Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını Kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün
Gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir Gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin
işte budur hayat!
işte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
buralardan göçeli 10 yıl olmuş sapına kadar şair... bir şişe şarapla mezarına gitmek vardı şimdi!
kaybederken kazanmayı şiirden öğrendim
öyle bir harp meydanına döndü ki ömrüm
mağlup bir şah iken gâlip bir nefer-i merkûm
yürüyorum sılaya, uyağımda ölüm.
bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne."o olmazsa
yaşayamam." demeyeceksin.
demeyeceksin işte. yaşarsın çünkü.
öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
çok sevmeyeceksin mesela. o daha az severse kırılırsın.
ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o'nu sevdiğinden.
çok sevmezsen, çok acımazsın. çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
senin değillermiş gibi davranacaksın.
hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
çok eşyan olmayacak mesela evinde. paldır küldür yürüyebileceksin.
ille de bir şeyleri sahipleneceksen, çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
gökyüzünü sahipleneceksin, güneşi, ayı, yıldızları... mesela kuzey yıldızı,senin yıldızın olacak.
"o benim." diyeceksin. mutlaka sana ait olmasını istiyorsan birşeylerin...
mesela gökkuşağı senin olacak. ille de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
mesela turuncuya, yada pembeye. ya da cennete ait olacaksın.
çok sahiplenmeden, çok ait olmadan yaşayacaksın.
hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
ilişik yaşayacaksın. ucundan tutarak...
MARE NOSTRUM
En uzun koşuysa elbet Türkiye' de de Devrim,
O, onun en güzel yüz metresini koştu
En sekmez lüverin namlusundan fırlayarak...
En hızlısıydı hepimizin,
En önce göğüsledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun,
Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!
Sivas'ta 37 ler yandı kül oldu,
Onlar yanmadı birer gül oldu,
Hakkın verdiğini hani hakk alırdı?
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi?
Akşamdan kalsam sabaha diz çöksem yerde,
Camii ben, ben camii olsam bir yerde,
insan öldürsen etsen bin tövbe,
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi?
Bir koyun oldum aldın canımı,
Pişirdin etimi neden yemedin?
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi?
Allah'tan gayrı dostumuz yoktu.
Madımak'ta dedin Allah yoktur...
Allah yolu için Yakın! dedin,
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi?
Günahımız '' Muhammed , Ali '' miydi?
12 imamın güllerimiydi?
Neden kıydın Can'a bilebildin miydi?
Sevap mıydı bu söyle hoca efendi?
sivri dili, keskin zekası, babacan tavır ve görüntüsüyle birlikte, şairliğinin yanı sıra insanlığıyla da örnek alınması gereken büyük üstat, büyük idoldür..
sevgi duvarı isimli şiirine kendi sesi kadar hiç bir sesin hayat veremediği şair. her kelimesi hayatın ta kendisi olan şiirler ve fikirlerini bırakmıştır bu millete*.
Tansu Çiller Datça'yı ziyaret eder ve Can Yücel'i getirin bana der. korumaları Can Yücel'in evine giderler, başbakanımız sizi görmek istiyor der. Can Yücel kalkar Çiller'in kaldığı yere gider. Çiller olanca küstahlığıyla şöyle der;
"Can Bey, siz çok güzel şiir yazıyormuşsunuz. bana da bir şiir yazar mısınız?"
Can Yücel düşünür ve peki der. başlar o anda yazdığı şiiri okumaya;
"Sarı saçlı güzel kadın!
Sarı saçlı güzel kadın!"
Tansu Çiller şöyle keyifle süzülür, şiiri dinlemeye devam eder.
"sarı saçlı güzel kadın!
Sarı saçlı güzel kadın!
Anasını ... vatanın!"
Can Yücel derhal korumalar tarafından Çiller'in yanından uzaklaştırılır.
üniversiteden arkadası olan gazi yasargil ile birlikte babası hasan ali yücel'in yanına giderek, yurt dısında okumak istediklerini belirtirler, ancak can yücel'in babası oğlunun torpille gideceğinin düşünülmesinden ve\veya, bursu arkadası için daha uygun gördüğünden (su an pek hatırlamıyorum nedenini) oğlu can yücel'e vermez. can yücel'de biriktirmiş oldugu tüm parayı arkadası gazi yasargil'e verir.
gazi yasargil su an dünya'nın en ünlü beyin cerrahlarındandır.
--spoiler--
yalnızlığa dayanırım da,
bir başınalığa asla,
yaşlanmak hoş değil,
duvarlara baka baka.
bir dost göz arayışıyla,
saat tıkırtısıyla ...
korkmam geçinip gideriz biz mutlulukla,
ama "günün aydın, akşamın iyi olsun" diyen biri olmalı.
bir telefon çalmalı ara sıra da olsa kulağımda.
yoksa zor değil, hiç zor değil,
demli çayı bardakta karıştırıp,
bir başına yudumlamak doyasıya.
ama "çaya kaç şeker alırsın ?"
diye soran bir ses olmalı ya ara sıra ...
--spoiler--
''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu kemirirken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek.
Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun?
Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek...
Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun?
Seni hiç tanımadığım bir sürü insanla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak.
Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun?
Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek.
Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun?
Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak.
Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun?
Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime.
Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun?
Nereden bileceksin?
Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım.
Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıdada sarhoş olmazdım.
Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni..
Ama sen hiç benimle olmadın ki...
YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDi YA YÜREĞiN...
Ayaklarım donuyor
içim öyle eziliyor ki
Bir tabak lâpa olsa şimdi
Anamın hanımelleriyle pişirdiği
Akpak ve onun elleriyle sıcak
Bir tabak lâpa olsa
Anamın pişirdiği
Bir tabak lâpa
Lâpa ...