Aslında iyi bir kızdır. Zarif ve zekidir. Apartman kapısında her karşılaşmamızda nazikçe selam verir ve hatırımı sorar. Öyle çok çapkın falan da değildir.
onu gören çoğu insanın 'yemek ye biraz kızım, eline yüzüne kan gelsin, kalçan göbeğin belli olsun biraz. türk ten çok somaliliye daha yakınsın. o kadar soluk bakıyorsun ki insanın seni tokatlayası geliyor kendine gel diye' cümlelerini sarfetmek istediği yarı mat sentetik kızımız.
ne oyunculuğu vasatın yanına yaklaşabiliyor, ne de bir süpürgeden daha güzel.* ama gel gör ki kenan imirzalıoğlu gibi bir karizma abidesi dizi icabı da olsa buna hasta, var bunda bir iş. hatta ezel dizisindeki pek çok usta ismin arasında çok matahmış gibi en önemli rollerden birini de bu çiroza vermişler. nedir bu belli insanlar lehine uygulanan bitmek bilmez torpilin kaynağı? söylesinler de biz de yiyelim kaymağı.
acı aşk filminde görüldüğü üzere berbat bir oyunculuğa sahiptir kendileri, o ne donukluk o ne soğukluk her göründüğü karede bu bir film ve ben rol kesiyorum cümlesini gözüme gözüme soktu, bir de makyajsız hali çok çirkinmiş onu fark ettim.
ezel'in bu akşam ki bölümünde şahsımı şaşırtan kadın. hani cicilerini giyip kumarhaneye geldiğindeki o hali. ne güzel bir kadınmış yahu. ama oyunculuğu vasat. ama sarhoş olunca insanın dudaklarına güzel fısıldıyor fettan. *
kesinlikle oyuncu değil. neden o kadar usta oyuncuların oynadığı prodiksyonlarda habire oynatılıyor bu kadın anlamıyorum arkadaş. hayır kadına bir kastım yok. kendini geliştirse amennah. ajdar oynasa o kadar dizide filmde valla oscara aday olurdu şimdilerde. kendisi gitsin podyumlara vursun kendini ama tuncel kurtiz'in, ipek bilgin'in hatta oğlu rolündeki ufaklık can'ın bile döktürdüğü dizide mazmutça takılmasın.
insanların sevgili ya da eş seçimleri onlara olan sevgimizi etkiler mi ya da etkilemeli midir bilemiyorum ama benim bitmek tükenmek bilmeyen cem yılmaz sevgim ve sempatim cansu dere sebebiyle tükenip bitmiştir. nasıl olur da o şen şakrak, pozitif görünen adam bu kadar ruhsuz görünen, doğru düzgün bir kere bile güldüğünü görmedğim biriyle olur anlamış değilim. cansu dere ezel dizisindeki oyuncular içinde en vasat performansa sahip olması sebebiyle diziden de soğuma sebebimdir aynı zamanda * .
1980 Ankara doğumlu, Burcu terazi. Burcunu "çok gel gitlerin olduğu bir burçtur" diye tanımladı. Küçükken "büyüyünce ne olacaksın?" sorusundan hiç hoşlanmadı. Verebilecek bir cevabı da yoktu. Üniversitede arkeoloji bölümüne girdi, isteyerek. Ama mezun olmadı. "istesem mezun olurum zaten" dedi. istemedi. 2000 yolında Miss Turkey Güzellik yarışması'nda üçüncü oldu, mankenlik kariyeri başladı. Boyu 1,76 m, vücudu 85-59-90 olarak ölçüldü. Aynı yıl televizyona adım attı. Çocuk, müzik, yarışma, moda programı sunuculuğunun ardından 2004 yılında Metro Palas dizisi geldi. Dizi tutmadı ama Cansu keşfedildi. 2005'te Uğur Yücel'in alacakaranlık adlı dizisinde rol aldı. Sıla'nın başarısı "Sıla tokası geldi" notunu dükkanların camına yapitırdı. "Son Osmanlı Yandım Ali" de başrolü paylaştığı Kenan imirzalıoğlu'yla rol aldığı dizide Ezel'in Eyşan'ı oldu.
Babası onu "Asık suratlı kızım" diye sevdi. Genelde bir yerden çıktığı zaman çekilen fotoğraflarında asık suratlıydı. Sessizliğin en görkemli halini takındı. Sinirli bir olduğunu söyledi. inatçı, içine kapanık, olumsuz düşünmeye yatkın, hayal kurarsa sonu hüsran olur diyerek baştan kendini olumsuzluğa mahkum eden biriydi. "bazen masadaki bardak gibi durmak isterim. Durmak, beni çok boşaltan bir şey" diyordu. Başkaları onun için, bakışları uzak, insanlara mesafeli, soğuk dedi, "Garfield bakışlı" diye yazanlar da oldu. Mesafeli olduğunu doğruladı. Herkese sempatik olamadı, gerçekten sevdiği insanlara ayıp etmedi. Asla yalan söyleyemedi. Hemen yüzünden anlaşıldı. Kendisi için "zeki kız" dendiğini duydu, ama bu konuda da konuşmadı. Parayla ilgisi yoktu. "Biriktirmek, yatırım yapmak, o kadar yabancı olduğum şeyler ki! Hayattaki önceliğim; mutluluğumdur" dedi.
Ciddi anlamda ilk erkek arkadaşı okan Bayülgen'di. Okan Bayülgen tarafından, deniz seki'yle beraber tenis topuna döndüklerinde meseleyi uzatmadı, magazincilerin yanından Bayülgen'i aradı ve adisyonu kapattı. "Deniz, Okan'dan bir gelecek bekliyorsa bu olmayacak" dedi,haklı çıktı. Sevgi, tanımı şuydu: "sevmek bir trajedi değilmiş. Aşk acı değilmiş! Bunu bana bir insan öğretti ve doğru insan o'dur! Onu çok zor buldum ve kaybetmeye niyetim yok!" . Bu tarif Cem Yılmaz için geliyordu. evliliğin özel bir durum olduğuna inandı. "Ben evleneceğim" diye evlenilmez. o zaman git evde gelinlikle dolaş!" dedi. Lafların ağırlığını bilendi. eski sevgiliyle dost kalmadı. Böyle bir medeniyete hayatında yer vermedi. Ama, Okan Bayülgen için kötü de konuşmadı. "Tam büyüme çağımdayken yanımda olabilecek en doğru insandı. Onun sayesinde ben de hayattaki duruşumu sağlamlaştırdım." dedi. Bir kaç duygusal tepki dışında, gayet güçlü tepkiler verdi ve herkesin takdirini kazandı. Serdar Ortaç ideal eş olarak tek bir isim gösterdi: Bu isim Cansu Dere'ydi.
sokaktan rastgele birini tutup oynatsanız aynı aktristliği gösterecektik bu manken arkadaşımızla . kaç dizidir filmdir bakıyorum surat ifadesi mimikleri hiç değişmedi ya . ezel dizisine bakıyorum sanıyorumki son osmanlı'daki kadın . son osmanlı'yı izlerkende sıla'daki kadın diyordum . sıla'yı izlerken aaaa güz yangını'ndaki kadın derdim . güz yangınını izlerken de aaaa....
uzun boylu ve itici hanım, esmer olupta cazibesini kullanamayan ender insanlardandır. okan bayulgen bunda ne bulmuştur, merak konusudur. hoş ;deniz seki den ne bulmuştur o da başka başlık konusudur.
hayatımda izlediğim en berbat kadın oyuncu ama nedense pek izlenen bir dizide başrolde. gerçi başroller artık hep süper yeteneksizlerde ülkemde artık, icra ettiği mesleğin kurallarından kulaktan dolma bilgilerle malumat sahibi, olayların felsefi boyutuna asla erişemeyecek insanlar... insanlar...cansu'nun suçu neydi, asiye artık zaten kurtulamaz.