Düştüm, kim bilir kaçıncı kez takılıp düştüm. Yine sıyrıldı, kanadı her yerim ve ben yine aynı yerden destek aldım; kuralsız seven yüreğim.
Hep yalnız başımaydım aslında. Karanlık odamda kendimle konuşurdum, tek dostum gözyaşlarımdı. Bir adım geride yalnız bıraktılar onlar da beni. Şimdi kalbimden ağır bir sızıyla çıkıp, menderesler yaparak boğazıma yükselen her şey içimde tıkandı kaldı. Sonunda kendi köşeme sindim. Bu ikiyüzlü hayata, yapay gülümsemelere son elvedamı yaptım ve sustum. Sustukça büyür içinde derler ya, belki bünyemi aşar da hıçkıra hıçkıra ağlarım yeniden.
Yaşadığımdan emin olmak istedim. Sırf sen gerçek olasın diye. Şu kalıplaşmış hayatı sürdürmeyi diledim. Gözlerimi açtıkça soğuk demirlerin arasından, her merhabada seni duymak, sana tutunmak istedim. Karalanmış hayallerime dokunabilmek ama yalnızlığın tadını da kaçırmamak istedim.
Duvarları yıktım, saatleri parçaladım. Ellerimi birleştirip gecenin beni almasını bekledim. Geldi ama götürmedi beni. Çünkü her ne yaptıysam ödülü en ağırından bir sevgiydi. Taşımakta güçlük çektim bir süre, sonra alıştım.
enayinin bayrak tutanı, ipi göğüsleyeni olmaktır. birine güvenirsiniz, çok güvenirsiniz anlarım ve bu insan sizi 1 kere hayal kırıklığına uğratırsa affedersiniz, 2 kere hayal kırıklığına uğratırsa affedersiniz, bilemedin 3 kere hayal kırıklığına uğratırsa affedersiniz, ulan o kadar iyi niyetlisiniz ki 4 kere hayal kırıklığına uğratsa bile affettiniz diyelim ama ondan fazlası sadece ve sadece aptallıktır. bunun ne iyi niyetle ne saflıkla alakası yok. düpedüz aptalsınızdır. benim bir insana vereceğim maksimum 2. bir şanstır, ondan sonra babamın oğlu olsa 3. bir şansı alamaz benden. ne demek lan bir insana sonsuz güvenmek? ne yapsa affedicen yani, "ben sana sonsuz güveniyorum kasıtlı yapmamışsındır. canın sağolsun hatadır olur." dicen öyle mi? o zaman afedersin ama düpedüz malsın demektir.
Gölgesinde yaşlandığımız içi geçmiş sevdamızın posası ellerimizdeyken ve biz heyecan peşindeyken hayatın balkonundan silkeleniyoruz birlikte. Cebimizde şiirler biriktiriyoruz, birde gitmeyeceğimiz yolların haritalarını... Çamurlu geçmişimiz bizi birbirimize karşı korkar ediyor. Sevmelerin en kuralsızını yaşamak istiyoruz, korkuyoruz. Birbirimize dokunmak istiyoruz, korkuyoruz. Birbirimize sonsuz olmak istiyoruz, korkuyoruz. Korktukça daha çok bağlanıyoruz. Aşk denen illet silmiyor kendini kolay kolay ama aşk sadece sonsuz güven içinde devam ediyor. Biliyoruz ki; aşkın başlaması değil marifet, devam edebilmesi beceri ister bu hırçın dünya içinde, sonsuz güvenle birlikte. Sana güvenmek istiyorum sevgilim...
Benim dünyama "güven" olur musun? Sonsuzun olmaya geldim, aç kapını!
Göz göre göre kalbinizin kırılacağının, hayal kırıklığına uğrayacağınızın göstergesidir birine sonsuz güvenmek. insan evladı illa ki günün birinde bir yanlışı olacaktır. bunu unutmamak gerekir.
genellikle bu güveni hak eden kişiler %95 anne ve babalardır. geri kalan kısmı kardeşler ve insanın hayatına girip; çıkabilirliği de olabilecek kişilerden oluşabilir, ama nadiren.
insanın yalnızca bir kişiyle sınırlandırması gereken şeydir. Onun da sana güvendiğini bilirsen, her şeyi senin için yaptığından eminsen, kötü bir şey yapsa bile sadece farkında olmadığı için yapmışsa, bu kişiye sonsuz güvenebilirsin. Asla bırakmazsın, sarılırsın.. sarılırsın.. ve sarılırsın..
Hayatının geri kalanında başına hiç bir şey gelmeyeceğini bilmesidir bir insanın. Çünkü o ne yaparsa yapsın, hatta yanlışlıkla "O" nu bile kırarsa kırsın, o kişi hep umut verecektir ona. Ben senin hep yanındayım, seni her şeyden çok seviyorum diye fısıldayacaktır kulağına. Ve genelde o kişi bu kadar tesadüf olamaz denilecek şekilde çıkar insanın karşısına. Kalbini ısıtır. Bakarken gözlerin dolar dünyaya nasıl bu kadar mükemmel bir insan gelmiş diye. Ve o kalp, insanın tanrıya olan inancını artırır. O ruhu bulduğunda insan, kendi ruhu bedeninden kaçarcasına çıkmaya çalışır işte. Onsuz geçen her saniye ölüme 1 saniye fazladan yaklaşmış olmak bilinciyle, hayatta kalacağı her saniyeyi onunla geçirmek ister. Çünkü ona sonsuzluk bile yetmez...