Lise yıllarımda sabahladığım o insanı çok özlüyorum efendim. Birbirimiz hakkında bilmediğimiz hiçbir şey yoktu neredeyse. Her konuda konuşurduk ve mesajlaşırken sıkılmadığım tek kişiydi kendisi diyebilirim. Umarım o çok istediği hayatı yaşıyordur. Belki hayat karşıma çıkarır kendisini, belli mi olur.
insan üzerinde acayip bir gerginlik yaratan duygu durumudur. bazen yoğun olarak yaşıyorum bu özlemi ama ne o döner bu saatten sonra ne de ben dile getiririm bunları. Aklına gelmediğiniz insanları aklınızda kalbinizde tutarak acı çektirmeyin daha fazla kendinize. olan hep sevene, özleyene oluyor.
Özlüyorum. Sonra aklıma geliyor yaşadıklarımız vazgeçiyorum. Hak etmedik ikimiz de bunları. Hala daha nefret besleyemiyorum sana karşı. Özlüyorum ama nafile.
bir kez burnumun direği sızlamıştı çok özlemenin acısından, ama nasıl sızlamak...ve bu deyimin laf olsun diye, sadece metaforik söylenmediğini anlamıştım.
Alışılmışlıktan ileri gelmektedir. Aşk bahane, aşk da biter ama Alışılmışlıktan vazgeçmek daha zor gelir insana. Ayrıca birine duyulan özlem hiçbir zaman ona duyulmaz. O güzel günlere, o saf hallere veya o günlerin getirdiği güzelliklere duyulur...
çok özlediğim biri var aslında emin bile değilim özleyip özlemediğimden, ikimizde adım atmadığından böyle sürüp gidiyor ve sanırım adım atma sırası ben de çünkü o'nun bana adım attığı kadar kimse atmadı, ben de adım, mesaj atarsam allah belamı versin
nedensiz değildir.
bir eksiklik hissedilir.
eksikliği tamamlayan aklına gelir.
özlersin hem de çok.
yapacak hiçbir şey yok!
sevmeyi sevmek gibi
özlemeyi de özlüyor insan.