dilediğin vakit hiç bir yere doğru düzgün gidemediğin,
ulaşımın ömür törpülediği,
her yerin tıklım tıklım olduğu,
park yeri bulmanın altın bulmak kadar zor olduğu,
metrekareye düşen hırsız, ipsiz-sapsız, karı tüccarı, tinerci, balici, serseri sayısının en yoğun olduğu,
insanların birbirine hiç güvenmediği,
gürültünün, şamatanın ve kalabalıklığın insanı boğduğu,
herşeye hazır ve en kısa sürede ulaşmayı sevenlerin; mahrumiyetten ve fakirlikten çok korkanların biraz daha çok sevdiği, sürekli ormanları belediyelerin park ve bahçeleri ile yer değiştirilip imara açılmak suretiyle betonlaşmanın devam ettiği,
herşeyin çok pahalı olduğu,
kimsenin kimseyi pek sevmediği,
komşuluğun olmadığı,
gecelerin güvenli olmadığı,
esrar ve uyuşturucunun köşe başlarında içilediği/satıldığı,
kalabalık okullar yüzünden çocuk eğitmenin çok zor olduğu,
kötü örnekler yüzünden çocuk eğitmenin çok daha zor olduğu,
içinde yaşayanların tarihinden pek haberdar olmadığı,
sevenlerin nesini sevdiklerinden tam olarak emin olamadıkları,
içinde yaşanılası güzelliklere sahip olmayan, olanakları kısıtlı, yanında tüm bunlara birlikte dayanabilecegi arkadasların ya da deger verdigin birileri olmadıgında cekilmez hale gelen sehir. Tamamen kisiseldir.
Örn. : Tekirdag
bestesi orhan akdeniz' e ait olan arapsal bir melodiye sahip beste. mısırlılardan alındığına dair rivayet var, doğru olabilir. müslüm gürses den ziyade metin şentürkün yorumu daha iyi gibidir. 2000 li yıllarda düzenlendiği için sound daha bir modern olmuş.
nasıl güzel bir parçaymış, inişleri ve çıkışlarıyla, iş, ev arası riga halkı öğrenmeye basladı, selam ederim 08.20 tranvayını bekleyen o sarı montlu kişiye *
(bkz: itiraf.com platonikim)
onu bilmiyorum da büyük şehirlerde yaşanmaz.büyük şehirin dramı vardır yükünden ağır. şehvet ile sular semiz toprağına gül dikmişsin, trafik çok akıyor suyundan bozma yağlı bir katı gibi, lambaları esrik. hızla değişmek üzereyken elektrik ve gider! ne olduğu ile ilginiyorsundur. neden yanmadığı ile ilişkilisin. lambaya koşullanmış peşi sıra dizilmiş araçlar, içlerinde insanlar. yetişmek üzere tapınaklarına, tapınmalara ramak ve tanrıları zaman. tanrıları zaman ve alınlarında hiç düşünmedikleri yazılarıyla, düşünmeyi unutmuş gibi tek sordukları lambaların artık neden yanmadığı. o kadar uzaksın ki, yabancı bile yabancıya yabancıya diyemeden, bir tek dramatik olanı düşünür kısa notlar denizinden. uzunlarını okuyamaz yetişmelidir denizden, kıyıdan. Büyük şehirde yaşanmaz arkadaş onu bilirim. yaşanmıyor da
-bu şehirde yaşanmaz.
+ee.
-yaşanmaz diyorum.
+ne duruyon o zaman, git başka şehre.
-olmaz, gidemem.
+niye.
-işte abi, ne sen sor ne ben söyliyim.
+madem yaşanmaz, geber o zaman.
-haklısın sen de. bi sigara versene.
+zıkkım iç.
istanbul'a yılda bir veya iki kez de olsa giden bir antalyalının her orada geçirilen üçüncü günün sonunda söylediği cümledir. Lakin ne yazık ki kader ağlarını böyle cümlelerin sonunda örmektedir. Büyük söz konuşma diye boşuna dememişlerdir. Bu şehirde yaşanmazdı ama yaşamak zorunda kaldım diyecektir kişi yıllar sonra.