Basit biri değilim..
Gözlerimi kanatırcasına ağladığım gecelerim var,
Kahkahalara sarılmış anılarım..
Herkes kadar dertli, bazılarından fakir, çoğundan zenginim.
Bilmeyene sevmeyi öğretecek kadar büyük bir kalbim,
Gidene beddua edemeyen bir dilim var..
babasi ilk milliegitim bakanimiz hasan ali Yücel dir ve Can Yücel de harika küfür eden lafını esirgemeyen adam gibi adam cok hosuma gider kişiliği çok sevdiğim bir sozu vardır bi siirinin satırlaridir seke seke geldim sike sike gidiyorum diye ve cok dogrudur seke seke geldim sike sike gidiyorum.
kuzey yıldızını, renkleri,çatıların gök kuşağıyla birleştiği yerleri vb. gibi bir gün kaybetmeyeceğimiz şeyleri sahiplenmemizi sağlayan üstaddımızdır.
(bkz: bağlanmayacaksın birşeye öyle körükörüne)
21 ağustos 1926 doğumlu samimi bir şairimizdir . argoda olsa güzel şiirleri vardır. yirmiye yakın kitabı vardır. diğer şairlerden farklı bir üslup kullanmıştır.
Size güzel bir sözünü sunayım ve entryme nokta koyayım: "Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş, sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, yüreğimde sevgi bulduğumda anladım" . Can Yücel
Can Yücel ne diyor Mehmet Altanlar için:
öyle keyifli yazıyorum ki, bu adamlar hem üniversitede var
hem gastede yazar/hem de bozarlar
asaf savaş sakat/ve belgeli murat
bu murat belgeli murat
çok ingilizce bilir
ama helsinkiyle güvey girer ( )
adları lazım değil esasında
kendileri lazımlık.
memleketin hali benim halim,
öyle bir kabız olmuşum ki
boğazıma kadar bok içindeyim...
gibi anlamini senelerdir yitirmemis dizeleri ve siirleri yazmis olan sair.
en uzak mesafe
en uzak mesafe ne afrika'dir
ne cin,
ne hindistan,
ne seyyareler,
ne yildizlar geceleri isildayan...
en uzak mesafe iki kafa arasindaki mesafedir birbirini
anlamayan.....
`can yücel
`
Rakıyı içen kadın gülüyorsa, o gülüşün ardında en az dokuz roman, on dört tane de film repliği yatar.
Rakıyı içen kadının gülüşünde, bu dünyanın en zararsız mutluluğu vardır çünkü, büyük gülerler, büyük susarlar
Rakı içen kadın, rakıyı çok sık içmez.
Ama rakıyı içtiği an, bil ki içme zamanı gelmiştir ve konuştuklarında net konuşurlar..
O kadınlar keyfine doyum olmayan bir akşamüstü sonrasında, bir kıyıda köşede, gece sefası gibi açarlar.
O kadınlar, afet-i devrandır...
Ve, rakı içen kadının elleri güzeldir...
O kadınlar, senden başkasını severlerken bile seni incitmezler.
Rakı içen kadın, cihanda sulhtur: ağdalı değil, nağmeli sever.
Rakı içen kadın güzeldir, masasındakiler de...
Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım.
Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek.. Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.
Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız
Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı
ayaklarıyla ezip fıçıya mı bastılar seni
nefti kasnaklı bir fıçıya,
aldırma, kara üzüm !
sen, o kırmızı şarabına doğru
içten içe
harıl harıl
çalışmana bak, iki gözüm !
diyerekten insana dizeleriyle güç veren büyük insan..
Bir toplantıda Can Yücele sorarlar:
-efendim nedir bizim memleketteki bu sağcılık solculuk davaları?
Can Baba:
-bu ülkede sabah kalktığında malafat eğer sağ tarafa kaymışsa sağcısındır, yok eğer sol taraftaysa solcu..
-peki sizinki ne tarafta ?
- ileride daima ileride.
bu diyaloğu ne zaman okusam gülerim.
Basit biri değilim..!
Gözlerimi kanatırcasına ağladığım gecelerim var.!
Ve kahkahalara sarılmış anılarım.!
Herkes kadar dertli,bazılarından fakir, çoğundan zenginim.
Taşıdığım hayallerim, söylenecek şarkılarım, paylaşılacak dostluklarım var.
Bilmeyene sevmeyi öğretecek kadar büyük bir kalbim,
Gidene beddua edemeyen bir dilim var..
Yüreğimi korkak büyütmedim.! Kaybettiklerim; dağıttığım servetimdir..!"
I'm not simple
i'm not simple!
There are nights i've cried like bloody my eyes..!
And my memories wrapped with laughs..!
i'm as sorrowful as anyone, poorer than some, richer than most.
i've dreams that i carry, songs to sing, friendship to share...
i've such a heart that i can teach one to love
and a tongue can't damn the one who is going
i didn't bring up my heart cowardly..! "My losses are my fortune which i've disbursed..!"