sanki günümüz dünyası ve insanlarının çoğu için söylenmiş söz.
- çocukların üzerine bomba atılan anlamsız savaşlar,
- ekonomik buhran,
- mülteci sorunu,
- seri katiller, tecavüzcüler, pedofiller, kundakçılar, insan kaçakçıları, uyuşturucu tacirleri
zaten dünyayı renksiz kılıyor.
bir de insanların saygısızlıkları, ince düşüncesizlikleri, şımarıklıkları, şişkin egoları hayatı daha da zorlaştırıyor.
- o telefonuna bakıp yürüyecek, onun keyfini bekleyeceksin merdivenlerde arkasındaysan ya da ona çarpmamak için dikkat edeceksin,
- o metroya içinden geçerek binmeyi deneyecek, sen her seferinde onu kenara ittirip metrodan ineceksin,
- sen sıradayken mal gibi önüne geçecek,
- yanındaki kızla şımarıkça sana hava atacak,
- sözünü kesip dinlemeyecek,
- kalbini kırıp terk edecek,
- sadece tipe ve gülmeye bakıp önyargıyla seni dışlayacak,
- gürültü ve çevre kirliliğini arttıracak,
- yaşlılara yer vermemek için göz teması kurmayacak,
- tepeden ve kibirli, sevimsizce konuşup başını ağrıtacak,
- küfredecek, kabalık yapacak, özel alanını kaplayacak.
ilk karşılaşmamdan yıllar sonra sartre' ın ne demek istediğini anlıyorum. bu dünya ve insanlarının hassas ruhlar için cehennem olduğunu belirten goethe de bir yandan akla geliyor.
camus da ayrıca zihinde beliriyor. kahvenin tadına mı baksan hayatına son mu versen acaba ? öyle saçma ve aptal bir dünya, hayat var ki insan tahammül edemiyor.