yazin 3 gunlugune gittigim ama bir gece kalip gotu tuta tuta kactigim ulkedir. o donemde muslumanlarla sirplar arasinda ki gerginlik ve film festivalinde ki kalabaligin sahneledigi taskinliklar sonucu gotu zor kurtardik.
bosnak boregini en meshur yerinde yedim bizim sariyer boregi buna takla attirir, aparkat ceker. o kadar net.
Yemyeşil dağları,gürül gürül akan suları.güleryüzlü güzel insanların yaşadığı az çok türkce konuşup anlaşabileceginiz,börekleri,köfteleri,kahveleriyle. Ölmeden görülmesi gereken cennet... https://m.youtube.com/watch?v=pn6b7rorbgg
biraz düze çıkabilse, kaotik ortamdan biraz sıyrılabilse ve maaşları biraz daha makul seviyelerde olsa kesinlikle gidip yaşanabilecek ayarda bir ülkedir kanımca.
insanların birbirlerine, dinlerine olan saygıları karşısında ağız açık bırakacak kadar güzel bir ülkeydi. ama hiç haketmediği acılar çekmiştir. başkenti saraybosnadır. bugün ayna dizisinde tanıtılmıştır ayrıca merak edenler izleyebilirler.. http://www.youtube.com/watch?v=KdnSyA_oBUk
Bosna-Hersekte evlenme çağına gelmiş gelin adayını isteyen damat adayı, kız evine yemeğe davet ediliyor ve ailenin büyükleri ile söz konusu evlilik hakkında tartışıyorlar. Kızın aile büyükleri damat adayı hakkında bir karara vardıktan sonra kahve ikramına geçiliyor. Şekerli kahve damat adayının evlilik için uygun görüldüğü, sade olması ise damat adayının reddedildiği anlamını taşıyor.
aynı kendi öz memleketim gibi kadere sahip ülke..
müslümanlar diye ezilmişler, türkiye hiç mi hiç yüzlerine bakmamış..
yine de türkiye'yi, türk'leri çok sevmişler..
biz kafkas, siz slav halkısınız.. olsun seviyorum bu ülkeyi, seviyorum boşnakları. seviyorum hepinizi.
bosna savaşında yardım eli uzatmadığımız gibi bir de refah partisi tarafından yardım paraları cukkalanmış ülkedir. neden bizimle iyi geçiniyor anlamıyorum.
euro 2016 kura çekimlerine 1. torbadan katılan ülke. 4 milyonluk nüfusu var lan bu ülkenin. ayrıca daha ibrahimoviç gibi bir bosnalı kendi ülkesinde oynamıyor. ibrahimoviçde bosnada oynasaydı kim bilir ne olurdu.
igman dağının eteklerinde isevi dervişler yaşarmış. Bunlar incil'de bahsi geçen son peygamberi beklerlermiş. Bir gün "Vakit tamam, artık gelmiş olmalı" deyip son peygamberi bulmak ümidiyle yalınayak yola koyulmuşlar. Yıllarca yürümüşler. Binlerce kilometre yol katetmişler. Ayakları kana bulanmış. Derken Medîne-i Münevvere'ye varmışlar. Medine'de önlerine çıkan ilk adama "Biz Allah'ın elçisini arıyoruz. Adı Muhammed" demişler. Adam "Ne yazık ki geç kaldınız. Allah'ın elçisi dün öldü" demiş. Dervişler içli içli ağlamaya başlamışlar."Ben Hattab oğlu Ömer" demiş adam. "Elçinin yakınıydım. Buyrun mescide geçelim, biraz soluklanırsınız. Bu arada ben size elçinin getirdiği mesajı anlatırım."
Dervişler teklifi şükranla karşılayıp, Peygamber mescidini kanlı ayaklarıyla kirletemeyeceklerini söylemişler. Bunun üzerine Ömer bin Hattab onlara sarı mesler hediye etmiş. Dervişler mesleri öpüp bağırlarına basmışlar. "Bir Peygamber dostunun hediyesini ayağımıza süremeyiz" demişler."Siz kimlersiniz?" diye sormuş Ömer bin Hattab.
"Biz Igumanlarız" demiş igumanlar.
"Geldiğiniz ülkenin adı ne?"
"Geldiğimiz ülkenin adı yok."
" Peki sizin dilinizde yalınayak nasıl denir?"
"Bos.""O halde ülkenizin adı biraz sizin dilinizden, biraz bizim dilimizden BOSNA olsun,Yalın ayağımız.
Türkiye deki Boşnak Sırpların anavatanı. Tası tarağı toplayıp havasına hayran oldukları memleketlerine gitseler keşke. Gerçi Bosna ve hersek hükümeti istemiyor bunları.