can yücel

entry1111 galeri48 video7 ses2
    130.
  1. küfürleri bile belli hece ölçüsüne sahip, şiirlerinin çoğu yeni türkü tarafından bestelenmiş, büyük üstat, şiirbaz.
    0 ...
  2. 129.
  3. hasan ali yucel gibi ender bir turk buyugunun, nadide, guzide, cicek gibi evladidir. agzindan bal damlardi. simdi datca'dan dogru guluyor nefretini kusan, bit kadar beyinlilere bakaraktan. can baba, canimiz. bu topraklardan gecip, giderken cicekli ayak izleri birakanlardan.
    7 ...
  4. 128.
  5. "to be or not to be" yi

    "bir ihtimal daha var o da olmek mi dersin" olarak cevirmis,yuregimize dokunmus, cevirinin ne kadar titiz bir is olmasi gerektigini hatirlatmisti.
    7 ...
  6. 127.
  7. oldugu zaman akit (simdi vakit oldu) gazetesinin zil takip oynadigi, arkasindan demedigi lafi birakmadigi buyuk insan.
    2 ...
  8. 126.
  9. muhteşem şiirlerin sahibi eşsiz insan...
    sarızeybekteki sunumuyla dakikalarca ağlatmayı başarıyor...
    1 ...
  10. 125.
  11. iş Sanat'ta, 18 Şubat 2008 Pazartesi günü saat 20:00'de Atilla Birkiye'nin hazırladığı programda anılacak büyük usta, şiirin babası...

    http://www.issanat.com.tr...eID=2131&LanguageID=1
    3 ...
  12. 124.
  13. hakkında birkaç hikaye :

    can yücel doktora gidiyor.
    doktor diyor ki gırtlak kanserisin.
    o da diyor ki koskoca can yücel de nezleden ölecek değil ya...

    can yücel'e diyorlarki zeki mürene niye paşa diyorlar.
    cevap:
    bu memlekete paşalara ibne denemediği için ibnelere paşa deniyor...

    can yücele sorarlar:
    -efendim nedir bizim memleketteki bu sağcılık solculuk davaları?
    can baba:
    -bu ülkede sabah kalktığında malafat eğer sağ tarafa kaymışsa sağcısındır, yok eğer sol taraftaysa solcu..
    -peki sizinki ne tarafta ?
    - ileride daima ileride
    13 ...
  14. 123.
  15. şahane bir şair - yazardır. ateş su hikayesini destansı uslupla anlatıp gönüllere taht kurmuştur.

    ve verdiği ayarlarla kendini daha hayran bırakır.

    bir gün gazeteciini teki ile röportaj yapıyomuş.
    kendisi edebiyat adamı ve edebiyat soruları beklerken, bizin gazeteci:
    -hangi takımı tutuyorsunuz can bey? diye salakca bir soru sormuş
    can yücel bıkkın ve sıkılmış bir yüzle bakıp:
    -kendi takımlarımı tutuyorum demiş.
    uslanmayan gazeteci ressam olan eşi için:
    -peki eşiniz hangi takımı tutuyor? demiş
    can bey aynı sıkkın ifade ile:
    -benim takımlarımı.....demiş..
    4 ...
  16. 122.
  17. çok sevdiğim eski bir dostumun çok sevdiği büyük insan, yazdıklarıyla söyledikleriyle asla unutulamayacak vazgeçilemeyecek (bkz: ismet baba) müdavimi. can yüceli sayesinde tanıdığım kişiyi unutmak zorunda olsam da şiirleri izin vermez bana.

    "...çok sevmeyeceksin mesela.
    O daha az severse kırılırsın."
    4 ...
  18. 121.
  19. 120.
  20. şiirinde geçen göt lafı nedeniyle tutuklanır ve mahkemeye çıkarılır. hakim "neden kıç,kalça falan demedin de göt dedin evladım" der. can yücelcevap verir "bizim köyde göt'e göt derler hakim bey.*
    4 ...
  21. 119.
  22. "...çok sevmeyeceksin mesela.
    O daha az severse kırılırsın.
    Ve zaten genellikle O daha az sever seni,
    Senin O'nu sevdiğinden.." diyerek çok şahane bir tespit yapan küfürbaz adam.
    7 ...
  23. 118.
  24. "çiçekleri geride bırakmaktan korkuyorum, kururlar diye."
    2 ...
  25. 117.
  26. solculara asil gerekli olanin tüzük değil büzük olduğunu anlayan ve bunu ifade eden baba adam. masa basi komünistlerine selam olsun.
    4 ...
  27. 116.
  28. o ürkütücü görüntünün altında yatan yüreğiyle yazdığı denemeler , kompozisyonlar ve şiirler cok etkileyicidir. acıkcası böyle bi adamdan '' gitmek '' şiir/deneme sini yazmis olmasi beni cok $a$ırtmı$tı zamanında.

    '' ben bi osuruk agaciyim ,
    yellendikce şiir açan .''
    2 ...
  29. 115.
  30. "s*çarım karanlığınızın içine, b*kumun fosforuyla aydınlanırsınız"

    diyen, ağzından bal damlayan adam.
    10 ...
  31. 114.
  32. MENAPOZ adlı şiirinde şöyle der can yücel:

    yardımı kesildi ya amerikan dostluğunun,
    gençler kendinize mukayet olun.
    n'apacağı belli olmaz,
    adetten kesilmiş kibar orospunun.
    3 ...
  33. 113.
  34. Yazdigi siirleri ailesinin, anasinin, bacisinin yaninda okuyamayacak olan -tabi biraz ar duygusu varsa- kisilerin buyuk sair, buyuk sanatkar olarak niteledikleri zevat. Bu zevata sair dersek eger Fuzuli'ye, Baki'ye hakaret etmis oluruz. Tanri biliyor Onlar Fuzuli'yi, baki'yi duymamistir bile. Onlarin misralarindaki dehayi, siir inceligini anlamayacak kadar da ahmaktirlar. Kurtulus savasi doneminde yazdiklari siirler ile millete manevi guc ve milli suur asilayan mehmet emin yurdakul gibi sairler fasisttir onlara gore. ama bu bilmemne ne sudur, bilmem ne de sana girsin diyen ahlak duskunu zevat buyuk sairdir onlara gore.
    5 ...
  35. 112.
  36. Ellerimde Bir Göztaşı



    Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum
    Ne bileyim, bir damlanın böyle deniz olduğunu
    Şaştım, mavi bir fal gibi açılınca önümde
    Giritli bir ölümüm varmış, bir balıkçı fitili gibi
    Patlayacakmış avucunda otuz çubuklu gençliğim
    Üç günde mi desem, üç gökte,üç kulaçta mı
    Ben ki, o camgöbeği çiçekler açan ağaç
    Kırılmaz bardaklar gibi tuzla buz olacakmış
    Ne zaman boğulsam böyle yosun kokuyordu ışık
    Sabahçı kahvelerde bir çiroz oturuyordu
    Ve dalgalarımı geçen o deniz şöförleri
    Böyle uyur düşlere bindirmiş gemiler
    Uyuklar gibi üstünde mermer masaların
    Bir tahta parçasıydım, Osmanlı bir kazadan kalmış
    Yüzüyordum, islam kaptanın ahşap ayağında
    Öbür tahtalara öbür insanlara doğru
    Cumhurdu mürekkep balığı, simsiyah yüzüyordum
    Ne bileyim, bir korkunun böyle destan olduğunu
    Ağardım, nisanlayınca gece, ve yavrulayan yalnızlık
    Ya da ilk insanın doğduğu, olduğu dağdı Moby Dick
    Nefes aldıkça filbahriler köpürüyordu sulardan
    Çanlar çalıyor kulaklarımda, yunuslar yarışıyordu
    Alyuvarlar, dolkuşları ve rüzgar midyeleri
    Dedim, dünya gibi bulut yok dünya üstünde
    Ellerimde bir göztaşı, gözlerim boş gidiyordum
    Ne bileyim, bir türkünün böyle Veysel olduğunu
    Açıldım, çıkmaz bir sokak gibi, kapanınca denizde.
    2 ...
  37. 111.
  38. Kendisinin bi postal tartışması vardır. Duygu Asenanın Nazım hikmet hakkında kartpostal şairi demesi üzerine bir söz söylemiştir. Ancak lafı söyleyen Ece temel kuran ortaya olduğu çıkmıştır. nazım'a kartpostal şairi denmesinin üstüne kart sensin postal da sana girsin demiştir.
    3 ...
  39. 110.
  40. duygu tercümanıdır şöyle ki :
    bugünlerde herkes gitmek istiyor.
    küçük bir sahil kasabasına,
    bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...

    hayatından memnun olan yok.
    kiminle konuşsam aynı şey...
    herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.

    öyle "yanına almak istediği üç şey" falan yok.
    bir kendisi.
    bu yeter zaten.
    herşeyi, herkesi götürdün demektir.
    keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
    ama olmuyor.

    hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
    yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor.

    böyle gidiyoruz işte.
    bir yanımız "kalk gidelim",
    öbür yanımız "otur" diyor.

    "otur" diyen kazanıyor.
    o yan kalabalık zira...
    iş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile,
    güvende olma duygusu...
    en kötüsü alışkanlık.
    alışkanlığın verdiği rahatlık,
    monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
    kalıyoruz...
    kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz.

    evlenmeler...
    bir çocuk daha doğurmalar...
    borçlara girmeler...
    işi büyütmeler...
    bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.

    misal ben...
    kapıdaki rex'i bırakıp gidemiyorum.
    değil bu şehirden gitmek,
    iki sokak öteye taşınamıyorum.
    alıp götürsem gelmez ki...
    bütün sokağın köpeği olduğunun farkında,
    herkes onu, o herkesi seviyor.
    hangi birimizle gitsin?

    "sırtında yumurta küfesi olmak" diye bir deyim vardır;
    evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin,
    kendi imalatımız küfeler.

    ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada.
    ölüm var zira.
    ölüme inat tutunmak lazım,
    inadına kök salmak lazım.

    bari ufak kaçışlar yapabilsek.
    var tabii yapanlar, ama az.
    sadece kaymak tabakası.
    hepimiz kaçabilsek...
    bütçe, zaman, keyif... denk olsa.
    gün içinde mesela...
    küçücük gitmeler yapabilsek.

    ne mümkün.
    sabah 9, akşam 18
    sonra başka mecburiyetler
    sıkışıp kaldık.
    sırf yeme, içme, barınmanın bedeli
    bu kadar ağır olmamalı.

    hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
    bir ömür karşılığı, bir ömür yani.
    ne saçma...
    bahar mıdır bizi bu hale getiren?
    galiba.

    ben her bahar aşık olmam ama
    her bahar gitmek isterim.
    gittiğim olmadı hiç,
    ama olsun... istemek de güzel
    edit:duygu tercümanı demek bir tanımdır ve şiirini de ekleyince örneklemiş oluyorum.başlık entry uyumsuzluğunu ispiyonlayan şahıs ve entrymi silen kişi bir daha öğrensin.
    10 ...
  41. 109.
  42. küfür etmenin en cok yakıstıgı güzel insan. büyük şair.nazım hikmet ran dan sonra severek okudugum ikinci sairdir.
    2 ...
  43. 108.
  44. 107.
  45. 21 Ağustos 1926'da istanbul'da doğdu. Milli Eğitim eski bakanlarından Hasan Ali Yücel'in oğlu. Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Klasik Filoloji Bölümü ve ingiltere'de Cambridge Üniversitesi'nde öğrenim gördü. Uzun süre Fransa'da Paris ve ingiltere'de yaşadı. Londra'da BBC'nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı. Yurda döndükten sonra bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını sürdürdü. 12 Mart döneminde iki kitabın çevirisi nedeniyle 15 yıl hapse mahkum edildi. 1974 affıyla özgürlüğüne kavuştu. 12 Ağustos 1999'da yaşamını yitirdi. Edebiyata şiirle başladı. Çeşitli dergilerde yayınlanan şiirlerini 1950'de basılan ilk şiir kitabı "Yazma"da topladı. Bu kitabın ardından uzun süre biçim arayışlarıyla uğraştı. ilk şiirlerinde uyaklı söyleyiş, coşkulu anlatım, geleceğe umut ve güvenle bakış belirgin özelliklerdi. 1973'te basılan ikinci şiir kitabı "Sevgi Duvarı"nda imge-sözcük-anlam üçlüsünün birbiriyle dengelendiği insan-doğa ilişkilerini konu alan şiirleri dikkat çekti. Kara mizah öğeleri taşıyan siyasal içerikli bazı şiirlerinde tarihsel ve günlük olayları iç içe işledi. 1974'te çıkan üçüncü kitabı "Bir Siyasinin Şiirleri", önceki dönemlerin bileşkesiydi. Bu şiirlerde cezaevinden dışarıya dönük gözlemlerini, izlenimlerini, duygu ve düşüncelerini politik kiliğini de sorgulayarak yansıttı. Hiciv gücü ve sözcük oyunlarıyla eriştiği dil ustalığı, geniş kültürüyle beslenen şiirini yeni boyutlara ulaştırdı. Halk ağzı, türküleri ve deyişlerinden de yararlandı.
    1 ...
  46. 106.
  47. disconnectus erectus bir abimizdi.
    küfrü yerinde ve güzel kullanırdı, geçen can şenlikleri yapıldı ve mezarı şarapla sulandı gene.
    jim morrison gibi mezarından toprak almıyorlar. *
    can babanın şiirleri güzeldi falan da öyle çok da büyük şair değildi.
    not: malum x sensin y de sana girsin mevzusu can yücel ile duygu asena değil ece ayhan arasında geçmiştir.
    3 ...
© 2025 uludağ sözlük