9., 10. ve 11. yüzyıllarda meydana gelen Anadolu'nun nasıl Türkleştiği sorununa ışık tutan göç dalgasıdır. Anadolu'nun Türkleşmesi, büyük katliamlarla değil, Rum, Süryani, Ermeni unsurların -Türkmen göçü neticesiyle Anadolu'ya gelen büyük toplulukların Anadolu'ya yerleşmesiyle- Türklerin arasında erimesiyle meydana gelmiştir.
"Türklerin islam dünyası ve medeniyeti üzerindeki hayati rolleri Selçukluların islam alemine hakim olmaları ile başlar ve devrimize kadar takriben 1000 yıl sürer; bu rol, birinci devre nisbetle, şüphesiz, çok daha geniş, büyük ve kader tayin edici bir mahiyet alır. Bu da iki büyük hadise ile mümkün olmuştur. Bunlardan birincisi Maveraünnehr dışında büyük göçebe kitleleri, hususiyle Kun ve Göktürkler gibi garp Türklerinin de esasını teşkil eden Oğuz(Türkmen)ların islamiyeti toptan kabul etmeleri ve kendi ruhlarına uygun bularak onu milli bir din yapmalarıdır. ikincisi de, bu islamlaşma hadisesi ile muvazi olarak, Büyük Türk muhaceretinin başlaması, Yakın-Şark'ın ve hususiyle Anadolu'nun Türkleşmesidir." ****
"Selçuklu devletinin kurulması ile Malazgird zaferi arasında geçen otuz yıllık bir devir esnasında Türkmenler daimi bir akış halinde Anadolu hudutlarına girmiş; bu ülkenin şark ve orta kısımlarına yayılmışlar ise de bu memleketi henüz kendileri için emin bir yurt saymıyorlardı. Fakat Malazgirt zaferinden sonra Bizans'ın artık ordusu ve mukavemeti kalmadığı için Türkmenler'in Anadolu'ya muhacereti artık sel halini almıştı, islam ülkelerinde yurt bulamıyan Türkler artık bu yeni vatanlarına koşuyor;..
Devrin şairi Katran, Tuğrul Beğ zamanında, Urmiye Emirini medheden bir kasidesinde 'Türklerin akınları çıkmasa idi sen eski Husrev'ler gibi dünyayı alırdın. Gerçi bugün Türklere haraç veriyorsun. Ama yarın onların nimetine nail olursun. Her taraf karınca yuvaları gibi Türkler ile dolu.' olduğunu söylerken bir vesile ile bu Büyük Muhacereti de güzel tasvir eder. Şeddadiler tarihi Sav-tekin'in umumi valiliği zamanında (1075): 'Türkler Erran(Karabağ) beldelerinin ovalarını, dağlarını, tepelerini ve kalelerini doldurdular." ifadesi ile Azerbaycan'ın dolup boşalmasına dair birçok hadiselerden birini tesbit eder.
..
Bir Gürcü kaynağı: 'Türkler Tiflis'ten Berdea'ya kadar bu güzel yerlerde çadırlarını kurmuşlardı... Türkler dünyanın her tarafından sanki bu memlekette randevu verip buralara geliyorlardı... Türklerin kudreti dolayısıyla Rumlar şarktaki bütün şehir ve kalelerini bırakıp gidiyor; bu bölgeleri onlara terkediyor ve onların yerleşmelerine imkan veriyorlar.'
..
Anonim bir Rum kroniği: 'Karalar ve denizler, sanki bütün dünya kafir Barbarlar(Türkler) tarafından işgal edildi ve ıssızlaştırıldı. Onlar şarkın (Anadolu'nun) bütün köylerini, evlerini, kiliseleri ile birlikte, istila ve yağma ettiler.'
..
Yine çağdaş bir Rum yazarı: 'Türkler Karadeniz, Marmara, Adalar(Ege) ve Akdenz(Suriye denizi) arasındaki bütün memleketlere hakim oldular.'
..
Türk istilası önünden kaçan veya Bizans imparatorları tarafından Balkanlar'a nakledilen Rumlar'a veya Rumlaşmış halklara dair haberler de çok dikkate şayandır. Filhakika bir Süryani tarihçisine göre: 'Türklere yenilen Rumlar bir daha onlara karşı duramadılar. imparator Mihael korkuya düştü. Korkak ve kadınlaşmış müşavirlerinin sözlerine bakarak bir daha saraydan dışarı çıkmadı. Hristiyanlara acıyarak adamlar gönderip Pont(Danişmend-ili)da kalmış halkın bakiyelerini, eşyaları ile birlikte, atlara ve arabalara yükletti; denizin ötesine(yani Anadolu'dan Balkanlara) nakletti. Böylece nüfusu kalmayan bu bölgede Türklerin yerleşmesine yardım etti. Bu sebeble de imparator herkesin tenkidine uğradı.'
..
Çağdaş Ermeni müellifi Mathieu: '1080 yılı Mart'ına doğru Okyanus denizi berisinde(Anadolu'da) bulunan bütün Hristiyan beldeleri Türklerin istilasına uğradı; hiç bir vilayet onların işgalinden kurtulamadı... Birçok bölgeler boşaldı. Artık şart milleti mevcut değildi.' diye Rumlar hakkında müşahedesini yazdıktan sonra bizzat Ermeni muhaceretini de şöyle tasvir eder: 'Maraş, Tarsus ve Delük'e kadar uzayan bölgeler kargaşa içinde idi. Zira buralarda halk kitleler halinde birbirleri üzerine yığılıyor; binlerce insan birbirinin yolunu tıkıyor; çekirgeler gibi yeryüzünü kaplıyor ve her taraf insan dalgaları ile doluyordu.'" *
Buradan o dönemde Anadolu'da oturan ve Rum olmayan diğer milletlerin Rumlara nasıl baktığını da rahatlıkla çıkarabiliriz. Özellikle kadınlaşmış tabiri sadece Süryaniler tarafından değil, çeşitli Ermeni müelliflerinde, özellikle Mathieu tarafından da kullanılmıştır. Ayrıca bu müellif Ermenilerin bugünkü Ermenistan'dan Kılikya ahalisine Rumlar tarafından sürülmesinden de müteessirdir. Türkmenleri de Rumlara yeğler. Malazgirt Savaşı'nda Rum ordusundaki Ermenilerin savaştan çekilmesi de buna kanıttır.
Demek ki Türkler Süryani ve Ermeniler için büyük bir kurtarıcı rolünü üstlenmişlerdir. Onları "kadınlaşmış" Rumların elinden kurtarmışlardır.
Ayrıca Osman Turan'ın Selçuklular Zamanında Türkiye ve Erdoğan Merçil'in Selçuklu Devletleri Tarihi adlı -ilmi araştırma- eserlerinde Kürtlerden mühim bir şekilde bahsedilmemesi de Kürtlerin büyük Türkmen göçünden sonra Anadolu'ya yerleştiğini, Anadolu'daki Bektaşi, Alevi katliamlarından sonra buralarda azınlık olmaktan çıkıp, çoğunluğa geçmeye başladıkları ve tarih konusunda gayet kuvvetli bir aydın olan Atsız'ın da belirttiği gibi Kürtlerin bu bölgede Dünya Savaşı zamanında Ermenilerin yaptığı büyük mezalimden sonra çoğunluğa geçtiği ilmi bir gerçektir. Demek ki Fars'ın iptidai bir kolu olan Kürtler, Türklük sayesinde varlığını korumayı başarmıştır.
12. yüzyılda cengiz han'ın orduları önüünden kaçan türkmen kitleleri ile devam etmiş, 13 ve 14. yüzyıllarda moğol tehditinin sürmesiyle doruk noktasına ulaşmıştır. ancak iran ile yapılan kasr-ı şirin anlaşması ve anadolu'nun kafkaslarla olan sınır bağlantısının zayıflamasıyla bu göçler bir bıçak gibi kesilmiş,bu tarihten sonra türkmen göçleri daha çok iran'a yönelmiştir.
yazılanları dahi okumaktan aciz yazar müsveddelerinin Türkleri Anadolularla karışan melez bir ırk olarak görebileceğini kanıtlamaya çalışmasına sebep olan tarihi olaydır.
Türkler Anadolularla karışmamıştır, onları Türkleştirmiştir. Kavimler Göçü nasıl Avrupa'nın etnik haritasını değiştirdiyse, bugün halen Avrupalı Türklerden en çok karışanı olan Bulgarların %40'ı Tur uruğundan ise, Türkmen göçü de Anadolu'yu öyle değiştirmiştir ve daha sonradan bir göç dalgasıyla büyük yabancı unsurlar bu coğrafyaya yerleşmediği için Anadolu Türk olarak kalmıştır.
Ama dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır ki Türkmenler Anadolu'yu katliamlara girişmeden Türkleştirirken, -nufüsunun fazla olması sebebiyle- -misal Türkmen göçünün meydana geldiği yüzyıllarda 20-30 Türk'e 1 yabancı düşüyor- Anadolu'nun doğu bölgelerinin Kürtleşmesine sebep olan Ermeniler dünya harbi zamanında büyük katliamlara girişmişlerdir.
sadece Türkmenlerle kalmayan göçtür. Türk Moğol imparatorluğu, Önlerine kattığı Türkmenlerle birlikte Ordularında da Türkmenleri bulundurmuş bunun yanında Diğer Tatar boyları, moğol- Türk boylarını da Anadoluya ve ortadoğuya getirmiştir.
Bunun yanında Timur'un da Anadolu'ya Türk göçünde etkisi vardır. Bugün Anadolu'da Yaşayan Türklerin büyük çoğunluğunun Anadolu'da olmasının nedeni Selçuklular değil Türk- Moğol imparatorluğu ve Timurdur.