kadro mükemmel. nejat işler fikret kuşkan erkan can gibi harika oyuncuları barındırıyor. çok çok çok iyi bir dizi.. oyuncular hakkını vererek oynuyor. seneryo da dekor da seslendirme de mükemmel.
ilk bölümünde kasiyer kızın bıyıklı nejat işlere sıradayken yazıp akşamına eve atmasıyla beni çok derin bi depresyona sokan biz de bunlarla aynı dünyada mı yaşıyoruz, böyle şeyler oluyo mu gerçekten, ulan hadi oluyo da bize niye hiç denk gelmiyo be abi gibi sorularla boğuşama ve antidepresan tedaviye başlamama neden olan dizidir.
süper dizi. konu eşsiz ve alışılmamış ki türk izleyicisi bir anda diziye adapte olamayabilir. insan bir töre, bir silah arıyor. günaydoğu'ya gitsinler, silahlar patlasın istiyor. * neyse alışacağız artık, üçüncü bölüm de mehmet günsür de giriyor ki diziye... kopuyoruz.
sadece bir sezon süreceğini bizzat yapımcısı ve yönetmeninin ağzından duyunca oh be sonunda sulandırmadan bitecek sinema tadında bir dizimiz daha oldu dedirten dizi.
Kadro iyi ama Melisa Sözen'in henüz 20'li yaşların başında olmasına rağmen olgun bir kadın formatına uyum sağlama çalışmaları biraz yapay kaçıyor. Nihayetinde bir dizi fazla şey beklememek lazım.
ölene kadar bir daha asla diyordum ama beni yeniden harmonik seyirlere çekmiş dizi. fazla uzamasın 15 bölümde bitsin. nejat-melisa, vildan-mehmet, fikret-muzik ogretmeni ilişkileri sex düzleminde yasal sürece kavuşsun, herkes rahatlasın.
2.bölüm itibarı ile 'size baba diyebilir miyim amca?' olayına dönüşmeye başlamıştır dizi, böyle giderse yazık olur kadroya.
kadro konusunda diyecek söz yok, oyuncular zaten dünya kalitesinde oyunculuk yapıyorlar, fazla söze hacet yok, senaryoya müdahale lazım
--spoiler--
insan kendini, ne istiyorsa ona inandırıyor. bir kez inandıktan sonra da, o yalan olsa bile gerçek oluyor; umut oluyor bir yerde...
--spoiler--
konusu fazlasıyla sıradan olan dizi. fakat bu sıradan konuyu öyle güzel çekmişler ki kıskanmamak elde değil. hele benim gibi bunun okulunu bitirmişseniz.
bu dizi tam bir selim demirdelen mucizesi. seçilen kamera açıları, yapılan kamera hareketleri o kadar sinematografik ve o kadar tahrik edici ki izlememek mümkün değil.
tabi bir de olayın erkan can yönü var. ikinci bölümde 99 depremiyle ilgili anlattığı hikaye ve döktüğü gözyaşları yeter zaten oyunculuğunu anlatmak için.
sonu başından belli olan bir senaryo olması en büyük handikapı dizinin. fazla sündürülmez ve senaryoya ufak tefek sürprizler eklenirse tadından yenmez. ama yapılmazsa senaryosu zayıf iyi bir iş olarak hatırlanır. o da bu kadar iyi oyuncular ve yönetmen için iyi olmasa gerek.
iyi oyuncuları kadar iyi başka bir özelliği sadece bir sezon sürecek olmasıdır. senaryo ekibi, anlamsızca uzayan hırsız polis'in seyirciden çok kendilerine ıstırap olduğunu anlamış olacak ki bu sefer dizinin sonunu en başından belirlemiş ve doğru bir seçim yapmıştır.
bunun dışında, 90 dakikaya varan bölümleri birkaç günde çeken bir sektörden gerçekten iyi ve farklı bir iş çıkarmasını beklemek mucize olur. mucizelere inanmayın, gerçekleri sevin ve gerekiyorsa vildan atasever'in bile iyi oyuncu olduğunu kabullenin sevgili gönül dostları.
oyuncu kadrosu şahane olan - (bkz: herkes burda sen nerdesin) - fakat izlerken ısınamadığım bişeyler olduğunu farkettiğim sinema tadındaki kanal d dizisi.
Dün yayınlanan bölümüyle yine mest etmiş dizi. Mezarlıkta fikret kuşkan; marangoz atölyesinde erkan can 'boşuna beni bu ülkenin en iyi oyuncuları arasında göstermiyorlar' dediler. * Dizinin sonlarına doğru fikret kuşkan'ın yaşlı mücevher ustasına neden şoförü işten çıkarttığını anlatırken kullandığı bir cümle yine mustafa hakkında her şey'i hatırlattı. ''bazen tanrılara bir kurban gereklidir, tanrı olduklarını hissetmek için.'' repliğini. o gönül hanımla yaşlı amcanın arasında var bir işler hadi bakalım. yoksa mehnet gönül hanımla yaşlı amcanın yasak ilişkilerinin bir meyvesi mi? teyzenin bu kadar alakadar olması hayra alamet değil. neyse hayırlısı diyelim. Vildan atasever'e mümkünse fazla görülmesin. bir inasnın ses tonu 10 saniyede değişir mi? bir bakıyorsun bildik cırtlak sesi; bir bakıyorsun tok kendinden emin bir ses. Nisan'ın kardeşi de dizi başladığından beri aynı saç modeliyel gezip duruyor. git kızım bir kahkül kestir, saçına bir iki kat ver, bir gün dalgalı yap bir gün topla. hergün fönlü dümdüz saçlar. yoksa asilzadeler yapmaz mı böyle şeyler? mehnet günsür'de artık görülsün ya ilk bölümde 15 saniye gördük * ikinci bölümde avatarda gördük sadece. böyel devam etsin bozulmasın hiç dediğim dizi.
konu itibariyle klise olsa bile nejat isler, fikret kuskan ve erkan can'in karizmalarinin tavan yaptigi ve diger dizi oyuncularina adeta ders verdikleri dizidir. cekimler de cok kalitelidir bunlara ek olarak.
bir de bir insana aglamak nasil bu kadar yakisiyor ya(nejat isler) diye düsüncelere sevk eden dizidir bünyeyi.
erkan can, fikret kuşkan ve nejat işler'in oyunculuk şöleni sunduğu dizidir. sahte mezar sahnesindeki diyaloglar ile nejat işler'in erkan can'a, benim oğlum ölmüş dediği sahnede geçen diyaloglar akıllarda kalacak. özellikle şu sözlere dikkat çekiyorum: insan kendini, ne istiyorsa ona inandırıyor. bir kez inandıktan sonra da, o yalan olsa bile gerçek oluyor; umut oluyor bir yerde.
tutmyacağını düşündüğüm dizi. uzan zamandır yapılmış en başarılı yapımlardan biri. benim de uzun zamandır severek izlediğim tek dizi. ama ülkemizdeki dizileri takip edenlerin ev hanımları olduğunu düşünürsek dizide ne bi entrika ne bi aldatma ne de bir kadınlar arası çekişme var. en azından şimdilik. çok farklı bir yapım olduğu kesin dizinin sonu bile belliymiş. yani bu dizi bizim türk hanımlarına çekici gelmez. bu dizinin rakiplerinin hepsi aynı alışmışlar bu formata. ters gelebilir yani söylemek istedim.
oğlu piyano çalarken ali'nin akıttığı gözyaşları dikkat çekiciydi ama hala çok durgun bir dizi. böyle giderse birkaç yakışıklının hatrına ve sadece kızlar tarafındna izlenen dizi olmaktan öteye gidemeyecek.
--spoiler--
murat isimli velet kan kanseri olacak ve çok yakın bir akrabasından ilik nakli yapılması gerekiyordur. bunun içinse iliği verecek olan bilin bakalım kim? evet doğru tahmin tabiki de neco baba
--spoiler--