birhan keskin

entry266 galeri24 video1
    101.
  1. "Ustası olacaksın içine gerdiğin tellerin.
    Hangi sızıyla titrer içinde, hangi sesle
    Büyük bir aşk, hangi sesle ölür, bileceksin.
    Ne zamandı bilmiyorum. Yaşadıklarından sana
    Kalan tortu, seni olduğun yere çakan, olduğun
    Yerde fırtına koparan korku. Kendi sarmalında
    Döndün, döndün, sanma ki daha dönmeyeceksin
    Kalsan da bir yer için, aslında hep gidiyorsun."
    4 ...
  2. 102.
  3. "Senin gördüğün ağzımın kenarında duran dua,
    ben ayaklarımın altındaki toprağa, döktüğüm
    gözyaşına inandım. Öyle uzun ki dünya;
    katlanmaya, kıvrılmaya, açılıp çarşaf olmaya.
    Mümkündür yol yapmaya bir ömür, yol almaya."
    0 ...
  4. 103.
  5. "geçtim yıllar sonra anımsanacak alınganlıklardan
    silahlar ve bellek gerektiren aşkın seramik
    teninden, itinalı ve alıngan
    yüzümün gürültüsünü unuttum
    şüpheci ve med-cezir aşkından oldu böyle
    acemi düştüm.
    yüzünün kayganlığından utanıp,
    saçlarının ritminden kaçacak kadar."
    3 ...
  6. 104.
  7. "ben sana, ev bana, sen eve, ev sana
    kara kara bakar ya bazen
    ah kıyamaz hani kimse kimseye.
    evin içerlek halidir, boynu eğilir."
    3 ...
  8. 105.
  9. Eski avluda

    Bir çiçek açtığında
    Bir eski avluda
    Diyor ki;
    Çalıda sarı bir çiğdemim ben
    Ve senin çok eski cümlen.
    Sen otursan, gitmemiş ki! olsan
    Ben sana bir eski Endülüs avlusu
    istersen serin bir Portofino getirsem
    Ya da Yedigöllerin yedisini birden.
    Bir çiçek açtığında
    Bir eski avluda
    Diyor ki;
    Her şey çok eksik ve neredeyse yok gibiyken
    Buldum buluşturdum kendime geldim
    Tek eksik sensin! incecik, çilli bir dille
    sen de gelsen.
    Ben sana kırmızı kiremitli bir çatı
    Begonviller ve bir mavi kapı
    Ve illa amansız bir avlu getirsem.
    Dünya soğur, akşam serinlerken,
    Benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.
    Kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,
    Ve işte en gümüş cümlem:
    içimi açtım sana.
    içini açmak için.
    0 ...
  10. 106.
  11. Tecellinin içinde ecel durur sevgilim, görmedin mi?
    adaletin içinde bir zalim oturur.
    *
    1 ...
  12. 107.
  13. "Ben size bunu o kadar açık söylemişken:
    sonsuzluk, bilmiyoruz ki belki de
    şefkatli bir şeydir, ne bileceksiniz.
    taş karışmıştır dilime de çoktan bağışlayın.

    Ağrım geçer, nehirler üstüme akar üstüme
    Umdumdu. bu dünyada,
    bazen benim sanırım
    bazen hiçkimsem yok.

    Uzun uzun, karıştırarak, onu bunu, bilirsiniz
    zaman sıkıntılılar için hiç geçmeyen şeydir.

    Bana uzak diyarların taşlarını topladığınızda
    teşekkür edemedim size bir ara; bağışlayın.
    ben o topladığınız tüm taşların baş ağrısıyım.

    Çok eskimiş bendeki ve bir o kadar katı
    uzun uzun oturdum bugün dediğime bakmayın
    siz bana yine de güzel bir şey anlatın.

    Benim bir kalmışlığım durmuşluğum vardır zaten
    bir taş nasıl ağrır bir katılıkta,
    bu dünyada isteyip verememek nedir, benden anlayın"
    *
    2 ...
  14. 108.
  15. "her gün hiçbir şeyi anlamadığımı düşündüm, her gün her şeyi anladığımı düşündüm. güvercinleri yolculadım. her gün, günlere dayanamadığımı düşündüm. kitapları alt alta dergileri kıvırarak yan yana dizdim. ne idüğü belirsiz yerler benimle yürüdü. gördüğüm her "cümle" bana bir bıçak gibi battı, anlamadım. her gün bir taş parçası söktüm içimden. her gün uyku beni koynuna alsın diye yalvardım. her gün, gün bitiyor gece bitmiyor dedim. her gün işlerin beni avutmadığını gördüm. ayrılık günlerini sonradan niçin sisli bir perde gibi hatırlarız diye sordum. öfkeni unutma dedim kendime her gün, unutursan düşersin dedim. her gün en az bir saati ayakta durmaya, dimdik durmaya ayırdım. her gün ömür sözcüğünü bir kez kalbimden geçirdim. her gün ömür sözcüğü kömür gibi tınladı içimde."
    3 ...
  16. 109.
  17. "ikiye bölünmüş bir bütün gibi yaşadım
    bir yanım öbür yanıma düşman
    sağımda kızgın kumlar gezdirdim
    solum üşüyor eski bir anıdan"
    2 ...
  18. 110.
  19. "Kendimi acıya teslim ettiğimde hatırladım,
    Ölünmüyordu, hatırladım."
    2 ...
  20. 111.
  21. "Her şey çok eksik ve neredeyse yok gibiyken
    Buldum buluşturdum kendime geldim
    Tek eksik sensin! incecik, çilli bir dille
    sen de gelsen."
    2 ...
  22. 112.
  23. ''çocukluğumdan kesilen saçlarımı geri istiyorum berberlerden'' dizesiyle bile insanı hüzünlendiren ender kadın şairlerden.
    0 ...
  24. 113.
  25. "Uzun uzun bir yağmuru okudum,
    Uzun ıslığını taşıdım rüzgârın,
    Uzak bir kıyıya mektup yolladım.
    "Döndüm, derinde dövdüm kendimi.
    Duydum, kırıldı içimde tuz sesi
    Bir derine ağladım.

    (Keder saldı içime bir denizden bir midye,
    Taşı gördüm ağırlık indi dilime)

    Engin de kendinden uzağı özlermiş
    Ufuk bir şey değilmiş bana, gördüm.
    Hayal kıvamıymış aşk,
    Gülün kokusunu bademin neşesini
    istedim.

    Ah bilemedim de nasıl geniştim,
    Koşup kapaklanayım bir kucak istedim."
    2 ...
  26. 114.
  27. "lethe ve mnemosyne. yıkandım ben mihrimah, ikisiyle de.
    yıkandım ama unutmak ne kelime, hatıra ne!"
    0 ...
  28. 115.
  29. "boynundan başlayan o ipek
    uçurumdan atladım, uçurum demek
    ikiye bölünmüş bir bütün
    oysa ben senin için
    değiştirilecek bir şeydim
    bu yüzden yüzüme tuttuğun rüzgâr
    parçalarıma verdiğin asit
    seni de yaralayacak
    beni olduğu kadar."
    1 ...
  30. 116.
  31. "Kanımı ben bir kıl çadırda,
    bir bozkır akşamında bıraktım.
    Ve bilmiyorlar, barışacak mı bende
    yeryüzünün ilkel'i, çağın meşru zihniyle
    -gül sen gül-
    korkmakta haklılar."
    2 ...
  32. 117.
  33. "Dünyanın hali hal değil, bunu biliyorum. Bunu her gün tekrar be tekrar görüyoruz. Benim şiirden başka sarınacak bir örtüm yoktur. iyiliğim onadır, iyiliğim de ondandır. insana ait vicdanı geri istiyorum, insan için!"
    2 ...
  34. 118.
  35. "Gün başlamadan. Kuşların sesi bile başlamamışken,
    Gök susarken daha, ağaç uyurken
    incir çatının yerini beklerken
    Alyandos ve limon uzakken
    Su üşümeden bahçede, not düşülmeden
    Karar verilmeden karar alınmadan
    Söz karanlık uykusundayken konuşma başlamadan
    Baca alevi bilmezken, sis, kurum kurulmadan
    Kuşlar pike yapmazken ufka kanat açmazken
    Şemsiye sözcüğü yokken, henüz yapraklar varken
    Morken o ne sabah ne gece olan.
    Ah ve figan yokken daha, sokağa martılar inmeden
    Kış sokaklara insin diye dilemeden henüz
    Yaz hala bitmedi diye yakınmayı bilmeden
    Aerodinamik yokken kuantum aklımızdan geçmemişken
    Dal kırılmamışken, kök kendine küsmemişken
    Herkesin yuvası doğrulduğu yerdeyken henüz
    Ve yuva nedir bunu bile sormamışken
    O kadar safken, büyümemişken murat
    Olanlar ilk kör kuyumuzda birikirken
    Dünyaya geldik gideceğiz demeyi bilmeden daha,
    Sabah ve akşam gibiyken kısaca, sabah ve akşam gibi
    Kavuşukken zaten kendinde. Dünya ılık bir yuvayken
    uyurken altındayken senin. Kimsenin kuşu kuşkusu yokken
    Öyle saf, öyle saf,
    Yarılmamışken, bir yanımız öbürüyle dururken
    Böyleyken, durup dururken böyle,
    Niye bombalarlar bizi Figen,
    Bağdat’ı neden?”
    4 ...
  36. 119.
  37. "sen güzel insansın
    herkes biliyor bunu
    yaramı alıp uzak şehirlere gidiyorsun
    -saçlarımı düz bir denize ısmarlıyorum

    utanma! ayıp değil ki bu
    bak ben utanıyor muyum?
    kanayana kadar dizlerim, misket oynarken
    hem, unutma herkes birilerinin yarasını taşır uzaklara."

    "Bir tünelin uğultusunu taşıyarak içimde
    acının içinden geçtim,
    yol boyunca zamanın parçalarında
    bir ürperti saydılar beni
    oysa bir iki sessizlik dışında, yekpare
    soğudum, üşüdüm

    kendi çukurunda buz tutan suyu,
    yolun kederini anladım..."

    "Bilemem, belki bu yüzden
    ben sana yanlış bir yerden edilmiş
    bir büyük yemin gibiydim.
    Beni hep aynı yerimden yaralayan o eve
    yine de döneyim döneyim istedim."
    1 ...
  38. 120.
  39. Bilirdim, biliyordum, biliyorum,
    Bittiğinde, geçtiğinde,
    Azaldığında sızı, iyileştiğimde,
    O saman tadıyla karıştığında;
    Her şey daha acı olacak...
    0 ...
  40. 121.
  41. "insan ölebildiğine göre, kendinden bile soğuyor..." demiş Birhan Keskin,
    haklı...insan kendisi dahil bütün öznelerden ve nesnelerden soğuyabilir...
    6 ...
  42. 122.
  43. 123.
  44. "iz bırakmaz insanı
    Hiçbir iz beni bırakmadı
    Hiçbir iz onu bırakmadı
    Ve biz bu izlerle eskisi (gibi) olamıyoruz.
    Eskisi gibi olunamayınca
    Ne öncesi gibi, ne de sonrası gibi
    olunamıyor
    hiçbir zamanda olamamak
    bunu anlamak
    Ah Ingeborg,
    Martı çığlıklarıyla bile olsa yırtılan ipek
    Bir kez daha dikilemeyecek"
    1 ...
  45. 124.
  46. "acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun
    izlerime rastlıyorsun, bıraktıklarıma,
    orada o yolda çekmiştim ruhumu patlatan fitili
    benden savrulan parçalar kurusa da,
    izleri var hala yolun kenarında.

    izini sür yolun, acının ormanı büyütür insanı
    vakit geniştir, ufuk sandığından daha yakın
    acıyla geçtiğim yoldan geçiyorsun,
    ustası olacaksın içine gerdiğin tellerin
    hangi sızıyla titrer içinde, hangi sesle
    büyük bir aşk, hangi sesle ölür, bileceksin. "
    2 ...
  47. 125.
  48. " her gün unutmak için değil, unutmamak için ağu kattım kalbime. her gün insan olmak ne çok kusur içeriyor diye düşündüm. "
    4 ...
© 2025 uludağ sözlük