sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Söylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
lisedeyken ciddiye alır okurdum bu adamın şiirlerini. şimdi okuyunca anladım ki ne boş adammış, ne yavan yazarmış. Tunceli kökenli olduğu için belli tip solcu kızlar tarafından abartılıyormuş meğerse bana karşı. ayrıca abazanın önde giden akü kafalısı. bir insan tek kolu olmayan evli kadınla ne diye iş pişirir? Tuncelili diyorum ya size.
13 gün boyunca hastanede yatan Eşine yazdığı mektuplardan oluşan onüç günün mektupları adlı kitabında,
kızının adının elif olmasını istediğinden bahseden şair;
"sen ne güzel bir elif doğurursun. Başına kurdeleler bağlarsın."
"sana rastlamak mutluluktu,
Sana sahip olmak başka bir şey, başka bir ad bulmak gerek ;
"içine taşınması" gibi bir şey insanın."
Gönlüne buyruk şair abimiz. Biraz zampara çokça şairane bir ruhu dizginliyordu. Allah ruhuna acısın, memo'ya da kendi gibi çocuk versin. Memo'yu bilir misiniz? Öğrenin memo'yu. Süreya dendi mi aklıma şerefsiz memo gelir.
Zamanında kendisi henüz hayattayken çekilmiş bir programda görmüş ve ısınmıştım kendisine.
ilginçtir ki "Sizin hiç babanız öldü mü ?" Diye seslendiğinde babası hayatta imiş. Annesini ise 7 yaşındayken kaybetmiş. Belki annesizlik ona çok dokunmuştu, o da acısını başka bir yoldan anlatmayı seçti.
yazdığı "şiir"lerde, saçma sapan alakasız kelimeleri arka arkaya dizerek oluşturduğu devrik cümlelerde, sanki çok derin manalar içeriyormuş hissi verdiren yazar.
ne bir ölçü ne de bir kafiyesi olmayan şiirlerinin, aslında bir anlamı da olmadığı halde kullandığı alakasız kelimelerin okuyanın kendi hayal gücünde ona ithaf ettiği anlamlar sayesinde popülerliği devam eden şiirlerinin, aslında insanlar tarafından bu kadar popüler edilmeseydi yüzüne bakılmayacağını bildiğim yazar.
Herkes şair bilir .
Çanakkale Savaşı'ndan tam 50 sene sonra savaştan kalan tüm silahlar,tarihi toplar,mühimmat ihaleye çıkarılarak hurdacilara satılacaktır!yapılan tehditlere aldırmadan Çanakkale Savaşı'nın izlerini silecek olan ihaleyi iptal ettiren kişi müfettiş Cemalettin Seber'dir. Biz cemal Süreyya diye biliriz .
Sevdiği kadınlara bir zaman için tanrısal sevinçler yaşatmış olsa da bu durum hakikatten değil cemal süreya ve onun gibilerin coşkulu hezeyanlarından kaynaklanıyordu.
Kadın içten içe haykırmaktadır, Aldat beni kandır. Sevdiğine inandır..
Son derece iyi şiirleri vardır. Sevene sevmeyene saygı duyulur tabi.
Benim takıldığım konu gönül ilişkilerindeki tuhaflıklardır. Kolayca aşık olması evlilik, birliktelik konusundaki ani kararları ve ayrılıkları. Eski eşi ve yeni hayat arkadaşıyla aynı evde yaşamak durumunda kalmışlığı ve nihayetinde çok acı bir olayı yaşamışlığı da vardır.
insan kaç kere sever? Diyorum ve susuyorum.
Her şeye rağmen teşekkürler bizlere bıraktıkları güzellikler için. Rahmet ve saygıyla anıyoruz.
...
Birlikte mısralar düşürüyoruz ama iyi ama kötü
Boynun diyorum boynunu benim kadar kimse değerlendiremez
Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek
iki adım daha atmıyoruz bizi tutuyorlar
Böylece bizi bir kere daha tutup kurşuna diziyorlar
Zaten bizi her gün sabahtan akşama kadar kurşuna diziyorlar
Bütün kara parçalarında
Afrika dahil
...