birakip gittigin kadariz

entry2 galeri0
    1.
  1. ibrahim sadri ağabeyimizin, acizane 'artık gerçekten de olmuş' dedirten şiiri;
    efendimize ithafen yazılmış, tüylerimizi diken diken eden, içimizde usul usul bir yerlere dokunan, alabildiğine nedamet kopkoyu bir özlem...

    bırakıp gittiğin kadarız

    bir dönüşle dönüyoruz
    hiç yağmur yağmıyor kum taneleri uçuşuyor üstümüze
    bir dönüşle dönüyoruz
    yorgunuz
    tenimiz esmer
    içimizde mağrur bir hüzün
    yaralarımız var
    eczasi olmayan vurgunlar
    en cok kadınlarımıza yakışan ağlamakla
    en çok erkeklerimize dokunan caresizlikle
    yaklaşıyoruz hayatın ikindisine
    biraz daha yaklaşıyoruz
    bir el uzatımında
    akşamın alacasıyla
    bu, senin gidişinin hemen ertesinde
    dudaklarımızın kuruduğu
    suların cekildiği
    kızıldenizin diclenin
    önümüzde musa elimizde asa ile yarıp geçtigimiz nilin
    ve eteklerimizi savura savura tükettiğimiz birlikteliğimizin ardından
    kayıp giden yıldızların şarkısı gibiyiz

    bir dönüşle dönüyoruz
    ne güzel oluyordu
    sağımıza dönüp seni görünce
    ne güzel oluyordu düştüğünde önümüze
    adı safranlara sarılı bir aşk gibi maceramız
    adı kıskanç kervanların zümrüt yüklerinde yazılı
    adı leyla
    bir vaveyla kadar dokunsanız ağlamaklıyız

    bir dönüşle dönüyoruz
    belki baksak arakamıza ordasındır
    bu efsunu kaybetmek istemiyoruz
    hiç bir şeyini istemiyoruz aslında dünyanın
    incisini yakutunu ipek yumuşaklığını yastıkların
    bebeğin yüzümüze dokunuşunu istemiyoruz
    işlerimizin limanlığını
    ocağımızın sıcaklığını bile istemiyoruz

    bir dönüşle dönüyoruz
    seni unutmamak icin şaşkın
    inanmamak için ölümüne inanıyoruz

    gittin mi aramızdan
    elini çektin mi üzerimizden
    bizi yetim şehrini öksüz bıraktın mı
    ne yapalım işte ağlamamayı beceremiyoruz
    isırdıkça kanıyan dudaklarımızdan dökülen boş sözlerle
    birbirimize soruyoruz
    hava nasıl saat kaç
    yine çayırların yeşlliğinde otlayan kuzuların arasındayız
    yine cayırların üstünde matem işliyoruz
    inceldiği yerden kopan dünya
    bir araftan yol bularak başımıza düşüyor
    gök kubbe patlıyor tepemizde
    hissediyor anlıyor ama anlatamıyoruz

    bir dönüşle dönüyoruz
    bırakıp gittiğin kadarız
    hiç yağmur yagmıyor
    yorgunuz
    tenimiz esmer
    içimizde mağrur bir hüzün
    en çok kadınlarımiza yakışan ağlamakla
    en çok erkeklerimize dokunan çaresizlikle
    yaklaşıyoruz hayatın ikindisine
    ne yapalım
    hiç yağmur yağmıyor
    sensiz yürüyünce
    bir dönüşle dönüyoruz
    kıyamet bize
    kıyam et bize
    sen yinede merhamet et bize
    merhamet et bize
    merhamet bize...
    2 ...
  2. 2.
  3. insanlara az buçuk kalıbının ederini hatırlatan mümtaz bir eser. dinledikçe boyun büküyor, akıl kucaladıkça iskelet eğiyor.
    1 ...
© 2025 uludağ sözlük