tekrarı mümkündür, ilk seferde hareket etmenizden dolayı vücut sıcaktır ve hissetmezsiniz, ardından bir uyuşma alır ki siker bırakır adamı, hele ki vücudunuza giren materyel normal bıçak değilde falçata ise daha pis yarar ve zor kapanır, dikiş atmak için eşşek gibi anırtırlar sizi. falçata gerçekten çok kötüdür, vücudunuzdan çıktığında, aradaki boğumların sinirleri koparıp aldığını hissedersiniz, çünkü falçata normal bıçaklar gibi tek parça halinde değildir, ufak aralıklarla bölünebildiği için aradaki kısımlar çok can yakar.
birilerini bıçaklamanın olağan sayıldığı kaynarca gençliği arasında büyümüşseniz, bıçaklamayla ilgili bir çok püf noktalarını öğrenebilirsiniz. üzerinizde taşıyacağınız bıçağın boyutu nasıl olacaktır. kalınlığı metalin yapısı nasıl olacaktır. bıçaklama işlemi sırasında bıçak nereye ne kadar hızla sokulur. baldıra veya kalçaya batırmak tercihtir. fakat karın gibi yerlere batırmak oldukça tehlikelidir. ayrıca bıçakladığınız kişiyi sizden şikayetçi olmaktan nasıl vazgeçirsiniz gibi eğitimler kaynarca ülkü ocağında seminer şeklinde anlatılmıştır. götçü selim in açılış konuşmasını yaptığı konferansta ilk konu bıçak seçimi olmuştur. uygun bıçak seçildikten sonra düşmanın(!) baldır bölgesi tercih edilmelidir. eğer kot pantolon giyiyorsa biraz daha güç kullanmak gerekecektir. polisler sizi bulduklarında acil durumlarda kullacağınız telefon numaralarını mutlaka ezberlemeniz gerekir. bu kişilere haber verildiğinde onlar gerekli ikna işlemlerini yapacaklar ve pansuman parası karşılığında şikayet geri alınacaktır.
gelelim bıçaklanan kişiye. eğer bıçaklanan kişi sizseniz bu kaynarcada sağlam bir konumuzun olmadığı anlamına gelir. yani bıçaklanmaktan daha büyük bir derdiniz var demektir. aylarca bacağınızın üstüne basamayacaksınız. ilk anda o duyduğunuz bırç sesi hayatın gerçeklerine inancınızı arttıracaktır. evet acı varmış. dayanılmaz acı gittikçe artacaktır. doğruca en yakın hastaneye gidip pansuman yaptırmanız gerekecektir. tabii iç kanamaya dikkat etmek de gerekir. bu yüzden işi sağlama almak için hemen hastaneden uzaklaşılmamalıdır. aylarca yatalak kalacaksınızdır. aylarca yürüyemeyeceksiniz. ve hassas bir bünyeniz varsa artık olmaması gerektiğini anlayacaksınızdır. yoksa yaşadığınız ruhsal travma bıçak yarası iyileştikten sonra peşinizi bırakmayacaktır. ölmenin ne kadar kolay olduğu anlaşılacaktır.
üniversitedeki can yoldaşın seni kardeşinin düğününe davet etmiş ve sende hem tatil yaparım hem de hasret gideririz diye gidersin. nikah günü ailenin kızlarının kuaför seansını bitirmesini beklerken bir kafede arkadaşın kuzenleri de gelir mekana. 19-20 yaşlarındaki iki fırlama tipli eleman takım içinde gayet iyi durmaktadırlar. laflaşırken birden iş ciddiye biner ne oluyor demeden bir bakarsın bu ikili tekme tokat birbirine dalmıştır. biri diğerinden kafayı yeyince çeker bıçağı ve diğerini bıçaklar. sen ilk defa böyle şeyler görüyorsundur ve aklın başından gitmiştir. bildiğin bıçak baldıra saplanmış oluk oluk kan paçadan akmaktadır ve fırlama diye küçümsediğin elemandan beklenmedik o lafı duyarsın.
-oğlum sıçayım snein gibi kuzene düğün günü takımı mahvettin lan. ağzına sıçayım senin!
bütün gün kendime gelememiştim arkadşımın anlattığına göre bu normal ve ayda 1-2 kere olan bir durummuş onlar için ve önemsizmiş. höh!
acısı şiddetlidir. ilkin bir şey hissetmezsiniz. aradan 3-5 dakika sonra tarifsiz bir acı saplanır içinize. ölüyorum dersiniz, ölmezsiniz... yaşıyorum da diyemezsiniz. muallakta kalır, iyilişmeyi beklersiniz.
ufacik bir kesik yada batik bile olsa elimizde, kolumuzda canimiz oradaymiscasina aci cekeriz buyutur de buyuturuz ufacik yaranin yarattigi hadiseyi, peki ya bicaklanan insanin cektigi aci? derinin keskin bir alet ile delinmesi ve derinlere uzunlugu sayesinde inebilmesi oradan organlara zarar vermesi veya damarlari parcalamasi hatta bagirsaklari aman allahim! korkunc bir sey olmali...