Edgü'nün bir başka merakı da şu: evet, kültürümüzün kaynaklarını bilmiyoruz, ama bu kaynaklara eğilsek ve mesela selçuk ve osmanlı kültürlerini adamakıllı tanısak, bu bizi nereye götürür?
Birkaç Türk aydını tanıdığını iddia edenin mutlaka tanıyor olması gereken düşünürdür. Çok genç yaşta gözlerini kaybetmesine rağmen son yüzyılın en çok okumuş Türk aydınlarından biridir. Farklı görüşlerden çok seveni beğeneni vardır.
Tek büyük eksiği, batıda avrupayı, Doğuda Hint kültürünü iyi tanımasına rağmen kendi kültürünü ve islamı ıskalamasıdır. Bunu üzülerek farkettiğinde; gözlerinin kapanınca kalp gözünün açıldığını söyleyerek dile getirecektir.
Soru:sadece siyasi faaliyetlerle kurtulabilir miyiz?
Cevap: hayır! Zira milli bünyemize musallat olan tehlike siyasi değildir. Siyaset bir zarftan ibaret... Tanzimattan beri bu hakikat anlayamadık. Idareyi belli bir isimle damgalamak ve kurtuluşu rejim değişikliğinde aramak kendini aldatmaktır. Aynı insanlar her rejimde aynı insanlardır. Önce insan... Yani, kim olduğunu bilen, dünya içindeki yerini tayin eden, mazinin büyük ve ağır mirasını taşıyacak ehliyette şuurlu insanlara ihtiyacımız var. Bir ötekine geçer gibi, bir ideolojinden ötekine atlamak çocukça bir oyundur. Dikkati zarfa değil mazrufa cevirmeliyiz.
Kültürden irfana.
"Hiçbir dünya görüşüne bağlı olmayan ve sırf ihraç maksadıyla uydurulmuş müstehare telkinler. Bizim için uyduruldularından onları milli diye vasıflandırdık. Bu tahripkar telkinlerin mümeyyiz vasfı tarihe dusmanliktı. Tarihe, yani milli birliğin,milli şuurun biricik mimarına. Osmanlı barbardı, ıslamiyet gericilikti,biz hititlerin,sümerlilerin çocuğuyduk vs.
Aydınların dini:izmler,bu ülke."
atsıza dündar taşere sana söz üstad biz geleceğin türkiyesini şerefli geçmişin omuzlarında yükselteceğiz.
zorunlu okutulacak önemde bir eseri olmayan, evrensellik, barışçılık, uygarlık gibi şeylerden bahsetmeyen, yetenekli ama düşünce dünyası sınırlı bir edebiyatçı.
'' kendimizi tanımak... ruhumuzun mahzenlerinden bizden habersiz yaşayan bir alay misafir var. berhanenin bazen bir, bazen birkaç odası aydınlık. ışık binanın üst katlarında.
kendini tanımak. kendini, yani eriyeni, dağılanı, dumanlaşanı. sen acıların, utançların, zilletlerinle aynısın. rüyaların hayallerin, dileklerinle bir başkası.
gideceksin. tanrılar bile rolünü bitiren aktörler gibi kah birer birer, kah hep beraber çekiliyor bu sahneden. senin zavallı gölgen zaman perdesine bir kere bile aksetmeden,oyuna katılmayan bir kukla gibi unutulup gidecek.''
''Bir çağın vicdanı olmak isterdim, bir çağın, daha doğrusu bir ülkenin, idrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, Türk insanını Türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. Muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim, kelimeden, sevgiden bir köprü. Sanat düşüncenin, düşünce mukaddeslerin emrinde olmalı. Hakikat, mukaddeslerin mukaddesi… Hakikat ve sevgi.''
--spoiler--
Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye koşan zavallı insanlarım, karanlığa o kadar alışmışsınız ki yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi!
--spoiler--
"Bataklıktan göklere süzülen bir tarla kuşu gibi, kasıklarıyla düşünen ve göbekten aşağısıyla yaşayan bu azgın hergele sürüsünden uzaklaşmaya bak. Yoksa gübresin, leş gibi gübre…"
'' insanın keneden farkı bir dava uğrunda fedakarlığı göze alabilmesindedir. bir aydının en hayati, davası fikre kitaba saygı telkin etmek. bu memleketin yalnız nimetlerinden faydalanacak, kırk senedir geviş getirilen yalanları tekrarlayacak, tıkır tıkır maaşını alacak, avrupalarda dolaşacak ve namustan dem vuracaksınız. yağma yok.
doçent olamazsan. ne olur doçent olamazsan ? doçent olmak bir vazife midir ? ve sen doçent olmak için mi yaratıldın?
fikir uğrunda edna fedakarlığı göze alamayan, üniversitede kapıcı olmaya layık değildir.''
adamın ham maddesidir. araştırma, çabalama uğrunda gözlerini feda etmiş düşünen bir varlıktır. okunmaktan ziyade mutlaka anlaşılması gerekir ki onu okumak hayli zordur.
Gözlerinden öperim canım insan evladı.
''taşlıkta sesini aradım bu gece. zindanıma ışık serpen sesini. saçlarına susuzdu dudaklarım, dudaklarına susuzdu.
taşlık'ta seni aradım bu gece. akşam zehir gibi oldu içime. gurbet gibi doldu. taşlık'ta seni aradım. seni yani rüyalarımı. saatler yürümüyor my darlinh. zaman çarmıha gerili ve ben zamana. seninle beraber batıyor güneş, sen gidince yıldızlar kararıyor. ellerine susuzum my darling. entarinin temasına susuzum, kokladığın havya, ve sen kendilerine hiç bir ley eklemediğin, sana hiç bir şey vermeyecek olan insanların arasındasın. bunlar sensiz yaşayabilir my darling . ne havalarısın, ne suları. taşlık'ta seni aradım. rakı dudaklarımı yaktı. dudaklarımı ve gönlümü. ispirto, alevi söndürmütor. kadehim kadehine dokunmayacak my darling, içindeki ışık olsun. sen konuşurken my darling yıldızlı bir medar gecesinin kucağındayım. sen yokken kör bir kuyuda demek sen de tabiat gibi hazinelerini dağa taşa savurmaktasın. haftada bir kaç saat beraberlik yetiyor sana. ben de alışacağım. zamanın parmakları her yarayı kapatır. zamanın veya ölümün. ne zaman görüşeceğimizi bile söylemedin.b bu bir asır nasıl geçecek my darling. saygılarımla''
''kültür çağının ehramı temelinden sarsılır. önce zirve yani dev kent çöker, sonra taşra, nihayet köy. samimi bir imanın yerini ''bilmsel'' bir dinsizlik yahut ölür bir metafizik alır. yaşlılara saygı yerine soğuk bir maddecilik, benim vatanım ve devletim yerine milletler arası toplum; güçlükle kazanılan haklar yerine tabii haklar; gerçek değerler yerine para ve mücerret değerler; halk yerine yığın, annelik yerine seks.
emperyalizm, beynelmilelcilik, kuvvet ihtirası, sınıf kavgası, işte medeniyetin meyveleri.''
O 'Bu Ülke'nin vicdanıdır. Ülkenin en büyük aydınıdır.
Kendi tabiriyle:"Kimim ben? Hayatını Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis fikir işçisi."
Hiç bir şey yapamıyorsanız en azından kendine ufak bir iyilik yapın ve 'Bu Ülke' yi okuyun bari.
''Demek dünya gittikçe küçülmekte. ama sen odanı dünyadan,reel dünyadan,aktüel dünyadan çok daha fazla genişletebilirsin. bu sırtından kumaş balyasını yeni atmış bezirganın yerine, Erasmus'la, spinoz'yla sohbet edebilirsin.
Çocuğum çocuklarım. ben bu kitapları bütün dünya nimetlerinden, çok defa vazgeçilmeyenden, vazgeçilmeyecekten feragat ederek bir araya getirdim. Size bir dünya, dost bir dünya hazırladım, hazırlıyorum. Fırtına tutuldukça sığınacağınız tek liman bu. daha doğrusu bu limandan ayrılmazsanız kasırgalardan uzak kalırsınız. bu kitaplar benim sevgililerim.
Ayrıca yıllardır konuşamıyoruz. Birbirimizin dilini unuttuk. Bilmem neden darıldılar ? sizin yerinizde olmak için görülmemiş işkencelere razı olabilirdim.
görmek ve dünyanın en büyük insanlarıyla halvet olabilmek. kadın da , şöhret de, kuklaları harekete geçiren bütün ihtiraslar da öyle zavallı ki. Allah sizi bahtiyar etsin.''
Bir eşik atlamak için, bilincini farkedip ellerinle kavradığında ve tahammülsüz acılar verdiğinde o bilinç, hey yol buradan diyen biridir benim için cemil meriç.
Belki de bedel ödemesi, gözlerini kaybetmesi perçinlemiştir, bilemedim.