günlerden birgün italyan büyükelçisi ata ile görüşmek ister ve huzura davet edilir. o günün muhtelif ekonomik-siyasi konuları hakkında konuşulduktan sonra büyükelçi:
-ekselans dün roma ile yaptığım bir görüşmede hükümetimizin hatay'ı almak istediği kararını size iletmem söylendi.'' der.
odada bir an sessizlik olur. ata büyükelçiye birşeyler daha ikram eder ve iki dakika odadakiler ile başbaşa bırakır.
döndüğünde ayağında çizmeleri, üzerinde mareşal üniforması ve belinde tabancası vardır. doğru masasına gider, manyetolu telefondan mareşal fevzi çakmak'ın bağlanmasını ister ve çakmak' a:
-paşa: "italyan dostlarımız hatay'a gelmek istiyorlar hazır mıyız?'' der.
fevzi çakmak durumu anlar ve:
-biz hazırız paşam. '' diye yanıtlar.
ata büyükelçiye döner ve:
-biz hazırmışız, hükümetinize söyleyin isterlerse hatay'ı gelip alabilirler.'' der.
--
velhasıl babayı alırlar, biz verdik de onlarda aldı.
Bu ülke hiç bir şekilde bölünemez fakat adamın dediğine katılıyorum. Ankara`nın batısındaki bütün iller doğu illerinin kullandığı kaçak elektrik, su, doğalgaz ve diğer giderlerini kendi faturalarında ödüyorlar.
bir kaç örnekle açıklamak gerekir ise ;
kuyu suyunu elektirik ile ısıtmaya çalışanlar,
Tavana somya yatak asıp elektrik ile ısıtmaya çalışanlar,
evinde elektirik ocaklarıyla yemek yapanlar,
.
.
.
.
.
bu ülkenin başat kalkınma dinamiği olan, ileri geri bağlantılarıyla uzun yıllardır türkiye' nin en büyük üretim ayağı olan inşaat sektörünün, kimlerin artı değeri üzerinden yürüdüğü anlaşılırsa ta baştan çürümüş, kokuşmuş bir tez olduğu anlaşılacaktır.