuş büyümüş olsaydı şimdi lise talebeleri sosyoloji, felsefe derslerinde ismini hatmediyor olurdu.
"islâm harflerinin terakkimize mani olduğunu ileri sürenler, avrupa'nın bizi yok etmeye karar vermiş yazarlarıydı. bir volney, bir baron de tott vs. islâmiyet'e düşmandılar. başlıca hedefleri bizi tarihimizden, irfanımızdan, bir kelimeyle islâmiyetten koparmaktı. bu bedbaht telkinler önce birçok dürüst türk münevverini de büyüler gibi oldu. sonra meselenin vehametini kavramakta gecikmediler."*