Bir kadın gördüm azbuçuk çirkin
Ama ışıl ışıldı gözleri
Bir kadın gördüm şahane güzel
Masada karşımda oturuyordu
On dakka sonra unuttum
Bir ev gördüm Datça'da ışıklar içinde
Evler gördüm Duisburg'de pencereleri kör
Tuğlayla kapatılmış
Bir ağustos böceğidir karanlıklar
Kıvılcımlarla öten
Her taş bir güneş
Her maden bir Merih, ışın saçıyor
Radyumdan granite kadar
Kimi az kimi çok ışıyor
Yalnız tükentileri değişik
Sönmüş yanardağlar kimi,
Havada havadan bir gökkuşağı belirdi,
Bütün insanlar güneş çocuklarıdır
Kimi ölü kimi diri,
Yaşlar iniyor gözlerimden göktaşları
--spoiler--
bir başka yolculuk dalından düşmek yere
yaşadığından uzun
bir tatlı yolculuk dalından inmek yere
ağacın yüksekliğince
dalın yüksekliğince rüzgârda
ve bir yeni ömür
vardığın çimen yeşilliğince
nerde gördüklerim
nerde o beklediğim
rengi başka
tadı başka.
--spoiler--
ben beni anlatmaya çalışsam
ben aşklarımı anlatmaya çlışsam
ben yalnızlığımı, özlemimi, isyanımı anlatmaya çalışsam
senin gibi anlatamazdım beni.
Buket diye bahçeli bir meyhane vardı,
Yenişehir'de
Yıkıldı çoktan GiMA var şimdi yerinde
Kenarı küpelerle çevrili o küçücük havuzun
Yamacında bir masa
Cahit Ağabey'le otururduk yaz gecelerinde
Fıskiyenin serpintisiyle sırılsıklamdı muşamba
Zaten Cahit'in gözleri daim yaşlı
Şunu siliver; derse garsona
Ne Cahit kaldı, ne Buket, ne fıskiye
Yine bu bahar öğlesinde
Fıskiyenin üstündeki o kırmızı top gibi ;ister kalpten olsun, isterse-
Hop hop ediyor ya yüreğim bidüziye.
şiirini yazan ve beni derinden sarsan hakikatçi şair.
bi tartışma programında, MHP' li eski bakanlardan biri şöyle der Nazım Hikmet için: "Nazım, annesi babasını bir sagcıyla aldattığı için solcu olmuştur".
Bunun üzerine Can Yücel sazı eline alır: "Peki senin ananı hangi solcu sikti de sen sağcı oldun?"
ünlü beyin cerrahı gazi yaşargil hocanın eski arkadaşıdır.Hatta Gazi Hoca,Can Yücel'in babası,eski bakanlarımızdan Hasan Ali Yücel'in sayesinde aldığı burs ile yurtdışına ilk defa okumaya çıkmıştır.
bir tv programı esnasında can yucel ve duygu asena arasında ki bir diyalog :
duygu asena :
-nazım hikmet bir kartpostal şairidir.
can yücel :
-kart sensin postalda sana ...sin.
duygu asena biraz afallar gerilir büzülür süzülür .
can yücel :
-kızdınız mı?
duygu asena alınmamış gibi davranır
-hayır
can yücel :
-öyleyse bir daha ...sin.
ortam gerilir iyice;
ağğ iğğ hoo
Kısa bir reklam arasından sonra tekrar birlikteyiz.
"birden bire uyuyacağım.
bunca uykulu uykusuzluktan sonra,
sanki papatyalar açacak balkonun önünde
kediler gelip içine sıçacaklar
gübre...
uyuyacağım, herkesi uyutmak için değil
uyandırmak için
ben hep böyle yaşadım
herkesi uyandırmak için
vakti saati değildi belki
belki de ben
beceremedim..."
yeniden yaşamaya başlamadan önce
yapılacak işlerim var
görülecek hesaplarım
kötü kişi oldum kendimle
kendimden özür dilemeliyim
sırf aynı şehirde yaşıyoruz diye
yakışır mı onca sokağın ırzına geçmek
hem ne akla uydum da yazdım o mektubu
hadi yazdım neyse, ne bok yemeğe yolladım.*
yeniden yaşamağa başlamadan önce
iyice bir yıkanmalıyım
bir çivit mavisinde çitilemeli günlerimi gecelerimi
tırnaklarımı kesmeliyim
sokağa çıkınca ilk iş bir maden suyu içeceğim
istanbul'da olsam istanbul'da olsam
çocuklu bir dostum var kalkar onun evine giderdim
daha olmazsa metin'i buludrum.
şu ağaca yalvarayım en iyisi
diyeyim ki bre ağaç
ömrün uykuyla geçiyor nasıl olsa
bir sefer de ben gireyim düşüne.
bi de o türlü yaşıyayım
bakın işte yeniden yaşamağa başlamadan önce
böyle palavraları bırakmalıyım
kafama bir çeki-düzen verip
dayayıp döşemeliyim içimi
paraya kıyıp bi de kilim almalı
bağdaş kurup çökmeli üstüne
otura otura belki ben de o kilime dönerim
yeşili mavisi uslu.
yeniden yaşamağa başlamadan önce
adam olmanın çaresine bakmalıyım
bu haytalığın sonu yok
bişeyler yapmalıyım
kahvecilik ederim hiç değilse
avazım çıktığı kadar "şekerli biiiiir" diye haykırırım
bana varmayacaklarını bile bile
kızlara evlenme teklif eder gönüllerini alırım
o da mı olmadı tutar çocuklara masal anlatırım
ben de bir işe yararım elbet
değil mi ya ben de insanım
yalnız işte yeniden yaşamaya başlamadan önce
abaza çekmeyi bırakmalıyım.
catal yüreğimle türkülü yollara
düştüm ki o kadar olur...
seke seke ben geldim
sike sike gidiyorum... *
şiirinin sahibidir kendileri.ölümünden beş gün sonra gölcük depremi olmuştur. *
bir insanın ağzına o kadar mı yakışır küfür, bitmeyen şaraplar gibi, şiirleri de ayrı bir renk ayrı bir doz. Dynissos'u selamlıyor sanki Can Baba mezarından belki de kıçıyla gülüyor bize ama şunu biliyorum ki hayatında kimseyi miklemedi ve şimdi de miklemiyor...
aşağıda yazılı olan şiiriyle dile olan hakimiyetini gösteren yazar.
MARTILAR Ki
Günlerdir körköstebek nefsimle öyle hırlı
Ve öylesine harlı ki
esrik nefesim
Bir kibrit tutsam parlayacak.
Bir sarnıç gemisi diyecekler alev almış
Boğazın iki yakasından
Oysa bir gaz tenekesiyle bir şişe mavi
Gelişi güzel mi güzel bir ocak
Suların ortasında sevgili öfkemle benim
Yanacak bahar erişinceye değin
Soğuktan morarmış kanatlarını
ısıtsın diye martılar