--spoiler--
Başka türlü birşey benim istediğim,
Ne ağaca benzer ne de buluta benzer;
Burası gibi değil gideceğim memleket,
Denizi ayrı deniz, havası ayrı hava;
Nerde gördüklerim, nerde o beklediğim kız
Rengi başka, tadı başka.
--spoiler--
yıllar önce odtü'de yaptığı bir konuşma.. üç bin kişilik mimarlık amfisi tıklık tıklım dolu, hatta onu dinlemek için ayakta kalan onlarca kişi var...
can yücel konuşmaya şöyle başlar:
- biz hiç bi bok olamadık!
salondakiler bir anda neye uğradıklarını şaşırırlar. derin bir sessizlik kaplar ortalığı...
salona gelmeden önce 3 bira ve yarım votka içmesine rağmen muhteşem bir konuşma yapar. hiç şüphesiz bol küfürlü bir konuşma...
söyleşinin soru-cevap kısmında ön sıralarda oturan hanım hanımcık bir kız öğrenci parmak kaldırıp can yücel'e şöyle sorar:
-can bey, bizler şiirlerinizi ve düşüncelerinizi çok beğeniyoruz,size büyük bir saygı duyuyoruz ama konuşmalarınızda çok fazla küfüre ve argoya yer veriyorsunuz, küfürlü konuşmasanız olmaz mı?
can yücel önce susar, sonra yavaşça doğrulur, o kocaman ellerini kürsünün üzerine koyup:
-küfür, burjuvazinin ağzında bir lağım çukurudur... küfür, işçi sınıfının ağzında bir çiçektir!.. deyince salonda müthiş bir alkış kopar.
sonra tamamen ayağa kalkıp şöyle bitirir konuşmasını:
leman dergisinde ilk yazdığı gün metin üstündağ kendisini derginin son dayfasına koyunca metin üstündağı aramış ve "beni derginin kıçına koyanın gelir kıçına koyarım" demiştir
Senmiydin o Yalnızlıgımmıydı yoksa bir sabah sevgi duvarını aştık. Yalnızlıgım benim sidikli kontesim ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi dizeleriyle kendisine hayran kaldıgım şair.
Datca'da bulunan mezarina gitmeyi, aynen my name is earl de oldugu gibi listeme almis oldugum, hicbir niteleme sifatinin onu nitelemeye gucunun yet(e)meyecegi, derin izler birakmis harika insandir. can babadir cunku sadece adi degil kendisi de candir. Her ne kadar gelenek mezarina sarap dokmek olsada, gelenegi bilmeyenler icin DLC serisini ve bir de mantar acacagini alip, mezarinin basina koymaktir niyetim. oraya kadar gelip de, bu gelenegi bilmeyenler varsa eger, kendisini bu yuzden buruk hissedecekler icin can baba'yi da uzmek olmaz. *
herşey sende gizli şiirini baştan sona ezberlediğim can babamdır o benim... sırf bu şiirini değil, diğer şiirlerini okurken de içimi tarifsiz bir mutluluk doldurur, yaşama sevincim geliverir birden. güneş gibidir can baba, güneş...
Biz talebeyken şeydik
iyi arkadaştık şeylen
Biliyorsunuz şeylen şey olunmaz
Ben şeyi bitirince babam
şey dedi şey Partisine girdim
Zaten şeyle evlenmiştim
Şey şeye gidelim dedi gittik
Şeysiz de olmuyor döndük
iki şeyim oldu büyüdüler
Doktor sende bir şey var diyor simdi
Tabiy bende bir şey var: sayamadığın kadar
Kimse dokunamaz benim şeyime
Çünkü ben bir şeyim
Her şey de bir şeydir ama
Ben başka bir şeyim
Ben şeyim.
şiirde mantık aranmaz. edebiyat dergilerinde mantık aranır. lakin can yücel edebiyat dergilerinde esamesi bile okunmayan biridir. şiirden anlamayan ayak takımının dandik şiire yönelmesi suretiyle can yücel kucaklarda dolaşmaktadır. buyrun edebiyatsı namazına!
hayatımın en vazgeçilmez şiiri olan ''buluşmak üzere'' nin yazarıdır.daha bir çok güzel şiiri vardır. şiirleri kelime oyunlarıyla dolu ve bir o kadar da içtendir. içinizi en burkan şiirinde bile kelime oyunları yüzünüzde bir tebessüm oluşturur. hayatı ''ti''ye alan haylaz bir erkek çocuğudur ve bir o kadar da olgundur. şairliğinin yanında çevirmenlikte yapmıştır. onun bize kazandıracağı çok şey vardı daha o hepimizin ''can babasıydı'' ancak ölüm bir anda ayırdı bizi ondan .son olarak en sevdiğim şiirini yazayım tam olsun.
diyelim yağmura tutuldun bir gün
bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
öbür yanda güneş kendi keyfinde
ne de olsa yaz yağmuru
pırıl pırıl düşüyor damlalar
eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
dar attın kendini karşı evin sundurmasına
işte o evin kapısında bulacaksın beni
diyelim için çekti bir sabah vakti
erkenceden denize gireyim dedin
kulaç attıkça sen
patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
ege denizi bu efendi deniz
seslenmiyor
derken bi de dibe dalayım diyorsun
içine doğdu belki de
işte çil çil koşuşan balıklar
lapinalar gümüşler var ya
eylim eylim salınan yosunlar
onların arasında bulacaksın beni
diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
çakmak çakmak gözleri
meydan ya taksim ya beyazıt meydanı
herkes orda sen de ordasın
herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
özgürlüğe mutluluğa doğru
her işin başında sevgi diyor
gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
bi de başını çeviriyorsun ki
yanında ben varım..
1926 yılında istanbulda doğdu.Hasan-Ali Yücelin oğlu.
Ankara üniversitesi Dil ve Tarih -Coğrafya Fakültesinde Latince-Yunanca okudu, öğrenimine ingilterede Cambridge Üniversitesinde devam etti.
12 Ağustos 1999 tarihinde öldü.
ESERLERi
Nazım, nesir çevirileriyle de tanınan Can Yücel, şiir alanında ilk kitabı Yazma (1950). Sevgi Duvarı (1973), -Bir Siyasinin Şiirleri (1974), Ölüm ve Oğlum (1976), Şiir Alayı (1981, ilk dört şiir kitabının toplu basımı), Rengahenk (1982), Gökyokuş (1984) kitaplarında topladı. Bütün şiirleri (Gökyokuş dışında)
yayımlandı: Beşibiyerde. Öteki şiir kitapları: Canfeda (1986), Çok Bi Çocuk (1988), Kısa devre (1990), Kuzgunun Yavrusu (1990), Gece Vardiyası (1991), Güle Güle- Seslerin Sessizliği (1993), Gezintiler (1994), Maaile (1995), Seke Seke (1997). Yazıları; Düzünden (1994), Ve Candan Yazılar (1995) adıyla yayınlandı.
' şairler ölmez, onların sadece doğum tarihleri vardır ' demiş doğan hızlan , bir makalesinde. can yücel'de 82 yaşında şimdi.
ve makalesini , yücel'in vasiyet adlı şiirinin bir bölümünü yazarak bitirmiş:
beni kuzum datça'ya gömün / geçin ankara'yı, istanbul'u / oralar ağzına kadar dolu / alabildiğine de pahalı / örneğin zincirlikuyuda / bir mezar 750 milyona / burası nispeten ucuzluk / ortada kalma tehlikesi de yok / hayır dua da istemez / dediğim gibi beni datça'ya gömün / şu deniz gören mezarlığın orda / gömü sanıp deşerlerse karışmam ona!