aynı programda yani siyaset meydanı'nda 2 ilahiyatçı ve %90'ının ilahiyat bölümü öğrencilerinin oluştuduğu halde herkesin sorularını cevaplamış ama anlamamaya kararlı kitle diretmiştir.
ve her nasılsa bu karşı tayfanın tüm sitelerinde aynı yazı mevcut, yani farklı yorum yapmaktan bile acizler.
"19 Mart 2009 tarihinde yayınlanan Siyaset Meydanı programına konuk olan Celal Şengör, artık kesin yenilgi ile yerle bir olmuş olan Darwinizm;i savunabilmek için çeşitli izahlarda bulunmuştur. Şengör, ikna edemediği genç bir topluluğun karşısında Darwinist demagoji metodlarını kullanarak yıllardır tekrarlanmış ve geçersizliği ispatlanmış konuları tekrar gündeme getirmeye çalışmış ve cevap veremediği noktalarda bu konuları külliyen inkar etmiştir. Söz konusu izahlar, bu program vesilesiyle tekrar gündeme getirilmiş olduğundan, konu hakkında hatırlatıcı açıklamalarda bulunma gereği hasıl olmuştur."
çok vahimdir ki türkiye bu tür bilim adamlarını yani kendini bilime adamış , çalışkan insanları hor görüyor ve sonrada kendi ülkesinde barındıramıyor.
sol frame e her gelisinde bir entry girip giyabinda hurmetlerimi belirtmek zorunda hissettigim profesor.
ulkenin ihtiyaci olan insan tipi. allahina kadar basarili, akilli, hazir cevap, kendi alaninda dunyanin en iyileri arasinda.
her alanda her sektorde, boyle insanlara ihtiyacimiz var. keske daha cok sayida insan bu kadar basarili, turkiye ye yon verebilecek capta bilgili, yetenekli olsa.
olağanüstü bir adamdır kendisi. herkes onu anlayamaz. böyle bir zekanın da düşmanı çok olur. inancı kendini bağlar, herkesin olduğu gibi. sonuçta dinle ilgisi yok diye kutsal değerlere hakaret ettiği savunulamaz. nasıl ki inancı hayatı olan bir insana saygı gösterilmesi gerekiyorsa, inançsızlığı hayatı olan birine de saygı göstermek gerekir.
bir de adamın pantolonuyla falan uğraşan insanlar var. bir etraflarına baksınlar bakalım kendilerini gerekenden kısa paçalar görmek mi daha çok rahatsız ediyor, yoksa kara çarşaflar, türbanlar, çember sakallar, sarıklar, cüppeler görmek mi?
sanırım birçok inançlının siyaset meydanında inancını sarsmış profesör. örneğin oradaki türbanlı bir kız, celal şengörün dahiyane cevaplarından sonra, ilahiyat fakültesinde okuduğu fakat biyoloji gibi dersleri görmediği için yakınmıştır.
akıllı tasarımcıyım diyen bir çocuğa ise son derece net olarak, o tarz düşüncenin safsata olduğunu söylemiştir.
hemen yanındaki sakallı islamcı yazara, insansız herşeyin evrimini kabul ediyorsunuz gibisinden laf sokmuştur.
çok güzel düşünceler sokmuştur aklıma. evrim denen değişimin doğanın bütün unsurlarında olduğunu belirtiyor. insanı neden bunun dışına çekme gayretinde bulunuyorlar? tuhaf...
daha sık görmek istiyoruz televizyonlarda. insanlar evrimi bu işin gerçek duayenlerinden öğrenmeli. o kadar aç kalmış ki insanlar evrim tartışmasına, diğer 2 ilahiyatçıya çok nadiren soru yöneltildi...
ek: siyasal bilimlerde okuyan bir kız, celal şengör'ün fikirlerini artık siyasal yaşamında temel baz alacağını belirtmiştir (o derece mantıklı konuşmuştur).
olaylara ve farklı düşüncelere olan samimi tavırlarıyla ilgi çeken ateist bilm adamı.türkiye koşullarında gerçekten donanım açısından sağlam temele sahip olduğu yönünde bir kanaat getiriyor insana.dün akşamki siyaset meydanı programında savunduğunu tam anlamıyla savunmuş ve kendisini tezatlılarla beraber ortaya koyabilmiştir.yedi dil bildiği söylenmektedir.gözlüğünü geri itip durması gibi bir hareketi de vardır.ama olsundur.iyidir.
üak'ın yök üyeliği için seçtiği ancak yök başkanı yusuf ziya özcan tarafından cumhurbaşkanı'na ismi sunulmayarak yök üyeliği gerçekleşmeyen hoca.
ne kadar haklıymış meğer yusuf ziya değil mi? adam bir kere ateist! yaradılışa da inanmıyor, böyle biri nasıl yök üyesi olabilir?
pardon ya ben diyanet işleri başkanlığı ile karıştırdım sanırım.
allah inancı olan ancak evrim kuramının maddesel kanıtlarını da yadsımayan biri olarak hocanın bilimsel konuşmalarını dogmatik olarak reddeden bünyeleri anlamakta cidden zorluk çektim.
hele bir ablamız vardı "ben evrim hakkında kitaplar okumadım, benim atalarım maymun değil, sizinkiler öyle" diyen, aklınca ayar veriyor. evrim kuramında insanın atası maymundur denmez, ikisi ortak ataya sahiptir gibi bir tez vardır. hayır oku ablacım kitapları madem, bilgi sahibi olmadan dogmatik inancından ötürü fikir sahibi olduğunu iddia eden gençlik gerçekten komik duruma düşmüştür.
annesi babası müslüman olduğu için müslüman olan bünyeler belki bir hristiyan ailenin çocuğu olsalar papaz veya rahibe olacaklardı hatta bir musevi ailenin çocuğu olsalar bugün o ağladıkları gazzeli çocuklara kurşun sıkacaklardı. çünkü her şeyi böyle algılıyorlar. incil'i mantıklı görüp hristiyanlığı seçebilecek iradeniz var mı? yok. incil'i şöyle bir okumayı aklınızdan dahi geçirmezsiniz. benim annem babam müslüman ancak ben kendi tercihimden dolayı müslümanım, incil'i de okudum, tevrat'ı da kaçınız yapabiliriniz? okumaktan zarar gelmez. inanmasan da oku. korkmayın, evrim kuramını da okuyun, yanlışlıklarını "bakın böyle deniyor ama böyle bir şey yok vs." gibi bir yaklaşımla reddedin. okumadan, görmeden "hayır bu doğru değil" gibi yaklaşımlar komik, insan beynine de ihanet.
dogmatik yaklaşımların dışına çıkın, kabul edersin etmezsin ama ortaya sunulan bilimsel verileri "sen istediğin kadar konuş, istediğin kadar kanıt sun, ben inanmıyorum" yaklaşımında olan adamlar da bir zahmet görüş bildirmesinler, zaten oraya fikrini sunmaya değil bir şeyleri reddetmeye gelmiş.
oku ayet oku, başka maddi kanıtlar sun, yok! "sizin atanız maymun" demeyi bilirsiniz ancak.
''din bilim ve darwin'' konulu siyaset meydanına neşe katan ilginç ama bilgisi aşmış olan insan.ve ayrıcajeologtur.kendisini baş aşağı etmeye çalışanları yerle bir etmiştir o da ayrıdır tabi.
seleflerinin yaptığı gibi fikir üretemeyince işi alaya almaya çalışan ve bu haliyle de sıradanlaşmaktan kurtulamayan kişidir. kendisi üniversite öğrencilerine baktığı zaman ne görüyordur bilmiyorum ama ben kendisine baktığım zaman türkiye'deki akademisyenlerin ne halde olduklarını çok rahat görebiliyorum.
katıldığı siyaset meydanını izleyenlerin ne dediğinden çok kıçına başına baktığı bilim adamı. sorgulamaya açık her yerde ben varım diye da bir cümle etmiş ki kimin umrunda. keşke her ateist, celal hoca kadar saygılı bir tavırla yaklaşabilse dine.
her ne kadar "hükümet ve ortakları" hakkındaki tespitleri(meb'in komik durumları, bilim dışılık, kendi otoritelerini kurmaya çalışmaları, parselcilik vs) yüzde yüz isabetli olsa da ve türkiye'nin trajikomik durumunu(semih cumhuriyeti gibi bir ülke olduğumuz gerçeği) gözler önüne serse de,
türkiye'de bilimin ne olduğundan bihaber bu kadar çok insan varken ve kendisi de bizzat bu durumdan yakınırken zamanında yaptığı "belirli bi kesimden insanlar üniversiteden gitsinler" kabilinden açıklamaları aynı o derecede trajikomiktir. sorarlar "bu ne pehriz bu ne lahana turşusu" diye adama.
peki o zaman, onlar da çıksın üniversiteden, zaten 70lerde sürünen IQ puanı ortalamamız moron seviyesine insin hocam. sonra daha çok yakınırız işte böyle "türkiye neden bilime bu kadar soğuk bakıyor" diye. onlar da kahvehaneden "türkiye neden ilerleyemiyor/noolcek bu memleketin hali" diye yakınırlar. negzel, eşitlemiş oluruz durumu böylece.
ilkeli bir akademisyenin düşünmesi ve dile getirmesi gerekenleri söylediği için hedef adam olmuştur.
doğan grubunun gayet tarafsız bir yazılı basın unsuru olan radikal'le aydınlanan arkadaşlar da bu olaya çanak tutmaktadır.
ismet berkan'a zaten hiç lafım yok, iktidarın her yanlışına yalnızca kalemiyle kafa tutan müthiş bir insan...
Milliyet gazetesi yazarı hasan cemalin bir yazısına konu olmuş jeoloji profesörü.
yazıdan alıntıdır.
--spoiler--
Prof. Şengör, darbesever bir zat!
Milliyet'e bir demecindeki sözleri:
"Ordu gayet tabii ki darbe yapabilir, niye yapmasın?"
Prof. Şengör, üniversitelerde başörtüsü-türban yasağının ateşli bir taraftarı. Bu yakınlarda Akşam gazetesine verdiği demeçte şöyle diyordu:
"Yasal olarak kabul edilse bile türban kabul edilemez. Türban taktın mı şeriat istiyorum demektir."
Aynı demeçte asker adına da konuşmuştu Prof. Şengör:
"Laiklik ilkesini korumak askerin görevidir. Genç subaylar da rahatsız, yaşlı subaylar da..."
Arkasından da sopa göstermişti:
"27 Mayıs'ı üniversiteler yaptı!"
Prof. Celal Şengör askeri çok sever. O kadar ki, bir komutanla telefonda bile konuşurken ayağa kalktığını, önünü iliklediğini söylemiştir.
Hatta, askerlerin huzurunda ayağa kalkıp hazır ola geçtiği zaman komutanların "Rahat!" dediğini anlatan da kendisi olmuştu.
Asker de Prof. Şengör'e sıcak bakar. Örneğin iki yıl önce Harp Akademileri'ndeki açılış dersini Prof. Celal Şengör vermişti.
Prof. Şengör'ün katı, totaliter bir zihniyete sahip bir akademisyen olduğunu belirtmiştim. Bunun en çarpıcı örneği önceki gün ismet Berkan'ın Radikal'deki köşesinde çıktı.
Prof. Şengör'ün kendisini YÖK'e aday gösteren Üniversitelerarası Kurul'a gönderdiği teşekkür mektubu, bağımsız ve eleştirel düşünce ile pek ilgisi olmayan totaliter anlayışın tüm izlerini taşıyordu.
Prof. Şengör, üniversitelerde yalnız başörtülüye değil, itikat sahibi, dindar bütün insanlara da kırmızı kart gösterilmesinden yana.
Bir başka deyişle:
Allah'a inandın mı yandın, ilim irfandan yoksun kalacaksın, bilimle zinhar uğraşmayacaksın!
Oysa, tarih böyle demiyor.
Girin Google'a, tıklayın Isaac Newton adını. Yerçekimi ve hareketin yasalarını bularak bilim tarihine en büyük katkıyı yapan Newton, Allah'a inanan bir Hıristiyandı. "Evet, yerçekimi planetlerin hareketini açıklıyor ama onları harekete geçiren kim?" diye sorduktan sonra, "Allah!" diye yanıtlıyordu.
Modern bilimin babası sayılan Galileo da koyu bir Katolikti.
Öyle anlaşılıyor ki:
Prof. Celal Şengör, kendi gibi olmayan kimseye üniversitelerde hayat hakkı tanımaktan yana değil.
Böylesi kafalar tüm iddialarına rağmen özünde sorgulayıcı ve eleştirel olmaktan uzaktırlar. Böylesi kafalar, özellikle üniversitelerde olması gereken bağımsız düşünce ile bağdaşmaz.
Demokrasi kültüründen yoksun böylesi kafalar, torna tezgâhından çıkmış gibi tek tip düşünen insan yetiştirmek gibi ham hayallerin peşinde koşarlar. Onun için de asker karşısında hazır ola geçip darbe çağrısı yaparlar.
"Bugüne kadar hiç bir general veya amiralle oturduğum yerde konuşmadım. Aradığım zaman ayakta ararım onlardan telefon geldiğinde ayağa kalkarım." diye beyanat verdiği medyada yer almış (http://www.stargazete.com...=3&ay=10&yil=2006 ) bir şahsiyet. bu şahsiyet aynı zamanda profesör ünvanı taşımaktadır. jeoloji profesörü olmasına rağmen harp okullarında atatürkçülük üzerine ders verebilmektedir. hızını alamayıp depremin önlenmesi için orduya tam yetki verilmelidir diyebilmektedir. yök üyeliği vb. önemli konumlara gelmediği sürece gülmemize vesile olan komik yaklaşımlarıyla eğlence kaynağı olabilecek biridir.
tübitak'ın yasal durumu ile ilgili yakın zamanda nature'da bir mektubu çıkmış insan. yaşanan kepazeliği bütün dünya öğrenmiştir böylece, çok da iyi olmuştur.
olaylara yaklaşımı iyidir, özellikle bilimsel anlamda. genel kültür adına bir şeyler kazanmak adına oturur izlerim.
ama özellikle askerlere olan hayranlığı ehh dedirtir insana. türkiye'de doğru düzgün ve seri şekilde işinin ehli adam yetiştiren tek yükseköğretim kurumunun genel anlamda harp okulları olduğunu söyler. ben de kendisine sorarım o zaman: ah be celal şengör, kenan evren'i de bu okullar yetiştirmedi mi?
Türkiye'nin yetiştirdiği önemli bilim insanlarından biridir. Bilgisi sadece jeolojiyle sınırlı değildir. Geniş bir kültüre sahip olması onu bilim adamcıklarından ayırır. Maaşlı parti ideologluğu yapanlar varken bu ülkede, Celal Şengör bilim adamlığının yüz akıdır.