Çok güzel bir psikolojik filmdi. Detaylar güzel işlenmiş ve Natalie bu filmde gerçekten güzel oynamış. Şahsen beni filmin içindeymişim gibi hissettirdi ve duygusal olarak gerdi.
bir aranofsky hayranı olarak söyleyebileceğim bu filmin tamamiyle bir natalie portman filmi olduğu. yönetmenlik adına çok özel bir şey ya da özel bir senaryo, özel bir kurgu göremedim ben. evet çok iyi bir film evet sanat yönetimi çok iyi. ama aranofsky nin bana göre en kötü filmi. bu kadar çok klişe içeren bir film beklemiyordum. oscarı haketmiyor. ama natalie portman 100 tane oscar olsa az, öyle oynamış.
--spoiler--
portman'ın oynadığı karakter nina 1 dakika bile nefes almıyor filmde, hiç huzur bulamıyor. oyunculukla ilgili tek eleştirebileceğim şey portman'ın film boyunca suratının asık, kaşlarının yukarda olması olabilir. bir de garip gelen bir insanın bu kadar ağır ruhsal bir hastalık yaşarken bu kadar zor bir gösteriyi tamamlayabilmesi mümkün müdür, belki de bir doktorun bu soruyu yanıtlaması gerek. mümkün de olabilir, kim bilir.
--spoiler--
muhteşem bir film. hırs, öfke ve gerginliğin insanı nasıl bir dönüşüme sürüklediğinin hikayesi. hırsın bir insana neler yaptırabileceğini çok güzel şekilde gözler önüne seriyor. en iyi film ödülünü alamasa bile en iyi kadın ödülünü natalie portman kesinlikle alır.
FiLMLE iLGiLi GENEL YORUMLARDA NiNA'NIN KENDiNi YARALAMASININ SEBEBi, ANNESiYLE YAPTIĞI TARTIŞMADAN DOLAYI HOCASI THOMAS'IN GÖSTERiYE LiLY'i ÇIKARACAĞINI SÖYLEMESi OLDUĞU FiKRi ÖN PLANDA. FiLMLE iLGiLi TAMAMEN YANLIŞ BiR OKUMA BU. BENCE BiLHASSA YARALADI KENDiSiNi NiNA VE YARALANDIKTAN SONRA O GÜNE KADAR Ki EN GÜZEL PERFORMANSINI SERGiLEDi. "ÖLMEK ÜZERE OLAN BiR KUĞUYU ANCAK ÖLMEK ÜZEREYSEN ANLAYABiLiRSiN" DiPNOTU VARDI BENCE. BU; RESSAM WiLLiAM TURNER'iN "DENiZDE KAR FIRTINASI" iSiMLi TABLOSUNU YAPMADAN ÖNCE BU MANZARANIN NASIL OLACAĞINI HiSSETMEK iÇiN KENDiNi BiR GEMiNiN DiREĞiNE BAĞLATIP, 4 SAAT BOYUNCA DENiZDE KAR FIRTANISIYLA YÜZLEŞMESiNi HATIRLATTI BANA.
DÜCANE CÜNDiOĞLU "Varlığın kokusunu içine çekebilmek, hakikatin derûnuna biraz daha dokunabilmek" iÇiN YARALADI KENDiNi DiYOR YAZISINDA. KELEBEK GiBi DiYOR. BiZ KENDiNi ATEŞE ATIP, YANDIĞINI DÜŞÜNÜYORUZ; O ZEVKiN DORUĞUNA ÇIKIYOR. ÇÜNKÜ "Vecd u istiğrak hâlindeyken acı ve ızdırab duyulmaz" DiYOR.
hoş bir film olmuş. fakat film izleme yeteneği olan her boku sormayan arkadaşlarla izlenmesi çok daha iyi olur, zira yanındakine cevap vermekten filme konsantre olamıyorsun.
bir de filmdeki kızların saç modelleri hep aynı birbirleriyle karışıyorlar film içinde. *
evet baleden anlamayan biri için icra edilen sanatın güzelliği algılanamayabiliyor. şahsen bana öyle oldu. beyaz kuğu siyah kuğuydu derken çat pat bir şeyler kapıp, demek bunda böyle bunda da böyle olması gerekiyormuş dedim. benden kaynaklı olarak içime sinmedi ama ara ara.
filmin genelinde ise natalie portman'ın o gergin suratı, sürekli bir şeyler olacak havası mimikleri, benden kesinlikle geçer puan aldı. soundtracklerinin katkısından ziyade natalie'nin oyunculuğu bana yeterince gergin bir ortam yarattı. film bittikten sonra dahi o gerilim kolay kolay atılmıyor insanın üstünden.
aronofsky pi'de de requim for a dream'de de gördüğümüz üzere karakterlerine halüsinasyon gördürmeyi çok seven biri. bunların en iyi örneği şüphesiz ki requim for a dream'dedir. ayrıca yönetmen halüsinasyon sahnelerinin sonunda soru işareti bırakmayı seviyor. ne oldu nasıl oldu'dan daha çok sonuca götürürken yaşanılanlara değiniyor halüsinasyonlarla.
doğruyu söylemek gerekirse aronofsky'den daha iyi bir anlatım bekliyordum ama bu da kesinlikle iyi. natalie portman ise tek kelimeyle olağanüstü.
--spoiler--
* mina culis gerçekten kulis arkadında hem hoca hemde erkek baş baletle kırıştırdı mı?
* sonracığıma sahnede düştüğünde dizine hiçbir şey olmadı mı?
* öldü mü kaldı mı?
evet ya pek çok soru var kafamda bunlardan başka...
filmin ilk dk'ları: an itibariyle karar verdim ki, benden balerin çıkmaz.
kız kahvaltıda yarımdilim greyfurt yiyo lan!
ben o greyfurt'un 4 katını sıradan bir atıştırma olarak tüketiyorum. çikolatasız ölürüm. benden balerin çıkmaz anam.
17 ocak 2011 tarihli afm fitaş beyoğlundaki galasındaaralıksız 2 saat boyunca izleyenleri hayranlıkla koltuklarında mıhlayan film. oscar ödüllerinde de adından söz ettireceğini umuyoruz.
natalie portman ve mila kunis dışında pek bir atraksiyonu olmamasına rağmen muhtelemen natalie'ye oscarı kazandıracak film. sonu daha farklı olabilirmiş, sönük kalmış.
natalie' ye şapka çıkardığım, başlangıçta bale olayı nedeniyle mesafeli yaklaştığım, daha sonra natalie' nin muhteşem performansı sayesinde çok etkilendiğim, müthiş film. film aynı anda bir çok şeyi sorguluyor; kazanma hırsı, insan psikolojisi, anne kız ilişkisi... spoiler vermeyelim izleyin yeter...
"bu nasıl bir oyunculuk" diye düşündüren film. dans sahneleri beni benden aldı. bildiğim kadarıyla 2 yıl ders almış natalie bu film için. kesinlikle izlenilesidir.
edit: bazı filmler sadece bi kere izlenmeli. 2.kez izlediğimde psikolojim bozuldu. bu ne kadar saçma sapan bi takıntıdır arkadaşım! her şeyin fazlası zarar, bu da bu filmden çıkacak sonuçtur.
natalie portman'ın gerçekten etkileyici bir oyunculuk çıkardığı özellikle şu white dan black'e geçme safhasında, annesinin stephen king romanı karakterlerine benzediği,bale ve özellikle çaykovsky sevenler için güzel bir film.kurgusu da oldukça etkileyici, sabah kahvaltısına yarım greyfurt getiren anne modelininse türk annelerine çok uzak hatta insanlığa uzak bir kişilik sergilediği* bir filmdir.en üzüldüğüm sahnesi o güzelim pastadan sadece bir parmak yiyebilmesi kızcağızın, yazıkkk.ama kız ve annenin saplantılı ve sakat geçmişleri ve ilişkileri biraz daha irdelense süper derinliği olan bir film olacakmış,ama o zaman da çok gişe yapmazdı tabi yine de güzel, tavsiye edilir.zaten natalie yönetmenden özellikle dans ile ilgili bir şey yapmak istiyorum diye istekde bulunmuş.
golden globe ödül törenindeki sözleri de çok güzeldi; filmde bir sahnede masum white swanimiz natalie, dans ederken partneriyle, balenin sapık* ya da gerçekçi yönetmeni, erkek partnere sorar natalie için; 'bununla sevişmek ister misin' diye, adam da pek olumlu bir cevap vermez.ödül töreninde Natalie golü atar ve; filmde o sahnedeki partneri, gerçek hayattaki kocası olan adamı, gösterir ve yalan söyledi, çünkü gördüğünüz gibi hamileyim derrr.*
acilen gidin,edinin,izleyin.natalie portman da mila kunis de süpersonik oynamış.başta sıkıcı-bayık bi film olcak gibi bi izlenim verirken, 2. yarısında* ağır ters köşe yapmış,mest etmiştir.
bence natali bacıya en iyi oyuncuyu , mila adlı yavruya da en iyi yardımcı kadın oyuncuyu versinler.
burdan akademiye sesleniyorum!
türkiye gösterim tarihi 25 şubat 2011 olup if istanbul 2011 içersinde 17 şubat 2011 günü afm fitaş'da galasının yapılacagı filmdir.
abdullah gül'e korsan film izleyen cumhurbaşkanı zırvasını yakıstırıp günlerce dillendiren ey sözlük! her ne kadar cumhurbaşkanını bazı siyasi olaylardan dolayı tasvip etmesem de görüyorum ki sözlükçüler korsan izleyerek epey entry kazandırmış sözlüğe.
not : yurtiçi sanatçılar ve sanat eserleri için korsanı haklı bulmuyorum.
çok güzel bir filmdir. filmin başları biraz aşırıya kaçan sahneler nedeniyle beni soğutur gibi oldu ancak ondan sonra film bir ilerliyor ki sormayın. izledikyten sonra şok halindeyim şu an. onun bunun yorumuna bakmayın siz de izleyin...
natalie portman ın oyunculuk olarak ' tamamdır işte aga. ' dedirten filmi.
gerçekten oyunculuğu tavan yaptı bu kadının.
hiç bir sahneden de çekinmiyor.
lez ilişki, masturbasyon vs.
ama film seyirciye fazlasıyla durağan gelebilecek cinsten.