en işlerinden en sinir bozucu olandır. bulaşık makinasına rahatça bulaşıkları dizmek ne kadar kolaysa boşaltmak da o kadar angarya bir iştir. bu iş kendisine verilen birey tabakları birbirine çarparak gerekli gürültüyü yapıp ev ahalisine kendince ceza verebilir.
gıcık bir aktivitedir.hele tam yıkanmamış tabak, çatal gelirse elinize sinirleriniz daha çok bozulur. herşeye rağmen şükredilmelidir. bulaşık makinesi her ev hanımı için bir devrimdir.
(bkz: bu kadar kusur kadı kızında da olur)
makinayı bulaşıkları yerleştimek için açıp temzileriyle karşılaşıldığında insana daha bir zor gelen eylem.her şekilde bulaşıkları yerleştirmekten iyidir.
ızdırap gibi bir ev işidir. gerçi bütün ev işleri öyledir. ama bu çok fenadır en fenasıdır. hele bir de bu gıccık işlem sırasında elinizden ööylece kayan bir bardak, güm diye yere düşmesi, etrafa saçılan cam parçalar, annenizin çığlığı, bu işi daha da çekilmez yapar. bir de onu süpür şimdi.. *
eglencelidir.
basaltırken makinayı farkında olmadan zihin de bosaltılır. gun icinde yasanan olaylar bilinc akısı teknigiyle aklınızda donmeye baslar. hatta en gerekli fikirler bu islem sırasında ortaya cıkar. bende oyle oluyor. onemli kararlarımı hep mutfakta veriyorum. bulasık makinam, sırdasım.
gözlük kullananlar için ayrı bir işkencedir... kapak açılınca sıcak ve buhar surata vurur, gözlükler bir anda a4 kağıdı gibi bembeyaz olur. bi skim gözükmez.