derin bir adam diyordum onun için. görünenden çok daha fazlasını ihtiva ettiğini dile getiriyordum. ancak gezi olaylarıyla birlikte gözümden düşen onlarca isimden biri oldu kendisi.
ve asla leyla ile mecnun ekibini meydanlarda görünce "bu diziyi boykot edelim" çığlıkları atanlardan biri olmadım. aksak'ın yaptığı iş güzel. izlemeye, takip etmeye devam ederim. ama bu sevdiğimiz dizinin ekibinden biri de çıkıp toplumsal meselelerde daha insani, daha adil, daha samimi davransın istiyoruz işte. tamam sizler birlikte hareket eden, birbirine şirin görünmek zorunda olan bir teşkilatsınız. ama hiç olmazsa biraz susun be kardeşim. ülke kaybediyor, insanlar ölüyor. dalga geçmeyin. biraz olsun ciddi davranıp bunu önlemeye çalışın. ya da dediğim gibi, susun.
ot dergisinin üçüncü sayısında yazan kişi. sanırım trt den bir adım da olsa uzaklaşarak rahat bir şekilde cinsellik de içeren güzel bir yazı yazmıştır.
ramazan güzeldir mecnun'u. nekadar kötü rol yaptığının farkına varınca yazmaya karar vermiş.
bir film galasında yanına gidip fotoğraf çektirdim 'bakayım nasıl çıktım?' dedi. artist.
biraz önce anadolu üniversitesi'nde konuk olarak leyla ile mecnun dizisine yönelik soruları yanıtlamıştır. samimi bir sohbet havasında ilerledi.
dizinin yolda düzüldüğünü; oyuncuların üslubunun, sigara, alkol vb. için kullanılan metaforların, gelecek bölümlerde senaryoya girecek olayların yönetmeninden tut oyuncusuna kadar herkesin katkısıyla ilerlediğini söyledi.
tabii böyle olunca insan merak ediyor; abi bu dizinin zemini neye dayanıyor? oyuncuların üslubu hangi çerçevede ele alınıyor?
dayanamadım sordum bu soruyu ancak net bir cevap aldığımı söyleyemem. en azından bu dizinin felsefesi hakkında bir iki tane de olsa bir şeyler söyleyebilirdi, burak aksak.
senaryoda zekâ pırıltısı olduğunu ve bu adamın da zeki olduğunu söylememek haksızlık olur. seviyoruz.
hayatın bir gün bize de gülebileceğinin ayaklı kanıtı. inanalım gençler, salmayalım kendimizi. laf aramızda dizinin ilk 20 bölümünü ezbere bilirim, sonrasında popiliğin nazarına geldi, şimdi sadece seviyorum kendisini, kalemini.
"nereden estiği belli olmayan bu rüzgara kapılma sakın. sen hala nereye gideceğini bilmeden yolun ortasında bekleyen o çocuksun." diyerek beni haddimden fazla yaralamış insandır.
onur ünlü, emrah serbes ve selçuk aydemir'le birlikte mahşerin dört atlısından birisidir. türk televizyon dünyasında kaliteyi artıran, rüzgara karşı işler yapmaya çalışan mükemmel ötesi insanlardan birisidir.
türk dizi senaristliğine tepki olarak doğmuş, leyle ile mecnun adlı halen yayında olan bir başyapıt diziye imza atmış, çok genç ve bir o kadar da yetenekli senaristtir.
leyla ile mecnun'ununu ayıla bayıla izliyorduysam da,twitter'da yazdıklarının https://twitter.com/monvue'dan pek farkı yok kalite bakımından. hatta bazı yazılarını alsanız arabesk raplere koysanız sırıtmaz. kendisi göndermeli,daha çok üst kesime hitap eden dizi boşluğunu doldurmaktadır.
ayakta alkışlatmıştır: "nobel barış ödülünü alan avrupa birliği'ni yürekten kutluyorum. kitabım yok ama nobel edebiyat ödülüne talibim ben de.olur mu olur valla"