<< Nerede okumus olursaniz olun,
kim demis olursa olsun-ben
söylemis olsam bile-sizin kendi
aklinizin ve mantiginizin kabul etmedigi
hic birseye inanmayin. >> buda
budizm'de; tam ve aşilamaz aydınlanmaya ulaşmış, öfke, açgözlülük ve cahilliği kesin bir şekilde alt etmiş, dünyevi acılardan tamamıyla kurtulmuş, başka bir değişle nirvana'ya ulaşmış kimseye verilen isimdir. buddha - buda şeklinde geçer.
buda lakabı şuradan gelmektedir ki; esasında soylu bir genç olan siddhartha, aşağı yukarı otuzbeş yaşlarında hayatın anlamı, ölüm ve mutluluk üzerinde düşünmeye başlar. kendisi o döneme kadar zengin ve rahatı yerinde gelmiştir. ama pek mutlu olduğu söylenemezdi.
derin derin düşüncelere dalarak hindistan'ı baştan aşağıya dolaşmaya başlamış. önceki hayatına istinaden perhiz ve riyazet uygulayıp, tüm zenginliklerini bırakmıştır. ama böyle de bir mutluluğa erişemedediğini bulmuştur. bir bilge ağacın dibinde otururken* bir anda anlamı bulmuş ve kendisine de uyanmış, andınlaşmış anlamına gelen buda lakabı verilmiştir.
o oturan, sevimli, sisman adam. yanlislikla icine dustugum birkac budizm toplantisindan tanidigim kadariyla baska turlu olmasi mumkun degilmis zaten. sinirleri alinmis, icinden kotu dusunceler cikarilmis bir beden kacinilmaz olarak oyle tombiklesir tabi, yuz de sevimli mi sevimli. amma velakin, insan olmaya geldiysek sayet, o kadar mutlu, mesut olmak fena bozar bu desturumuzu gibime geldi. aslinda biraz da tombik olmaktan mi korktum ne?