ali'nin çırağı olacak sakar kişinin dizideki gülmelik karakter ve komik sahneler eksiğini tamamladığını düşünmekteyim. bu departmana bir de yeni hizmetçi kız eklenmiştir ki, bir makbule* de budur denilebilir.
Internette gezinirken sitenin birinde balik sirti dizisi jenerik muzigi yazisini gormemle yarilmama sebebiyet vermis dizi ismi. Abi bu kadar olur yani. Balik sirti nerdee bicak sirti nerde...
görüntü yönetmenliği, müzikleri * ve kanal d'nin geri kalan 90 dizisinin toplamından çıkmayacak oyuncu kadrosuyla şaşırtan dizidir. fikret kuşkan'dan oyunculuk dersleri olarak da izlenebilir.
senaryosu, çekimleri ile tırt olan ama hala ve ısrarla oyuncu kadrosunda ki kalite yüzünden izlenebilen bir dizi. erkan can gibi bir şahsiyet alıp götürecek diziyi ama yönetmen ve senarist hala biz üretmez kabızıyız demeye devam ediyorlar.
öncelikle şunu söylemeliyim ki; en başta fikret kuşkan'ın bara kardeşini ziyaret etmeye gittiğinde soda limon istemesiyle fikret kuşkan'ın yeşilaycı bir şehzade olduğunu düşünmüştüm. ama 6. bölümde viski içmesi ve içine tek buz attırması, ramazan ayı'nda insanların inancına gösterilen saygı olarak düşünmemize sebebiyet vermiştir. saygılı olmak çok önemli bir durumdur.
ve şöyle bir bitiriş yapmak gerekirse de bu dizi türkiye televizyonlarına gelmiş en iyi, en faydalı dizidir. gerek türkçe'nin kullanımı, gerek saygılı insan cizgisi bakımından. gerçekten de bu dizi beynini üst kesim olarak ayarlamış insanların dizisidir.
izlenebilecek en iyi türk dizisi. anlatımı başarılı, duyguyu hissettiriyor en azından yalın bir şekilde, karakterin hissettiklerini siz de hissediyorsunuz. ayrıca son bölümde gördük ki melisa sözen e gençlik çok daha fazla yakışıyor.
an itibariyle yarmış dizidir. melisa sözen bulmaca çözmektedir ve nejat işler'e bulmacayı göstererek "resimdeki kim?" diye sorar. nejat işler'den de "aa, bu fikret kuşkan." cevabı gelir ve sözen ,işler'e şöyle bir bakış atarak yazar.
(bkz: oyuncularının reklamını yapan diziler..)
bir kaç dakikalık kısmını sadece çok sevdiğim arkadaşlarıma söz verdiğim için zoraki olarak izleyebildiğim; ve her başladığında o sevdiğim arkadaşlarımın "dünyadan kopup başka bi gezegende (ki bence venüs te) transa geçtiklerine inandığım" gün geçtikçe bana daha çok antipatik gelmeye başlayan dizidir.
bir de nejat işler ve fikret kuşkan ikilisinin oynadığı her yapımda ki; fikret kuşkanın karısının, fikret kuşkanı nejat işlerle aldatması geyiği de artık cidden baymıştır.
mehmet günsur'un vildan'a ilk görüşte vurulması, ve çocuğun herşeyi bi kenara bırakıp bütün gün bu kızın ardı sıra koşup durması, nihayetinde avukatlık bürosuna kadar gelmesi. ve bunlar yaşanırken vildan hanımın yüz vermek şöyle dursun çocuğu olabildiğince terslemesinin ardından aralarında şöyle bir diyalog geçmiştir:
mehmet: bıdı bıdı.. sizinle çıkmak gibi mesela..
vildan: ... (o suratı beş karış asık olan bücür avukat gülümsüyor burda, belli ki hoşuna gitti! evet diyor yani)
ben de diyorum ki, ne kadar saçma bir şey bu ya rabbim. sen tut, çocuğu o kadar tersle dur, surat as, üfff-püff de, "bi siktir git" demeye getirilen hareketler yap, sonra da çocuktan duyulan "çıkmak" kelimesinden sonra yelkenleri suya indir ve bu saniyelik bir gelişme olsun. ne kadar inandırıcı ki bu?
olmamış, o sahne hiç. daha yaratıcı bir tanışma-çıkma-hoşlaşma sahnesi olamaz mıydı.
ve soruyorum:
-bu avukat kızı görünce neden herkesin elf görmüşçesine dibi düşüyor. mehmet günsur'dan sonra şimdi de nejat işler'in çırağı.