bir şiir

entry112 galeri1
    101.
  1. Özenle boyadım ipliğini sevginin,
    Gidip de bulamamanın incinmiş rengine.
    Sisi gümüş bir rüzgârla tepelerden eğirdim,
    Dokudum yalnızlığın bu serin kumaşını,
    Sesime ayrılıklardan bir gömlek diktim.
    Ölümü tastamam ezberledim de geldim,
    Dilimde bu buruk türkü tadıyla
    Bilmem ki buradan nereye giderim.

    Sonunda kendime bir top yangın edindim,
    Soluğumla besledim dudağımın ucunda.
    Ömrümün külüydü savrulan hep ardımda,
    Örterek yavaş yavaş bıraktığım izleri
    Yanmış bir günün sürüklenen kanatlarıyla.
    Koştum, durmadan koştum o küçük yangınımla,
    Adımın çaresiz kıyılarında kendi göğümü bulmaya.

    (bkz: Metin Altıok)
    4 ...
  2. 102.
  3. Bir dağbaşı yalnızlığı yaşıyorum yeniden.,
    Dağbaşı yalnızlığı ölümden beter.
    Hiç kimse aramasa sormasa beni
    Sen gelsen yeter..

    Huzur ellerinin güzelliğidir.
    Gözlerin karşımda mutluluk denizi.
    Her sabah soframızda ekmeğimizi
    Sen bölsen yeter..

    Yüreğim seninle yaylalar kadar serin
    Ne bir çizgi hasret, ne bir nokta gam
    Yayla dumanı gibi gözlerime her akşam
    Sen dolsan yeter..

    Bende çaresizlik sonsuz kördüğüm.
    Bende sabır sende naz..
    Gündüzünden vazgeçtim düşümde biraz
    Bir yüz görümlüğü sen olsan yeter..

    Duymasa da hiç kimse şâir gönlümün,
    Sende karar kıldığını…
    Ve içimin şerha şerha yarıldığını,
    Sen bilsen yeter..

    Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi..
    Çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek..
    Bir incecik dal gibi üzerime titreyerek,
    Eğilsen yeter…
    3 ...
  4. 103.
  5. “iç acılarıyla ördüğüm hırkanın söküldü kolları
    Ve üç satırlık hikayem kaldı yarı
    Bahçe şenliğine veda etmiş kuşlar gibi sessiz
    Bakmak ne acı günlere kederli ve hevessiz
    Ne denizin balığında, ne dağın kuşunda hevesim
    Yarı kalmış bir türkü peşinde kısıldı sesim.”
    (bkz: Abbas Sayar)
    5 ...
  6. 104.
  7. aldırmadan yürüdüğün yolların kaçışı,

    hatalarının bilinen en büyük yoldaşı,

    insafsız sesler şimdi hasretinden çıkışı,

    bulunmayan arzunun yüreği dağlayışı,

    oysa renksiz ve beklenmedik bir yaşam gibi ,
    küçük şeylerdi zihinlerde soyledikleri,

    ne ilk ne de son bu girişlerin sessizliğe,

    vakit tamam şimdilerde yollar çok yakınken,

    ne ilk ne de son bu küsüşlerin kaderine,

    başkası yok şimdilerde kalpler çok tuzakken..

    tanım: bir şiir anlamsız anlamlardan..
    16 ...
  8. 105.
  9. ''bir şiir bazen ayakta bira içebilir,
    bir şiir..
    nereden baksan şairini seçebilir''

    şeklinde devam eden Ece Ayhan'ın ''galata kanosu'' şiirini
    aklıma getiren başlık..
    0 ...
  10. 106.
  11. ... Kimi gün öylesine yalnızdım
    Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
    Annem
    Ki beyaz bir kadındır.
    Ölüsünü şiirle yıkadım.
    Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
    Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
    Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
    Acının ortasında acısız olmayı,
    Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
    Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
    Aşk diyorsunuz ya,
    işte orda durun bayım
    Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
    Kendimin ucunda
    Öyle ıslak,
    Öyle kötü kokan,
    Yırtık ve perişan.

    Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
    Aşkı aşk bilir yalnız!
    1 ...
  12. 107.
  13. Anahtar

    Konuşmak susmanın kokusudur.
    Ya sus git, ya konuş gel, ortalarda kalma.
    Yalan korkaklığın tortusudur.
    Dürüst kaba ol, eğreti saygılı olma.

    Özdemir Asaf
    0 ...
  14. 108.
  15. ayakta bira içebilir
    ve bir şiir nereden baksan şairini seçebilir!

    demiş üstad.

    bir şiir seni anlatabilir, ağlatabilir.
    1 ...
  16. 109.
  17. ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
    ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
    kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
    kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak
    onların yardımıyla dünyamıza acıdım.

    dünya. çıplak omuzlar üzerinde duran.
    herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya
    benimse dar çünkü dargın havsalamın gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
    önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
    sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
    sakın styks sularının heyulası sanmayın
    er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
    biraz üzgün ve ömer öfkesinde biraz
    öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
    ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
    ne ellerin hırsla yaban tutuşu
    ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
    dev iştihasıyla bende kabaran aşkı yetmez karşılamaya.
    insanlar hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
    o ferah ve delişmen birçok alınlarda
    betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
    çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
    şakaklarıma dayanınca güneş
    can çekişen bir sansar edasıyla
    uğultudan fark edilmez olunca konuştuğum
    kadınların sahiden doğurduğuna
    toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
    nicedir kavrayamam haller içinde halim
    demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
    bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
    su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
    duydum yağmurların gövdemden ağdığını.

    sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
    aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
    sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
    bir harfin başlattığı yangın ile söndür
    beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
    öyle mahzun
    ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.
    5 ...
  18. 110.
  19. https://galeri.uludagsozluk.com/r/1839261/+

    Sonra üstünü örttüm,
    Yanlız kalması lazımdı,
    Sadece kendini bulmalıydı,
    Oysa ki kaçak birisi o,
    Benim hep bir adım önümde.
    1 ...
  20. 111.
  21. Ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
    ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
    kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
    kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak
    onların yardımıyla dünyamıza acıdım.Dünya. Çıplak omuzlar üzerinde duran.
    Herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya
    Benimse dar
    çünkü dargın havsalamın
    gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
    Önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
    sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
    sakın Styks sularının heyulası sanmayın
    er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
    biraz üzgün ve Ömer öfkesinde biraz
    öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
    ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
    ne ellerin hırsla yaban tutuşu
    ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
    dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
    yetmez karşılamaya.
    insanlar
    hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
    o ferah ve delişmen birçok alınlarda
    betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
    çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
    şakaklarıma dayanınca güneş
    can çekişen bir sansar edasıyla
    uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
    kadınların sahiden doğurduğuna
    toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
    nicedir kavrayamam haller içinde halim
    demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
    bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
    su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
    duydum yağmurların gövdemden ağdığını.Sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
    aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
    sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
    bir harfin başlattığı yangın ile söndür
    beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
    öyle mahzun
    ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.

    ismet özel,

    Günaydın..
    3 ...
  22. 112.
  23. https://voca.ro/13pFJDxSpZ7R

    Dünyayı çocuklara verelim.
    N.hikmet.
    Seslendiren: zeytinyagli dolma kalem.
    6 ...
© 2025 uludağ sözlük