Büyük konuşmayayım ama hayatımda bir kişi hariç borç almam, hayatımdaki o bir kişi de dahil olmak üzere borç vermem.
insanlar sizden değişik düşünüyorlarsa zaten verdiğiniz paraya alem-i cihan bir tip olsanız bile yâ geri alamıyorsunuz yâ da alana kadar dostluğunuz muhabbetiniz bitiyor.
Örneğin en son 30 yıllık bir arkadaşımın ; abi kredi var 90 gün oldu yoksa eve banka el koyacak satışa çıkaracak sözü ile bir miktar para yolladım ki ekstra olarak zaten 3-4 güne param geliyor ben sana öderim hemen sözünü aldım. Akabinde o para hiç gelmedi ama arkadaş bol bol gezdi hikayeler paylaştı içki masalarında dertli şarkılar dinledi. Olayın üstünden 6-7 ay geçti. Arayıp sesini duyasım gelmediği için mesaj attım akabinde verdiği cevap ;
-100 liram bile Yok elektriğimi bile ödeyemedim oldu.
Ne diyeceksiniz ki ? Az gez az iç dedim sadece. Bu yaşımda beni başkalarına borç vermekten kurtarması da bardağın dolu tarafı oldu bu saatten sonra.
Giriş: Çok acil bir ihtiyacı var gibi yana yakıla ister ve kısa bir süre sonra ödeyeceğine söz verir.
Gelişme: Dediği günün üstünden günler geçer, en son sorduğunuzda tamam su gün verecem der, o gün bi aksilik çıkar, vermez. Su gün bu gün derken aylar geçer aksilik bir türlü peşini bırakmaz. Başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir. Sürekli hikâyeler anlatır. Bu sürede "olsa zaten seni konuşturmam, ödemicek miyim, ben de bir liran kalmaz" gibi cümleler kurulur.
Sonuç: En son yazdığınızda her yerden engeli yer ve enayiliginizle kalırsınız.
Cok da ihtiyacın olmayan küçük bir para olabilir ama olay para değildir zaten. Olay: enayi yerine konmak, kandırılmak.
günümüzde çok yakın arkadaş hariç yapmamak lazım. hatta yakın arkadaş bile. siz borç veriyorsunuz, sizden borç alan daha yüzlü geliyor sizden, size karşı gerçekten.
Geri dönmez endişesi zihne gelince insan vermekten ürkmekte. Ancak çok zaruret veya sağlık içinse ufak tefek verilmeli. Büyük meblağ zaten olmaz. Bilindiğinden kimse de istemez.
Bir insanı dert sahibi yapacak bir şey. iyilik yapayım dersin verirsin istesen bir dert, istemesen ayrı dert. hem para veriyorsun, hem peşine sen düşüyorsun.
borç yiğidin kamçısıysa borç vermek de yiğidin karın ağrısıdır. 32 yaşındayım 15 yıldır bir şekilde para kazanırım. daha bir tek verdiğim borcun bile hem gününde hem tam geldiğini hatırlamam. ya geç gelir ya da taksit taksit gelip para piç olur. bundan dolayı bana ders oldu bin lira borç vereceğime 100 lira hibe ederim en azından kendi paramın dilenciliğini yapmam sonrasında.
herkese yapmak doğru olmayabilir. çok güvenilmeyen kişiye birç vermemek lazım. gerçi ben hayatımda kimseden borç istemedim sanırım. belki ilkokulda istemişimdir.