merhaba. bunu yapanlardan biri de benim babam. bana yaptı evet. merhaba.
annem de babam da öğretmen. "ski tşağı yayalım da merkezlerde öğretmenlik yapalım da keyfimiz yerinde olsun da..." diye düşünmedikleri, öğretmenliği yürekten sevdikleri için o dağ köyü senin bu dağ köyü benim çalıştılar. dolayısıyla benim çocukluğum bitlenerek geçti. yalnız işin tuhaf yanı ikisi de hiç bitlenmedi.
bir gün babamla evdeyiz, yine bitlenmişim, çağırdı beni. gel kızım, dedi. bana karşı hastalıklı bir düşkünlüğü -o zamanlar en azından- olduğunu ekleyeyim. oturttu beni, bir kutu şeltoksu kafama boca etti, bir güzel de sardı tülbentle. bir saat falan geçti ki annem geldi. bir panik yıkadı beni, babama ettiği beddua varsa o anda, hatırlamıyorum ama, çekeceği çilelerin haddi hesabı yoktur muhtemelen.
sonra ne oldu, önemli kısmı bu zaten: hiç. hiçbir şey olmadı. normalde zehirlenmem falan gerekiyordu herhalde. nasıl bir bünye varsa, terrtemiz yaşadım geldim bu güne.
o zamanlar bit şampuanları vardı. pahalı değillerdi ki olsaydı da alabilecek durumdaydık. peki neden şeltoks? hayır üzüldüğüm şey bu adam öğretmen. üniversite mezunu bir adam. biraz mantık beklersin değil mi? yok.