bir bakmışsın ki;herşey boş aldığın nefes içtiğin su;sevdiklerin ve sevmediklerin anlamsız.sevmediklerin gelir aklına
düşersin karanlığa karanlık bile boş.
kaçmak istersin kendinden,saklansan da bırakmaz boşluk boşluk ve boşluk.
hüzünlüdür artık herşey;gülmek istersin en çok ağlamak isteğin anda.
sonra ölümü düşünürsün bir an soğuktur yine,ölümü bile anlamsız bulursun.
sabah olur gozler kapanır yeni bir günde anlamsız düşüncelerin artık mazi olmuştur
ve herşeye inat yeniden başlarsın.
burada esas sorun herşeyin boş gelmesi değil,"birden boş gelmesi"dir.nitekim herşeyin kendisine birden boş geldiği kişi,hayatını anlık ilhamlar doğrultusunda anlamlandırmakta ve "boş yaşadığını"rastgele farketmektedir.
necip fazıl'ın ihtidasından önceki pişmanlığını dile getirdiği:
"tam otuz yıl,saatim işlemiş,ben durmuşum
gökyüzünden habersiz,uçurtma uçurmuşum" durumunu anımastmaktadır.
gene de,boş yaşamasına rağmen kendini önemli hisseden zevatın durumundan bir parmak üstündür böyle hisseden kişi.en azından kendini bilmektedir.