rüzgarın kollarında,
kederli yapraklar gibi,
işte geldik gidiyoruz,
sanki bir rüya gibi,
nedir böyle akıp giden,
sessizce yorgun bir ırmak gibi?
boşa geçen hayatım mı?
umut dolu yıllarım mı?
ne çok sevdik unutma,
yorgunum beni anla,
tut elimi rüzgarlara
bırakma...
kimdir o böyle,
savrulup giden, rüzgarlarla?
daldan düşmüş bir yaprak mı?
sevda mı, ayrılıklar mı?
bize kalan nedir, söyle,
anılar mı, acılar mı?
yoksa kırık umutlar mı?
önce coşkun demir'i aratıyorum sadece bir entry. Akabinde en şahane şarkısını aratıyorum, tablo değişmiyor. Bu durumda Keşfedemeyenler adına mı üzülmeliyim? Yoksa o muhteşem eserlerin tozlar ardında kalıp alkış görmemelerine mi? Karar veremedim.
Nostalji sevenler için, seksenlerden bir tınıdır bu. Büyülü bir melodide, keskin sözleriyle hayatın kilit sorularından birini yöneltiyor; bize kalan nedir?
umutlu güzel yaşanmışlıklar istiyor insanoğlu ki Bazen biliyor çıkmaz sokakları, lakin adımını esirgemeyecek kadar umarsız hayata.
Neticede bize kalan bir şey yoktur aslında. hayatın kilit taşıdır yalnızlık ve sonsuz olur insan, bir Azrail sarılışında!
bir pencere önünde, akıp giden hayatları izlerken bu sese kulak verin. dinleyin.