"bana bir maltepe al" diyen teyzedir. gönlünüzü hoş tutmak için; "para üstüyle de kendine bir şey al." der ama o para üstüne sadece sakız alınır. siz yinede bir ümit sorarsınız; "bakkal amca bu paraya ne olur?".
sokakta gördüğü her "küçük" diye tabir edilebilecek boyuttakileri sömürmek adına yaratılmış az biraz gıcık olan teyzedir.
***
bende küçüktüm bir zamanlar. çok küçük değildim ama yeterince küçüktüm. mahallede top oynardık ve mahallenin menopoz teyzesi bağırırdı camdan;
- küçüüüüüüüüükk!!
en küçük ve salak olan ben bakardım, menopoz teyze;
- bana bi kısa maltepe, bi de ekmek alır mısın?
* alırım tabi teyze, zira ben küçüğüm, niye almayayım? hem terbiyesiz durumuna düşmek istemem ayrıca..
kapıda oturuyoruz, elimde koca bir dilim karpuz, çekirdeğini ayıklayacağım diye yarısı heba olanı cinsinden. karşıda oturan uğur'un her akşam dayak yediği denizanası;
- küçüüüüüük!!! uğur nerde? görürsen de ki; annen seni geberticekmiş. hemen eve gelsin.
* nasıl ki; allah ile kul arasına girilmez, anayla da evlat arasına girilmez. ben niye durduk yere tehdit ediyorum senin 4 mevsim burnu akan veledini? ara, bul, gebert abura koyim. küçüğüz diye oyuncak mıyız lan? niye her işe biz koşuyoruz?
sen çok oturdun, kaldır götünü dercesine;
- küçüükk!!! şu araya yeşil bi çorap teki düştü. bi zahmet getirir misin?
* kaçıncı kata gelim teyze..(içses: büyüyünce sikicem kızını)
yani anlayacağınız kuruması için astığı bilmemnesi sokağa düşeni, bakkala koşturacak enayi at arayanı, canım sıkıldı dur şunun da canını sıkayım diye düşüneni mi ararsınız; hepsi kıldı şu gariban küçüğe, ve diğer küçüklere. küçük kelimesi her sokağa çıkışımda kulağımda yankılanırdı. küçük aşağı, küçük yukarı. küçüklükten ileri gelen bir mallık olacak ki; bir defasında anneme "benim adım küçük mü?" diye sorduğum bile olmuştur.
küçük kelimesinden daha küçük yaşlardayken nefret etmiştim. daha "sen küçükken kaç yaşındaydın?" esprisi(!) icad olmamıştı o zamanlar.