yaşadığı şehrin hava durumuna bile bakmak. öyle özlersin ki, merak edersin ve öyle bunalırsın ki ne giydiğine, ne yediğine, nasıl oturduğuna kadar kafa yorarsın. ders çalışıyım dersin, okudukların aklına girmez. yazayım dersin bi bakmışsın kalem defterden dışarı çıkmış. masayı çizmişsin. kalkıp bi sigara içeyim dersin. son sigarayı tersten yakarsın gecenin bir vakti. yatıp uyuyayım dersin elin soğuk duvara deyince uykun kaçar. uyuyamazsın. yastığı duvara yaslayıp beraber geçirdiğin vakitleri düşünürsün. yürürken ayakkabılarının ucundaki eskimişliklerin gözüne çarptığı anki garip üzüntünü hatırlayıp derin bir nefes alırsın. geride kalıp uzaktan bakınca.tekrardan ışığı söndürüp merhametin ve sevginin arasında bir yerde battaniyeyi kafaya çekip uyumaya çalışmak cidden zordur.
Yaz tatilinde onunla biraz aramizin acildigi zamanlardi ve ona neredeyse bir gun ulasamamistim... basina bir sey geldi fikri beni yiyip bitirmisti. Onun sesini duyana dek tek lokma yiyememistim. Butun gunum zehirdi. En cok o gun anladim onu kaybetmenin nasil bir sey oldugunu. Simdi bu olay bir tebessumdur yuzumuzde. Yine de gulerse agzina vururum. Iste cok sevmek boyle bir sey.
resmini yapmak. bu konuda hiç ama hiç yeteneğin yoksa bile onun sevgisi sana onun resmini de yapmayı öğretir. bir bakmışssın karakalem resimler felan olmuş odanın her yanı. hatta duvarlara pencerelere yapıştırıp oralarda çalışmışsın.ışık gölge olayına girmişsin. vay be.