bu ülkede umuttan çoğu var. çalışkanlık var, zekilik var, yeni yeni oluşan bir orta sınıf ve bu sınıfın yayılımı var.
demek istediğim umuda çok tutunmamak, bugün ki ortadoğuluların ve türk ülkesinde bulunan ortadoğu tarikat ve doktrinlerinin en büyük sloganı nedir, kurtuluş. bekleyin öleceğiz, her şey güzel olacak. bekleyin mehdi gelecek, her şey çok güzel olacak, bekleyin bir başkan (cumhurbaşkanı) gelecek, her şey çok güzel olacak.
senin kıçından ter akmadıkça, evet sen okurdan söz ediyorum, erenlerden olamazsın. ermek için çaba gerekir, yükseğe çıkmak için taşlı yollardan geçmek gerekir, yemek için emek gerekir. gereken çok, eldeki az ise ya eldekini çoğaltacak, ya isterlerini kısacaksın.
atatürk ün güzel, düşündüren aynı keza şu an ki gençliği görünce güldüren sözüdür.
şimdiki gençlik din iman ve vicdandan yoksun yetişiyor. kendini geliştirmekten aciz. diploma almayı başarı sanıyor. tez yok, teori yok, tasarı yok. ver yiyim ört yatim derdindeler.
şu an ki gençlik de baz alınsa atatürk zamanındaki gençlik de baz alınsa fos çıkmış sözdür. hani uzaya cıkıtığımız falan yok türkiye hala oldugu yerde debelenip duruyor 80 senedir.
atatürk ün ümitlerinin boşa çıktığını gördüğüm söz. gençler artık tamamen farklı. yine o yabancı hayranlığı bu sefer belki müzikle, belki diziyle, belki kitapla, belki filmle.
sorun bunları dinlemek, izlemek, okumak değil. sorun nerede bir türk işi görülse hemen, hiç bakmadan, sorgulamadan bok atmak. çevremdeki 30 gençten 20 sinin söylediği söz '' ben türkçe şarkı dinlemem! '' ya da '' olm türkçe şarkı mı dinlenir lan? '' gençlik çok başka yerlere gidiyor.
ah ama kuşkusuz onların iyiliği için 19 mayıs gösterilerini iptal bir hükümet var. şanslılar bir yandan da. (!)
ulu önder mustafa kemal atatürk'ün söylemiş olduğu, türk gençliğine ne kadar inandığını gösteren sözdür.
yalnız ulu önder şu anki düşünmeyen, önüne konanı yutan, sorgulamayan, savaşmayan gençliği kast etmemiştir.
atamızın güzel, anlamlı sözlerinden bir tanesi. Kim ne yaparsa yapsın, kim ne derse desin biz atamızın izindeyiz. Sen rahat uyu atam. Bu gençlik senin yüzünü kara çıkartmayacaktır. Biz vatan bekçileriyiz.
Hangi gençlik, bir bilim adamının bir öğretmenin sözlerini aklına uymuyor diye red edip dizi film yıldızlarını futbolcuları ve de playboyları kendine örnek alanlar mı.
kendisi gençken atılmıştır ateşin içine ve o dava aşkıyla yanıp tutuşurken bir gencin neler yapabileceğini göstermiştir, gencin potansiyelini en iyi o bilmektedir. ama tek bir sorun var ki o zaman tüm gençlerde bir dava aşkı varmış, her biri vatan için ve ya farklı bir ideoloji uğruna kendilerini ateşe atarlarmış, fikirde ilimde irfanda birleşirlermiş, şimdi mi? şu an herkes tek bir yerde birleşiyor: facebook. orada vatansever hepsi, orada milliyetçi, orada devrimci, klavye arkasında, profil fotoğrafında türk onlar. hangi genç diye düşünüyor insan. hani genç?
Genç nüfuslar ülkelerin en önemli güçleridir. Bu güç, doğru eğitildiği ve vatan sevgisi ile harmanlandığında ülkelerin geleceği sağlam ellere teslim edilmiş olur. Milli mücadelemizin başlangıç tarihi kabul edilen 19 mayıs 1919' da Atatürk, 38 yaşında genç bir general olarak samsun' a ayak basmış ve milli mücadele ateşini tüm ulusumuzda yakmıştır. Atatürk bu gücü, bizzat kendi gençliği ve Türk gençliğinden almıştır.
Atatürk; Büyük Nutuk' ta sözlerini sonlandırırken:
'' Bugün vasıl olduğumuz netice, asırlardan beri çekilen milli musibetlerin intibahı ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir. Bu neticeyi, Türk gençliğine emanet ediyorum. Ey Türk gençliği! '' şeklinde tamamlamıştır.
9 Mayıs 1938'de Ankara' daki törende veda ettiği Türk gençlerini, 29 Ekim 1938 Cumhuriyet Bayramı gecesi son bir kere daha gördü. Gençler, Boğaziçi vapurlarından birini tutmuşlar, Dolmabahçe Sarayı' nın rıhtımına yaklaşmışlar, sevinç gösterileri yapıyorlardı. Atatürk, kesik kesik konuşarak pencereye gitmek istediğini anlattı. Kollarına girdiler, pencere kenarındaki koltuğa oturdu, eli ile gemiye işaret etti. Vapurda bir kıyamettir koptu. Gençler hep bir ağızdan: '' Dağ başını duman almış, Gümüş dere durmaz akar'' marşını söylüyorlardı. Atatürk mırıldandı: - ''Bu bayramlar ve yarınlar sizindir, güle güle! '' dedi ve yatağına döndü.
Böyle büyük bir insanı, Türk gençleri olarak asla unutmayacak ve bıraktığı cumhuriyeti sonuna kadar koruyacağız.