28-29 nisan'da izmir'de Can şenlikleri kendisini anmak amaçlı yapılmaktadır. Konak belediyesi ve izmir büyükşehir belediyesi işbirliği yapmış. Gidip görmek gereklidir.
william shakespeare'in sonnet no 66'sını çevirmemiş her zaman belirttiği gibi türkçe söylemiştir. 66 sone orijinali:
tired with all these, for restful death i cry,
as, to behold desert a beggar born,
and needy nothing trimm'd in jollity,
and purest faith unhappily forsworn,
and guilded honour shamefully misplaced,
and maiden virtue rudely strumpeted,
and right perfection wrongfully disgraced,
and strength by limping sway disabled,
and art made tongue-tied by authority,
and folly doctor-like controlling skill,
and simple truth miscall'd simplicity,
and captive good attending captain ill:
tired with all these, from these would i be gone,
save that, to die, i leave my love alone.
şimdi bu sonenin talat sait halman tarafından hazırlanmış bir çevirisi:
biktim artik dünyadan, bari ölüp kurtulsam
bakin, gönlü ganiler sokakta dileniyor.
iste kirtipillerde bir süs, bir giyim kusam.
iste en temiz inanç kallesçe çigneniyor.
iste utanmazlikla post kapmis yaldikli san.
iste zorla satmislar kiz oglan kiz namusu.
iste gadra ugradi dört basi madur olan.
iste kuvet kör-topal, devrilmis boyu bosu.
iste zorba sanatin agzina tikaç tikmis.
iste hüküm sürüyor, çilginlik bilgiçlikle.
iste en saf gerçegin adi safliga çikmis.
iste kötü bey olmus, iyi kötüye köle.
biktim artik dünyadan ben kalici degilim.
gel gör ki ölüp gitsem, yalniz kalir sevgilim.
bu da can yücel'in "çeviri değil" dediği türkçe söyleyişi:
vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
değil mi ki ayaklar altında insan onuru, o kızoğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
değil mi ki kötüler kadı olmuş yemen' e
vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama, seni yalnız komak var, o koyuyor adama.
Böyle kısrağa bindim ki kanser
Dört nala gidiyoruz
Gidiyoruz yapraklarla, ağaçlarla
Nazım'ın ormanına...
Çatal yüreğimle türkülü yollara
Düştüm ki o kadar olur...
Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif...
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü...
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kâr sayma,
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün...
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
en çirkin ve en karizma sahibi türk şairi. aşağıdaki linkte can baba'nın eşber yamurdereli ile çekilmiş siyah beyaz bir fotoğrafı var, can baba'nın gözlerindeki hüzüne dikkat edin lütfen..
kendisine dil uzatmaya çalışanların öncelikle şiirlerini, söyleşilerini ve özellikle de shakespeare çevirilerini okumaları gereken büyük şairdir. shakespeare çevirileri için "çeviri yapmadım türkçe söyledim" demiştir ki gerçekten doğrudur. ne kendisi ne de can yücel'in yakınındaki sevenleri "şiirin babası" olduğunu iddia etmemişlerdir. necip fazıl da şiirin babası falan değildir, her ikisi de büyük şairlerdir ve saygıyı hakederler. sanatçıları sanatları açısından değil de sahip oldukları fikirlerden dolayı eleştirmeye çalışan güruha duyurulur.
biçok şairin bulunduğu bi imza günüdür. can yücel dışındakilerin önünde uzun sıralar vardır. o sırada, bi kız can yücel'e doğru yaklaşır ve şöyle bir diyalog geçer aralarında.
-can bey, ben sizi çok beğeniyorum. (bu sırada diğer şairler can baba ne yapacak diye merakla izlemektedirler)
+(biraz durduktan sonra)..e o zaman yatalıımm..
-aa..aşk olsun ama..
+o da olur, o da olur..
kibrit çakıyorsun karanlıkta
badem çiçeklerini görmek için
ve mart denizlerinde tedirgin bir çift
sarnıç gemisi gözlerin
bir iş açacaksın sen başımıza
yangın mı olur atık bahar mı?
can yücel
Can baba ile ilgili ne söylesek hafif kalır. Büyük bir dağ, geniş bir ırmak, öfkeli bir rüzgar, ağzı bozuk meymenetsiz bir ozan...
O şiir yazmadı, kendisi şiir oldu.
çevirdiği birbirinden güzel kitapların ve şiirlerin sonuna çeviren değil de türkçe söyleyen ibaresini koymuştur. ayrıca, "şiir çevirisi yapabilmek için şair olmak gerekir," buyurmuştur.
--spoiler--
mecbur muydun bu kadar cesur olmaya can baba
ve erkenden ölmeye
kazık çakmaya
geldin sanıyordum ben oysa dünyaya
ama attığın tek kazık bize oldu
şiir diye dolanan avanaklara
--spoiler--
berbat şiir yazan biri olarak bu berbat şiiri ithaf ettiğim adam gibi adamdır.