sinemaya iki kez gitmemi sağlamış tek film, haftalarca tek salon oynamış olduğu yetmezmiş gibi ne vakit televizyonda görsem oturur izlerim. son olarak uzun bacaklı edward' hiçte uzun değil.
an itibariyle show tv'de gösteriliyor. bilmem kaçıncı kez seyredişim. bin kere daha seyretmem bıkmam adamlar ne film yapmış yahu helal olsun. bu arada show'da beni şaşırttı nerdn akılına geldiyse.
wallace'ın ikinci savaşta sanırım, "soylular için ölmeyi reddediyorum" deyip milleti arkasından sürükleyen elemanı "bundan seneler sonra yatağında hasta ve yaşlı bir adam olarak ölürken, o anda, o ana kadar geçen tüm günleri bu savaş alanına ve bugüne dönmek için feda etmez misin?" diyerek savaşa döndürmesi herhalde en gaz anıdır filmin.
o robert bruce'un wallace'a ihanet edip, ingiltere kralı'nın yakın koruması olarak savaşa katılması ve daha sonra william'la boğuşurken kaskı düşünce william'ın ihanete uğradığını görüp ağlaması da acayip hüzünlüydü.
ama tabii ki; idam sahnesi ve "freedom" diye bağırması çok başka.
savaşlarda sadece güçlüler ve ödlekler hayatta kalır, cesurlar her zaman ölür. lakin ölmeden önce ingiliz kralının makatına duhur ettiği patlıcanı ezme olarak kralın ağzından çıkarmak gerçek bir yetenektir. shalom sana braveheart. all the best beybe.
gelmiş geçmiş en iyi sinema filmidir, hayatım boyunca tek 30-35 kere izlediğim tek sinema filmidir... ilk sinemaya geldiği tarihte 3 kere peş peşe gittiğim tek sinema filmidir.. kısaca izlemeye devam edeceğim daha iyisinin geleceğini sanmadığım tek sinema filmidir...