-4 as benden...
+(kesin as değil mk ama el güzel geldi boşu boşuna 4 tane kart yutmayalım)
-4 as daha...
+(aha gerçek aslar bunlar)
-bir 4 as daha...
+(var şerefsiz şimdi attı gerçek asları)
-bir 4 as daha...
+(ulan kesin bu da as değildir ama şimdi açmaya tırsıyorum yerdeki kağıtlar kol gibi doldu)
-vee bir 4 as daha beyler...ben biter.
+vay şerefsiiz !
tarzı diyaloglara sahne olan, arkadaş çevremizde ölümüne tokadına ve keko ismiyle oynadığımız oyun.
poker oyunlarının olmazsa olmazı. blöf yapmak çok zevklidir. blöf yemek de bir o kadar moral bozucu. yanlış anlarda blöfe kalkarsan ortaya açılan her kart sonrasında daha da pişman olursun, geri dönmeyi de gururuna yediremezsin. son karta kadar gelip geri dönüyorsan oraya hiç gelmemen gerekmiştir ama gitmişsindir bir kere. doğru anlarda ise blöfünü yiyen birinin hazırladığın ağa yavaş yavaş ilerleyişini izlemesi keyif verir. masadakilerin beyninde dönenler ve birbirlerine attıkları bakışlar paha biçilemezdir. bakıştaki en ufak bir değişim bile blöfün başarısız olmasına sebep olabilir. hamleler sırasında nereye bakıldığı da blöf hakkında fikir verir. karşındaki sana bakmazken ona bakman, sana bakarken gözlerini kaçırman veya senin de ona bakman, kendi chiplerine bakman, sürekli chiplerinle oynaman, ortaya bakman, onun chiplerine sürekli bakman... bunlar hep fikir vericidir. blöfte gözler çok önemlidir ama bence. bu yüzden bazıları gözlük kullanır. gözlük takanlar başkalarını iyi göremez, ama kendilerini de ele vermezler. çok da konuşmazlar genelde. çok konuşanlar ise seni de konuşmaya çekerek senden bir şeyler öğrenmeye çalışır. tepkine bakar, sana sataşır, blöfün gerçek mi değil mi kontrol eder. bu kişiler eğer sessiz oynamayı seven biriyseniz sinirinizi bozabilir. amaçları da zaten biraz budur.
poker oyunlarının olmazsa olmazı. blöf yapmak çok zevklidir. blöf yemek de bir o kadar moral bozucu. yanlış anlarda blöfe kalkarsan ortaya açılan her kart sonrasında daha da pişman olursun, geri dönmeyi de gururuna yediremezsin. son karta kadar gelip geri dönüyorsan oraya hiç gelmemen gerekmiştir ama gitmişsindir bir kere. doğru anlarda ise blöfünü yiyen birinin hazırladığın ağa yavaş yavaş ilerleyişini izlemesi keyif verir. masadakilerin beyninde dönenler ve birbirlerine attıkları bakışlar paha biçilemezdir. bakıştaki en ufak bir değişim bile blöfün başarısız olmasına sebep olabilir. hamleler sırasında nereye bakıldığı da blöf hakkında fikir verir. karşındaki sana bakmazken ona bakman, sana bakarken gözlerini kaçırman veya senin de ona bakman, kendi chiplerine bakman, sürekli chiplerinle oynaman, ortaya bakman, onun chiplerine sürekli bakman... bunlar hep fikir vericidir. blöfte gözler çok önemlidir ama bence. bu yüzden bazıları gözlük kullanır. gözlük takanlar başkalarını iyi göremez, ama kendilerini de ele vermezler. çok da konuşmazlar genelde. çok konuşanlar ise seni de konuşmaya çekerek senden bir şeyler öğrenmeye çalışır. tepkine bakar, sana sataşır, blöfün gerçek mi değil mi kontrol eder. bu kişiler eğer sessiz oynamayı seven biriyseniz sinirinizi bozabilir. amaçları da zaten biraz budur.
Bazen ilk sekizlinin blöf olduğu, ikinci sekizliyi de kimsenin açmaya cesaret edemediği, asıl sekizlilerin üçüncü elde atıldığı, çok kişilik zevkli bir kart oyunu
tamam sustum albümlerinden eğlenceli bir vega şarkısı.
işin sonunu bilmeden ben oynamayı sevmem.
Hiç beni bekleme.
Eve dön sen istersen.
Gümbürtüyle düşmeden ben tutunmayı bilmem.
Üzülme!
Üzülme,geri dön sen istersen.
Dur,bekle.Bazen ben beni hiç durduramam.
Birazcık aklımı çel istersen.
Bak düşündüm,belki...?
Üşüdüm sanki.
Gel aklımı çel istersen.
işin sonunu bilsem de ben oynamayı sevmem.
Hiç beni reddetme.
Geçmiş olur beklersen.
Tam önünde dursam da ben gözkırpmayı bilmem.
Düşünme!
Düşünme,kandırırsın istersen.
Dur,bekle.Bazen ben beni hiç durduramam.
Birazcık aklımı çel istersen.
Bak düşündüm,belki...?
Üşüdüm sanki.
Gel aklımı çel istersen.