Büyük bir tesadüf eseri karşılaştım onun kitaplarıyla. Ve bana dokundu şu dizeleriyle;
En az benim kadar sessizdi. Benden de sessizdi kendi sessizliğimi bir kenara koyup, onun bana dokunan sessizliğini kırmaya çalışıyordum.
Uzun bir yol gibidir gözleri insanın
gelip geçen bir şey iyileşmez
bu gece bu hat üzerinde
iyileşen şey zamandır,
insan iyileşmez. (Kim bağışlayacak beni)
rüyaevi bu. kapısında bir tuhaf numara.
isteyen çıkıp istediği yere gidebilsin diye.
ama kapılar insana, çıkıp gitsin diye mi
girsin diye mi, rüyada bile olsa.
(bak tam burası. en yaralı yerim benim. insanın uyku dediği.)
penguen, bana sırtını dönme
unutmadım aramızdaki beceriksiz dili
dünya yordu bizi
benim de söyleyemediklerim var
hiç söyleyemeyeceğim onları belki de
uzun bir yolu geliyoruz seninle
yolu geldikçe anlıyorum ki, biz
bu dünya üzerinde yürüyemiyoruz bile...
"seni bir yabancı gibi karşıma alıp
bunun dayanıklı bir şey olmadığını
sürekli kılınamadığını, çünkü aşkın
yapılan bir şey olmadığını,
başlangıçta bir melek konduğunu
sonunda bir kelebek öldüğünü,
yani kısacık sürdüğünü, oysa hayatın
bir korkular ve alışkanlıklar bütünü
olduğunu,
bütün bunları sana
nasıl anlatacağım?"
"içimde büyüttüğüm acı
tamamlandı
çalsın şimdi valsler
mumlar hüzün aksın
hazırım
eski bir konakta
aklını yitiren kadının olmaya.
içimde büyüttüğüm acı
tamamlandı
geçsin şimdi trenler
raylardan gece damlasın yüzüme
hazırım
uzak bir şatoda geceleri dolaşan
kadının olmaya.
içimde büyüttüğüm acı
tamamlandı
geçsin şimdi aramızdan
porselen sesleri ve kahya
dışarıda yağmur gümüş ve barok yağsın
hazırım.. rımm.. mm
bu uzun masada, uzak
kadının olmaya.
unutmak için verdiğim bunca çabadan,
geçtiğim bunca yıldan sonra,
tam unutmaya alıştırmışken kendimi,
artık unutmak istemediğimi fark ettim.
-artık unutmak istemiyorum!*