6 yaşında annesini kaybetmiştir. Babası deli bir üvey anne getirmiştir eve. Bu deli analık kız kardeşlerini saçlarından tutarak bahçedeki kuyunun içine sarkıtırmış. Kız kardeşleri seyrek saçlı olmuş bu yüzden. bir gün deli analık mahalleden bir adamın kafasına taśla vurmuş; adam orada yığılmış kalmış. Adam öldü diye memleketine kaçıp gitmiş korkudan. Sonra süreya'nın babası üçüncü hanımı almış, o iyi bir insanmış.
Süreya , Darphane ve Damga Matbaası müdürü iken dönemin Maliye Bakanı Yılmaz Ergenekon'la sorun yaşayınca görevinden ayrılmıştır.
"Bakan, Darphaneye gazap içinde girdi. Boyuna bağırıyordu: 'Kapalı yerleri görmek istiyorum! Kapalı yerleri gösterin bana!' Maliye Bakanı için kapalı yer mi olur! Her yer gösterildi. Ertesi gün arşiv de gezildi. Bu kez yüzü gülüyordu Yılmaz Ergenekon'un. Şaka bile yaptı. Görevden alınacağımı sezince rahatlamıştım ya, Bakan tam arabaya binerken, parmağımı kaldırarak herkesin duyabileceği bir sesle şöyle dedim: 'Beyefendi bir kapalı yer daha vardı, ama onu size gösteremeyiz.' Ergenekon şaşırdı, bir an ne yapması gerektiğine karar veremedi. Hemen ekledim: 'O da bizim gönlümüz.' iki gün sonra bakanlıktan bir yazı geldi. Şöyle başlıyordu: 'Darphaneyi gezdim, pis buldum.' Aynen böyle. Sekiz on maddelik bu yazıya verdiğim yanıtın ilk maddesini bugünmüş gibi anımsıyorum: Evet o gün darphane gerçekten pisti, ama tarihinde ilk kez olarak ve bir iki saat..."
"Ben seni düşünüyorum seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi."
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü, kör oldum.
Yıkadılar, aldılar, götürdüler.
Babamdan ummazdım bunu kör oldum.
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum.
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak,
Şöylelemesine maviydi kör oldum.
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm.
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü.
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum.
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
“Tanrı bin birinci gece şairi yarattı, bin ikinci gece Cemal’i.” Böyle diyordu Ülkü Tamer onun için. 1983 senesinde Sanat dergisine verdiği röportajda ise şiir tutkusundan şöyle bahsediyordu Cemal Süreya:
“Her gün, her an kızları düşünmekten, şiiri düşünmekten, ileriye yönelik hayaller kurmaktan, kız arkadaşlara vakit ayıramadık. Şiir yazmaktan, dans etmeyi öğrenemedim.
Mutlu yıllardı o yıllar.
En güzel zamanımdı. Özgürdük. Bir tuhaftık. Sanat çevresinde yoğrulurduk. Şiir günleri yapılırdı. Ben şiirimi kimseye göstermezdim. Şiir günlerinde okunanları beğenmezdim. Fransızcayı kendi kendime öğrendim. Çeviriler yapardık. Cebimizden şiir kitapları eksik olmazdı… Sabah Cebeci’den çıkar, sokakta okuya okuya yürüyerek Sıhhiye’ye, oradan Ulus’a, sonra Samanpazarı’ndan çember çizip tekrar Cebeci’ye dönerdim. Yürürken, okumadığım zaman yüksek sesle konuşurdum, önceleri delilik sandım. Meğer değilmiş.”
Cemal Süreya, Sevda Sözleri, Üvercinka, Beni Öp Sonra Doğur Beni, Göçebe, Sıcak Nal, Güz Bitigi ve gelecek yeni baskılar ile yeniden Can Yayınları’nda.
“Beni Öp Sonra Doğur Beni” – 1973
Şimdi
utançtır tanelenen
sarışın çocukların başaklarında.
Ovadan
gözü bağlı bir leylâk kokusu ovadan
çeviriyor o küçücük güneşimizi.
Taşarak evlerden taraçalardan
gelip sesime yerleşiyor.
Sesimin esnek baldıranı
sesimin alaca baldıranı.
Ve kuşlara doğru
fildişi: rüzgârın tavrı.
Dağ: güneş iskeleti.
Tahta heykeller arasında
denizin yavrusu kocaman.
Kan görüyorum taş görüyorum
bütün heykeller arasında
karabasan ılık acemi
–uykusuzluğun sütlü inciri–
kovanlara sızmıyor.
Annem çok küçükken öldü
beni öp, sonra doğur beni.
Bak bunlar ellerin senin bunlar ayakların
Bunlar o kadar güzel ki artık o kadar olur
Bunlar da saçların işte akşamdan çözülü
Bak bu sensin çocuğum enine boyuna
Bu da yatak olduğuna göre altımızdaki
Sabahlara kadar koynumda yatmışsın
Bak bende yalan yok vallahi billahi
Sen o kadar güzelsin ki artık o kadar olur
işe bak sen gözlerin de burda
Gözlerinin ucu da burda yaşamaya alışık
iyi ki burda yoksa ben ne yapardım
Bak çocuğum kolların işte çıplak işte
Bak gizlisi saklısı kalmadı günümüzün
Gözlerin sabahın sekizinde bana açık
Ne günah işlediysek yarı yarıya
Sen asıl bunlara bak bunlar dudakların
Bunların konuşması olur öpülmesi olur
Seni usulca öpmüştüm ilk öptüğümde
Vapurdaydık vapur kıyıya gidiyordu
Üç kulaç öteden istanbul gidiyordu
Uzanmış seni usulca öpmüştüm
Hemen yanımızdan balıklar gidiyordu.
şiir yeteneği olan ama ruhunda gereksiz bir ızdırap ve yalnızlık çeken şair. tamam duygu yoğunluğu yaşa ama bu kadar da yerlerde sürünmek nedir be adam.