black swan

entry333 galeri51
    152.
  1. kalp atışlarımı hızlandıran filmdir. ürkmedim desem yalan olur.
    Bu film benim bale sevmeme neden oldu diyebilirim baleyi hiç böyle görmemiştim. Zaten baleyi hiç görmemiştim.

    Hem acı hem zevk her şey var bu filmde .

    izlemenizi tavsiye ederim..
    3 ...
  2. 151.
  3. bildiğimiz bütün klişeleri söküp atan insanı kısa bir süreliğine farklı bir evrene taşıyan filmdir ve sırf farklı olduğu için çok güzel olmuştur.
    2 ...
  4. 150.
  5. ilginç film. izlerken pek de ahım şahım olduğunu düşünmezken son yarım saatlik kısmında ekrana mıhlandım resmen. finaldeki bale performansı insanı öyle bir moda sokuyor ki, kolay çıkamıyorsunuz içinden. natalie portman da gerçekten hakkını vermiş. ne kadar ödül varsa hepsi helal olsun kendisine.
    3 ...
  6. 149.
  7. anneye izletilmemesi gereken filmlerden biri,

    ---spoiler---
    "noldu şimdi ben anlamadım, kız delirdi kendini kuğu mu zannediyor, o kanatlar nasıl çıktı?" gibi bir yorum yapıyor,hayat enerjinizi sömürüyor.
    ---spoiler---

    kişisel kanaatim, bence çok güzel bir filmdi.kişilik bölünmesini çok güzel anlatmış. eğer bir de bale seven bir insansanız bu aronofsky"nin kendine has yorumunu da ayrı bir seversiniz. natalie portman"a da bir kez daha saygı duydum, sonuna kadar haketmiş oscarı.
    3 ...
  8. 148.
  9. natalie portman'a en iyi kadın oyuncu oscarını kazandıran film.
    ayrıca bir türlü izleyemediğim filmdir.izlemek istiyorum ama yok olmuyo araya başka şeyler giriyor.izleyemiyorum sözlük...
    2 ...
  10. 147.
  11. zamani ve bulundugunuz mekani size unutturan, gözünüzü bir an olsun perdeden ayirmadan, bir nefeste izleyeceginiz film.

    natalie portman'in oscar ve golden globe'u neden ve ne denli hak ederek aldigini size anlatacak olan film. öyle ki daha önce dans ile bir alakasi olmamis birinin, nasil bir bale sanatcisina dönüsecegini göstermis. vücudunu mükemmel kullanmis, bakislar, yüz ve mimikler harika.

    --bundan sonrasi filmle ilgili ayrinti icerebilir--

    öyle ki izlerken onunla nefes aliyor, onunla tirnaklariniz aciyor, onunla ayaginiz kaniyor, onunla mastürbasyon yapiyor, onunla agliyor, onunla hirslaniyor, onunla yasiyorsunuz bütün hissettiklerini. perdede gördügünüz bir oyuncu degil kesinlikle, hic rol yaptigi hissi uyandirmiyor siz izlerken. adete bir beyaz kugu var gözleriniz önünde caresiz, hapsolmus, degismeyi bekleyen. onun gibi beyaz bir kugu'dan siyah kugu'ya dönüsüyorsunuz yavas yavas film boyunca. caniniz yaniyor zaman zaman..

    --ayrinti bitti--

    kisacasi son zamanlarda izledigim en güzel filmdi. ayrica etkisi bittikten sonra bir süre daha devam ediyor. sanirim bu nedenle insanlar hemen kalkamadilar yerlerinden son sahneden sonra.

    simdiden iyi seyirler..
    4 ...
  12. 146.
  13. yönetmeni darren aronofsky ' nin ne tür bir narkotik ya da kimyasal kullandığını merak ettiren filmdir. zira filmdeki duygu yoğunlu, ancak uçlarda gezinirken hissedilen * ruh hallerini böylesine yansıtabilmek, normal bir kafanın ürünü olamaz. daha önce, kendisine ait olan pi filminde de benzer hislere kapılmıştım.

    (bkz: kafan çok güzelmiş canım güle güle kullan)
    6 ...
  14. 145.
  15. kliselerele dolu olmasina ragmen o kadar guzel cekilmistir ki, ozellikle filmin ikinci yarisi insani alir goturur farkli diyarlara. ozellikle sonundaki performans sahnesi gercekten cekilmis en iyi performans/aksyon sahnelerinden biridir.
    3 ...
  16. 144.
  17. 178.bir natalie portman hayranı olarak ağzım açık izlediğim filmdir,bırakmadı ki bir su dökeyim yahu.
    filmin içeriğine fazla girmeye gerek yok gidin izleyin olmuş bu film.
    puanımda 8.8 kanka kimseye de vermem ha ona göre.
    3 ...
  18. 143.
  19. filmi izledikten sonra, ki bu yaklaşık 2-3 hafta önce oluyor, dedim ki, film tırt bi film ama natalie portman bu oyunculukla oscar'ı alır arkadaş! her iddiasına varım dedim. arkadaşlar abartma falan dediyse de, şiddetle oscar'ı natalie'ye verirleri savundum. böyle muhteşem bir oyunculuk olamaz, resmen rolüyle bütünleşmiş kadın. zaten sonuna kadar bu muhteşem oyunculuk izlettirdi filmi. ve sonra nooldu? oscar goes to natalie oldu. yaaa yaaa *
    2 ...
  20. 142.
  21. bir solukta izlediğim film. natalie portman' a bu filmde birkez daha hayran oldum gerçekten harika bir film.
    3 ...
  22. 141.
  23. Herkesin tavsiye ettiği; fakat hala izleyememiş olmanın verdiği ezikliği yaşadığım film.
    4 ...
  24. 140.
  25. "Aksiyon isteyen Voltran falan izlesin" filmidir. Aksiyon aramadıkça içinden aksiyon fırlıyor. tabi anlayana bilene. Başarılı.
    3 ...
  26. 139.
  27. filme sıkıcı diyenleri, beğenmeyenleri belki biraz anlayabilirim, yani en azından anlamaya çalışabilirim lakin filme; "kafa karıştırıcı", "anlamsız", "saçma" diyenlere bir "opps!" derim. derim yani. filmde kafa karıştırıcı hiçbir unsur yok. gayet açık bir şekilde anlatılmış olay.

    hatta bir de spoiler vereyim;

    not: filmi izlemeyenler okumasın bunu.

    --spoiler--
    filmin başından sonuna kadar bir gerilim hali mevcut. fısıltılar, halisünasyonlar derken biz nina'nın şizofreniye meyilli olduğunu görüyoruz. bana sorarsanız filmin başından sonuna kadar artarak verilmiş olan gerilim hiç de gereksiz değildi. aksine o gerilim olmasaydı "bu ne şimdi? kadın iki rol aldı şizofren oldu çok abartılmış" derdim; ama bu sayede nina'nın depresif ruh halini, içindeki bastırılmış dürtüleri utandığı cinselliği, annesi tarafından sindirilmişliğini, yine annesi tarafından oluşturulmuş başarısızlık korkusunu daha iyi anlıyoruz.

    nina, filmin başından sonuna kadar annesi ile bi mücadele halinde. gerek en başlardaki pasta sahnesinde, gerek tırnak kesme sahnesinden önce annesine "ben giyinebilirim." demesinde bunu görüyoruz. annesinin konuşmalarında, mesela thomas için "senden faydalanmak istedi mi?" demesiyle nina'nın cinselliğinin yine annesi tarafından bastırıldığını görüyoruz.

    nina, tamamen annesi tarafından bastırılmış depresif bir karaktere bürünmüş ve fakat bunu en iyi dışarı atabileceği yerde yani dansta bile başarısızlık korkusu yüzünden bunu gerçekleştiremiyor, sürekli kasılıyor. haliyle filmin başındaki şizofrenik halleri bütün o gerilim olması gerektiği şekliyle yansıtılıyor.

    nina'nın bastırılmışlığından gelen masum görünüşü onu kusursuz bir white swan yaparken içinde açığa çıkmayı bekleyen black swan tetikleyici bir şeyler bekliyor. bu sırada devreye thomas, lily ve onların aracılığıyla nina'da oluşan benlik, bireysellik dürtüsü giriyor.

    thomas, nina'ya sorduğu sorularıyla ve ardından verdiği ödevle kapıyı aralıyor. nina, mastürbasyon yaparak muhtemelen ilk defa kendisi olmanın tadını yaşıyor. uyandıktan sonra yatağın içinde mastürbasyon yaparken bedenini tamamen rahat bir şekilde kullanıyor. bence bu, bütün o "kasma kendini"lere karşı bir cevap niteliğinde. daha sonra thomas, lily'yi nina'ya bir nevi örnek olarak gösteriyor. black swan'in lily'den beslenmesi gerek bunu anlıyoruz.

    lily, nina'nın annesine başkaldırışının ilk adımını sağlıyor. bunda yine annesi de yardımcı tabii. annesinin lily'i içeri almaması, lily kapıdayken nina'yı sürekli içeri çağırması nina'da "eah yeter be" tepkisini doğuruyor ve o gece nina alkol, uyuşturucu, cinsellik ve anne tabularını yıkışının adımını atıyor.

    sonrasında nina'yı annesine sürekli bi başkaldırma halinde görüyoruz. ertesi sabah "kendi evime taşınacağım." demesi buna bir örnek mesela. bu sıralarda nina, lily'i bir rakip olarak görmeye başlıyor ve rolümü kaybedeceğim korkusu, annesinin başaramayacaksın tutumu ve onu sürekli engellemeye çalışması nina'nın şizofrenisini arttırıyor. sırtında kanat misali yaralar çıktığını görüyor, yani black swan'in çıkma çabası. bu sıralarda netleşen fısıltıların "benim küçük kızım" dediğini duyuyoruz ve karşımızda yine anne faktörü. bu arada tabii önümüzde özenilen, ulaşılmak istenen "beth"in de halisünasyon olarak geldiğini görüyoruz. bu konuya da beth'in, nina'yı yerini almasıyla suçlamasına bağlayabiliriz bence.

    gelelim gösteri gecesine. burada da nina, kuliste lily ile kavga ediyor ve yine burada lily'nin suratının nina'nın suratına dönüştüğünü görüyoruz. yani bu sahneden olanlar filmin sonunun nasıl olacağını anlatıyor aslında. nina, burada kendiyle savaşını veriyor ve black swan kazanarak bize o muhteşem sahneyi sunuyor.

    bir küçük ayrıntı, black swan dansını bitirirken kolları kanata dönüşüyordu fakat dans bitip seyirciye selamını verirken kollarının normal olduğunu fakat sahne arkasındaki gölgesinin kanatlı olduğunu görüyoruz. bence burada da nina'nın ruhsal olarak kendini oluşturması tasvir edilmiş.

    daha sonra nina kuliste, lily'nin gelip kendisini tebrik etmesiyle aslında her şeyin kendi düşüncelerinden kaynaklandığını ve aslında kendine zarar verdiğini anlıyor ve white swan olarak kusursuzluğa ulaşıyor.

    sonuç olarak konusu, konunun işlenişi, psikolojik tasvirleri, görselliği, oyuncuları ve oyunculukları bakımından gerçekten güzel bir filmdi. şahsen abartıldığını düşünmüyorum.
    --spoiler--
    18 ...
  28. 138.
  29. izledikten sonra insanı karmakarışık bir ruh haliyle ortada bırakan film. ki zaten darren afonofsky ın da amacı bu. rahatsız edici bir hisle doluyken aynı zaman da güzel bir film demekten de kendinizi alamıyorsunuz. bazı sahneler anormal bir detaycılıkla işlenmiş.
    2 ...
  30. 137.
  31. filmin tek güzel tarafı natalie portman idi. hep siyah kuğuyu oynasın, über karizmatik. bir oscarlık değil üç oscarlık oynamış hatun.

    --anlamsız spoiler--
    şimdi müdür, bu filmin olayı ne ben anlamadım, bu kız şizofren mi, paranoyak mı, çoklu kişilik bozukluğu mu var nedir?
    niye kendini tırnaklıyor? bunu sadece başarıya giden yolda hırsın nelere yol açabileceği öğretisiyle açıklamak çok yetersiz.

    hem kızın babası nerde? bence sorunlarının altında çocukluğunda babasıyla yaşadığı problemler var. valla bak.

    bi de öyle bi anneyle sağlıklı kalmanın imkansızlığı problemi var ki, işleri daha da karıştırıyor.

    --anlamsız spoiler--

    sonuç: sanırım film tarzım değil.
    2 ...
  32. 136.
  33. müziklerini clint mansell ın yaptığı başarılı bir aronofsky filmidir.
    2 ...
  34. 135.
  35. darren aronofsky'i ayakta alkışlıyorum.tek kelimeyle etkileyici
    3 ...
  36. 134.
  37. bir önceki yazdığım yazıyla çok ortak noktaları olacak ama başka bir yerde yazdığım yazı film hakkında.

    beğenmeyenlerin yorumlarının çok ama çok komik olduğu filmdir.
    --spoiler--
    aslında annesi yoktu, ben zaten başından anladım gördüğü şeylerin hayal olduğunu, sonunda öldü mü ki, acaba hocayla mila sevişti mi gerçekten, natalie portman'ın oyunculuğundan başka birşey yok ve nicesi. oğlum, kızım bu film öyle bir film değil kapiş, yani seni ters köşeye yatırmaya falan çalışmıyor, seni karakterin içine sokup karakterin düştüğü yanılgılara senin de düşmeni istemiyor, yani vasat,klişe ama izlenmesi güzel olan leonardo di caprio'nun adalı filmi gibi değil ( ismini hatırlayamadım şimdi) burada amaç karakterin yaşadıklarına dışardan bakman, onu dışarıdan incelemen, yönetmen kithe wrestlerda zaten insanı karakterin içine sokup karakterin yaşadığı duyguları yaşatması konusunda tavan yapmış bir yönetmen, yani istese onu da yapar sen sıkma canını the wrestler demişken buna natalie portman'ın oyunculuğu dışında numara yok diyen the wresler'a da aynı şeyi dedi the wrestler gibi tavan bir filme düşünün artık. bununla beraber gerilim temasına değinmişler, yönetmenin derdi germek de değil bunaltmak, karakterin yaşadığı bunalımı gözler önüne sermek için o "gerilim" diye yanlış tespit edilen sahneleri çekmiş arkadan müziği vermiş, hızlı sahne geçişleri, bunların özellikle son sahnede baleyle senkronizasyonu vs.

    sonrasında konu özgün değil yeaaa, the fighter'ı izlemedim ama onun konusu da özgün değildir, adı üzerinde the fighter.

    hadi dövüşçü filmlerinden gidelim

    million dollar baby'nin konusu da özgün değildi,

    raging bull'un konusu bile çekildiği devre göre özgün değildi,

    keza rocky'nin de,

    million dollar baby demişken bahsettiğim yapımlar kadar ahım şahım olmasa da benim için güzel bir film olan girlfight'ın konusu da özgün değildi,

    ve gelelim the wrestler'a onun konusu da özgün değildi,

    ama bütün bunlar sinema tarihinin önemli yapımlardır.

    mesele özgün birşey yaratmakta değil, bu saatten sonra o zaten imkansıza yakın iş. o yüzden özgünlük konusunda boş konuşmaya gerek yok, meselenin ne olduğunu da ben söylemeyeyim, hani gizem çözmek için film izliyorsunuz ya bu meseleyi de çözersiniz.

    ilk 40 dakikası sıkıcıydı yavcılar da alem. aksiyon filmine mi geldiniz arkadaş?
    devamlı birşeyler hızlı hızlı veya diyaloglar yoğun mu olacak?

    natalie portman ablamız metrodan çıkıp omuz kamerasından sokağın karşısına geçip bale binasının kapısına kadar yürürken afişe bakması bunda hareket aranmaz, bunda başka şeyler aranır ki bunu anlamak için populer holivud yapımlarından kafayı dışarı uzatmak lazım. uzatamayınca 40 dakika sıkıldım oluyor.

    neyse uzun lafın kısası bu film bana the wrestler'da olduğu gibi sinema izleyicisi denilen grubun büyük kısmının aslında sinema izleyicisi olmadığını kabaca tabirle lost, sixtths sense travmalarını hala yaşayan garip insanlar olduğunu göstermiştir. yok denir ki benim tarzıma uygun değil ama güzel olmuş veya verilmek istenen duygu ve düşünce bana uzak ve daha iyisi yapılabilirdi ama yok böyle birşey doğrudan uyudum, klişe, vasat bilmem ne.
    --spoiler--
    düzeltme: caprio'nun filminin ismi Shutter island
    Nil nil nil'e teşekkürler.
    5 ...
  38. 133.
  39. güzel filmdir.
    natalie portman'ın neden oscar aldığının kanıtıdır.
    zira hem beyaz kuğu hem de siyah kuğuyu aynı anda canlandırmıştır filmde kendisi, kuğu gölü balesindeki gibi.
    filmin ilk yarısı garip kıza kötü kız olmalısın sloganları ile, bu yüzden de beyaz kuğumuzun yaptığı yanlış hareketler, ve fazla cinsellikle geçerken; ikinci yarısı bir bale ziyafetinde ve sanatsallığındadır.
    izlenmesi tavsiye edilir. özellikle ikinci yarısı için.
    3 ...
  40. 132.
  41. film ile ilgili tatmin edici bir analizi bulmak zor, baktım zizek bir şeyler yazmış mı ne mümkün! kıyısından köşesinden tutularak yapılmış bir iki yorum en fazla, lakin ilginç bir yazı işine yarayanı çıkar mutlaka; http://www.altyazi.net/ma...iyah-ku%c4%9fu-8-166.aspx
    2 ...
  42. 131.
  43. öncelikle tek kelimelik tanımını yapacak olursak muhteşem bir gerilim filmi. evet gerim gerim geren bir gerilim filmi bu film. hiç öyle müzikal falan diye düşünmeyin, yanılırsınız.

    bu film öyle bir film ki, hırsın insanı nerelere götüreceğini, başarıya götürürken karanlığa nasıl sürükleyeceğini, şizofrence düşüncelere nasıl kaydıracağını ince ince detaylarla anlatıp izleyiciyi büyük ölçüde etkilemeyi başarmıştır.

    --spoiler--

    masum ve bazı karakteristik sınırlarının dışına çıkamamış nina'nın kafasında kurduğu ve kendini kuğu gibi hissedip somut olarak kuğulaşmaya başlayışı, sırtını kaşımasındaki amacı ve filmin en can alıcı sahnelerinden biri olan ayak parmaklarının birleşip kuğu ayağına dönüşü iç dünyasıyla nasıl bir savaş içerisinde olduğunu en iyi kanıtlayan detaylardı.

    ayrıca rakibiyle daha doğrusu kendisiyle seviştiği sahne de muazzamdı.

    ve hepsinin yanında müthiş final sahnesi.

    --spoiler--

    izleyin izleyin, boş verin the king's speech'i falan.
    3 ...
  44. 130.
  45. bu filmden cıktıktan sonraki saçmasapan ruh halimi hiçbirşey anlatamaz.

    kafa dağıtmak için girdiğim film ruhumu daralttı.

    gözümüze sokulan itici mi itici tırnaklı sahneler, (korn nun right now undan farksız)
    derideki ürpertiler,
    hatun bilmemkaç yaşında cinsellikten bi haber... tipleme olarak mantık hatası direk bana gelişi zaten. annesi daha inandırıcı oynuyordu yemin ederim.

    darren aronofsky filmiymiş ayrıca

    requiem de ki irrite eden o erotik sahneler hala aklımda bi yere gitmedi.
    estetik bi olguyu yerden yere vurduğun için tiksinti duyuyorum.

    natalie den de soğudum. cüretkarsın sınırların yok ok anladık. halka mal olmuş heryerin. ama eksik birşeyler var işte.
    samimiyetsizlik yapmacıklık bi türlü kendini serbest bırakamıyor filmde dediği gibi...

    evde aileyle sakın ola izlemeyin !! tek başınıza mümkünse
    3 ...
  46. 129.
  47. natalie portman a aşık olmanızı sağlayan bir filmdir.ne zamandan beri bakıyordum da şöyle koleksiyonluk bir film yoktu ama bu kesinlikle öyle değil.içinde olan hiç bir öge boğmuyor sizi.ne zamandan beri film sektöründen şöyle iyi bir film izlememiştim.kızın sizofrenisi sonunda kendini(söylemicem lan izleyin bu filme ayıp olur).korku değilama gerilim.ve gerçek bir gerilim.noluyor lan diyorsun bir an.her konuda çok başarılı.depresif bir ruh haliyle gitmenizi önermem cidden filmin son sahneleri sizi çok etkiliyebilir.
    1 ...
  48. 128.
  49. --spoiler--
    natalie portman ın son sahnedeki siyah kuğuyu oynayışı beni benden almıştır.
    --spoiler--
    3 ...
© 2025 uludağ sözlük