kadim mısırlılar'ın ortaya attığı kavram. daha önceleri kozmogonik diyagramda cehemnem diye bir şey yoktu.
önce kendi kafalarından set adını verdikleri şeytanı yarattılar. sonra bu kötü varlığa bir nufuz alanı bulmak gerekti. ona da cehennem dediler. öğretilerine göre burası hiç sönmeyen kükürtlü alevlerle dolu bir yerdi. oraya atılan ruh ebediyen orda kalır ve sonsuza kadar yanardı.
fakat şöyle bir şey var ki spirituel bilgilerimize göre ruh, madde değil, süptildir. dolayısı ile hiçbir element ruha dokunamaz, zarar veremez. çünkü ruh maddenin oluşmasını sebeb olan yaratıcı güçtür.
şayet elementler ruha etki edebilse idi ruh, mesela ruzgar her estiğinde oradan oraya savrulup durmaz mıydı ?
günahkarların acı çekeceği mekandırivayetlere göre aşırı sıcaktır, ama imgeseldir böyle şeyler, zebaniler odun taşımıyorlardır ,cehennemdeki işkence dünyadaki istemediğimiz tüm herşeyi yaşamamızdır belki de, ayrıca kimileri bunun bir tercih olduğunu sanar ,ben cehenneme gitmek istemiyorum gibi abuk bir laf söyleyip,her haltı yerler, e misliman sorarım sana sen yanmayacaksan kim yanacak,bu mekan niye tasarlandı, neden yaratıldı , bu masumluğumla ben mi yanacağım *
Yahudilikte zannedilenin aksine cehennem kavramı vardır.Hatta cehennem kelimesi muhtemelen kadim ibranicede gözyaşı vadisi anlamına gelen "gehinnom" sözcüğünden türemiş olabilir.Sadece yahudiler belli bir süreden başka kendilerine azap edilmeyeceğine inanırlar. Bu sürede maksimum bir yıldır. O yüzden bir yıldan sonra ölünün ardından yas tutulmaz.
(bkz: hacı koş sözlüğe hahamlar dadanmış.)
sayet bize anlatildigi gibi iskencelerin yapildigi, insanlarin yakildigi, izdirap icinde yasatildiklari bir yer ise, kesinlikle hellraiser filmini seyretmenizi tavsiye ederim. cehennem ancak bu kadar guzel anlatilir.
Cehennemin kapıları kulun rabbine isyan ettiği âzalarının adedincedir. Kimi kiminin üstüne kuruludur. En üstte cehennem bulunmaktadır. Diğer tabakaların adları ise sırasıyla şöyledir: Sakar, Leza, Hutame, Saîr, Cahîm, Hâviye.
Resûlullah (s.a.v) cehennem ateşinin durumunu şöyle anlatmıştır:
"Allah Teâlâ ateşe, kıpkırmızı olana kadar tam bin yıl yanmasını emretti. Ardından bin yıl daha yanmasını emretti; öyle ki ateş bembeyaz kesildi. Sonra bin yıl daha yanmasını emretti ve simsiyah oldu. Şimdi siyah ve karanlıktır.
Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"Cehennem ateşi rabbine şikâyette bulundu: 'Ey rab-bim! Ben hararetimden kendimi yiyecek duruma geldim' dedi. Yüce Allah da iki defa nefes almasına izin verdi. Nefesin biri kışın, diğeri yazın olur. Karşılaşmış olduğunuz çok şiddetli sıcak ve sizi en çok üşüten zemheri soğuğu işte cehennemin rahatlamak için nefes almasıdır."
Muhammed b. Kâ'b el-Kurazî (rah) anlatıyor: Cehennem ehlinin beş duası vardır. Allah Teâlâ bunların dört tanesine cevap verir. Beşinci duayı yapmaya kalkıştıklarında artık konuşamaz olurlar:
1. Onlar derlerdi ki: "Rabbimiz, bizi iki defa öldürdün, iki defa dirilttin. Biz de günahlarımızı itiraf ettik. Bir daha (bu ateşten) çıkmaya yol var mı derler."311
Bunun üzerine Allah (c.c) cevap olarak onlara der ki: Tek Allah'a ibadete çağrıldığınız zaman inkâr ederdiniz. O'na ortak koşulunca (bunu) tasdik ederdiniz. Artık hüküm, yücelerin yücesi Allah'ındır."
2. Sonra onlar, "Ey rabbimiz! Yakın bir müddete kadar bize süre ver de senin davetine uyalım ve peygamberlerine tâbi olalım" derler¦.
Allah Teâlâ onlara, "Daha önce sizin için bir zeval olmadığına (öldükten sonra diriltilmeyeceğinize) yemin etmemiş miydiniz?" diye cevap verir.
3. Cehennemlikler, "Rabbimiz! Bizi çıkar, (önce) yaptığımızın yerine iyi işler yapalım" derler.
Allah (c.c) onlara, "Size düşünecek bir kimsenin düşünebileceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size bir uyarıcı da gelmişti. (Ona niçin inanmadınız) Şimdi tadın (azabı)! Zalimlerin yardımcısı yoktur" diye cevap verir.
4. Onlar, "Rabbimiz! Azgınlığımız bizi aldattı; biz, sapıklar topluluğu idik. Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız" diye dua ederler.
Birinci ölüm, dünya hayatının sonunda, ikinci ölüm ise kabirde ilk sorgulama yapıldıktan sonra meydana gelecektir. Buna göre birinci dirilme kabirde sorgulama için, ikinci dirilme ise kıyametten sonra ebedî hayat içindir.
Allah (c.c) o kâfirlere şöyle cevap verir: "Alçaldıkça alçalın orada! Benimle konuşmayın artık!"
Cehennem ehli Allah'ın (c.c) bu hitabının ardından bir daha ebediyen konuşamazlar. Gerçekten bu durum, azap olarak en şiddetli olanıdır.
bir de münafıklar için gayya kuyuları vardır ki tanımı bile insanı dehşete düşürür. münafıkların kâfirlerden daha aşşağılık olduğu belirtilir. (bkz: cehennemin kademeleri)
cehennem: ibranicedeki ''ge-hinnom'' sözcüğünden gelir. anlamı, ''hinnom vadisi''sir. yunancası ''gehanne''dir.
ge-hinnom (gehanna), ölümden sonra gidilecek bir fırın ve işkence yeri değildir.
isa ve havarileri, cahil kitleleri tanrı'ya inandırmak, sindirmek ve manevi yönlerini kolayca etkileyebilmek için: o dönemde herkesin bildiği ve gördüğü bu iğrenç yeri ''sembolik'' olarak kullanmışlar, bu işkence ve korku edebiyatında da çok da başarılı olmuşlardır!
hinnom vadisi kudüs'ün güney ve güney batısında, israil krallığında yaşayan insanların çocuklarını molek ve baal adlı bir puta kurban olarak, canlı canlı ateşe attıkları yerdir.
israil kralı yoşiya bu uygulamaya son vermiş, daha sonra hinnon vadisi çöplük ve değersiz insanların cesetlerinin atıldığı bir yer olarak kullanılmıştır.
bu insanlar çocuklarını baal ve molek için ateşe kurban etmişler ama aslında onlar cocuklarını ''cinlere'' kurban etmişlerdir. çünkü bu törelerin sahibi ve işkencenin yapılmasından sadistce zevk duyanlar kutsal metin'e göre ''tanrı'' değil, cinlerdir!
incil'de başlangıcta hinnom'a atma yani cehenneme atma simgesel olarak kullanılmış, zamanla ölümden sonra günahkar insanların gideceği bir yere dönüştürülmüştür.