dolap kapısı açılır, raflar gözden geçirilir. yemekleri ısıtmaya üşenilir, gözler abur cubur arar. sonra o insanı deli eden, buz dolabının kapısının açık kaldığını belli eden "dıt dıt dıt" sesi duyulur. hayatının koca 1 dakikasının buzdolabı önünde boş boş geçtiği farkedilir. bakkala abur cubur almaya gidilir.
Ne yenilirse yenilsin geçmeyecek olan duygudur. Canım birşey istiyor ama ne olduğunu bilmiyorum bari herşeyi yiyeyim denir. Aslında istenilen şeyin ne olduğu bilinmediği için midedeki canavar daha bir acıkır. Genelde geceleri veya alkolden sonra gelir. herşeyi yiyip uyumaya çalıştıktan sonra sabah yine içinizi kanırtan bir açlıkla uyanırsınız. Ulan ne oluyo be kaç saat oldu ki yiyeli nasıl acıktım anlamadım denilir. O öle birkaç gün gider.
elektrik sarfiyatıdır. düşünülür, düşünülür.. kapak açıktır.. dolabın içi hafiften ısı kazancına* başlar. daha kapatmana fırsat kalmadan "hırrrrr" çalışmaya başlar. hasktr dersin, yine ısıttık buzdolabını. üzülürsün, o moral bozukluğuyla birşey yiyecek halin kalmaz. geri dönersin odana sözlüğe entry girersin. birisi okur beğenirse oy verir.*
buzdolabının kapağını açıp uzun müddet beklendiğindeyse, büyük ihtimalle az sonra evin hanımağası gelecek ve sizi kışkışlayacaktır oradan. ya da içindekiler bozulacak deyip kapattıracaktır. ya da "çok yiyorsun, DAHA YENi masadan kalktık, oldu olacak beni de ye" diyecek, kalın gövdenizin içindeki hassas çocuk kalbinizi kıracaktır. aldırmayınız.
bakılır, eğilinir, kalkılır, kafa dolabın içine uzatılır sonra el içeri doğru uzatılır bakalım ne gelcek aaaa bir köfte dünden kalan hayır hayır bir dilim karpuz mu yok ya dünden kalan patates yemeğide varmış...
genelde bayramlarda tatillerde ailenizin evinde gerçekleşen bir durumdur.. bir açarsın dolap ağzına kadar dolu? aman allahım ben ne severdim lan eskiden? diyerekten çocukluğunuza inme eğilimi oluşur ansızın..ama örenci evinde öyle midir? değildir. yarın ne yiyeceğinizi bilirsiniz mesela.. gözünüzü açmadan raftan tek hamleyle alırsınız alacağınızı. zaten o rafta tek bir şey vardır..
tuvaletin önünden geçerken, aniden; " lan bir sıçsam mı, acaba reklamlar bitmeden kaldığım yerden yetişebilir miyim maça ? " şeklinde düşünmekten pek farkı yoktur, denebilir, hatta denenmiştir. dedim.
en çok yaptıgım eylemdir lakin en büyük kavga sebebimizdir evde.
ben buzdolabının kapısını acıp saatlerce o biber dolmasını mı yoksa dün akşamdan kalan mantıyı mı yesem sonra yok yok en iyisi şöyle güzel bir sandvic hazılayayım kendime diye fikirden fikire atlarken anne kişisi arkadan seslenir;
+ aç,.. aç aç. daha açık bırak nasıl olsa yaptıgı buzları sen temizlemiyorsun onun. diye keyfin içine turp sıkar.
buzdolabı keyfime turp sıkan annem ne yazık ki no frost teknoljisinden bi haber yaşayıp eskiden kalma alışkanlıgı olan buzdolabının buzunu eritmek/çözdürmek olayını hala bıkmadan senelerdir yapıyor. bir türlü vazgeçirtemedik kendisini.
önce açarsınız buzdolabını ne yiyeceğinizi düşünürken birden bambaşka hayallere dalarsınız. sonra arkadan bi ses: "kapat şu buzdolabını buzlanıyo sonra" annedir ve haklıdır. ama hayalleriniz dibe vurmuştur o ayrı.
aslında onca saat dikilmenin nedeni buzdolabının boş olmasıdır.zira dolu olsa hemen bi kaç zımbırtı çıkartılıp yenecektir,ama boştur ve size de bakmak kalır.
Eğer karın gerçekten açsa, düşünmeler ve uzun bakınmalar sonucu dolapta daha önce burun kıvırdığınız bir takım şeyler ilginç gelmeye başlayabilir. Beyniniz zaten türlü yemek tarifleri yazmaktadır o sırada. Ve gidip en olmayacak bir şeyi yersiniz mesela. Ekmek arası mayonez, yoğurtlu ekmek, ya da kendi uydurduğunuz bir şey. Bünye alışkın değilse yerken aldığınız zevk zamanla yerini karın ağrısı/mide bulantısına bırakır.