bir şiir

entry112 galeri1
    76.
  1. SONRA

    sabahci kahvelerinde uykulu yüzlerde kalan tahta masanin izi
    sisli bir gecede yolunu kaybetmis yavru sokak kedisi
    yagmurdan sonra eski ahsap evlerden yükselen nefesi sanki daha önce tanismistik der gibi
    her adim atista merdivenler düser yokus asagi
    sonra...

    kalabalik gölgeler arasinda bir güvercinin kanat cirpinislari
    duvarlar devrik cümlelerin anlatamadigi yüklem icinde
    bir yap boz tahtasindaki piyonlar misali kaldirimlar
    basilan her ayak izi gider ayak silinir gider der gibi
    sonra...

    viranşairi
    1 ...
  2. 77.
  3. ANNEME

    Sabahleyin gökyüzünde kaybettiğim buluta binip uzak diyarlara gitsem
    Avuçlarımı açıp"La ilahe illallah"dediğimde düşse damla damla ellerime zemzem
    Teyzem gelse aklıma hani benim saçlarımda dolaşırken ellerin
    Derin bir hayal demek ki benimkisi annemden hariç

    Haliç uykusu,Huang Pu kadar sakindi kaçak göçmen Cheng Shen öyle diyor
    "Hiç" yorulup dayayıp masaya kafasını uyuyor sabahçı kahvesinde(bunu hayra yor)
    Karşı penceremde hayır!diyor kocaman puntolarla kırmızı yazısıyla duvarda haykırmaktan bıkmış nedense
    Sense uzun cümlelerin arkasına saklanıp nasılsın diyorsun saksım içindeki ıtır;hatrı sayılır birşeyden bahsetmek gibi
    Derin bir hayal demek ki benimkisi annemden hariç

    Kum tepeleri adlı tablomda savrulan rüzgar yorgundu artık
    Antikacıdan aldığım saat annemsi ayrıntılarda dursa ne olur(ayrılık çok uzak)
    Anemi hastalığı bedeninde yokken hani
    Seni neden mi sevdim belki bakışın anneme benzediği içindir
    Derin bir hayal demek ki benimkisi annem dahil.....

    viranşairi

    TÜM DEĞERLi ANNELERE,ANNEME
    1 ...
  4. 78.
  5. Zaman akip gidiyor öyle sakin ve siradan
    Kurumus yapragin akan derede kaybolup gitmesi esnasinda
    Öyle hircin ve aldirmaz tavirlarla
    Vazoya koydugum kurumus gül öfkemle beraber bin parca
    Kirgin öylece kuytu köselerde saklambac oynamakla mesgul
    Darül Aceze`de aciz bakislarda kayip bir anlik bakis tanimadigim
    Ve kurtulmak imkansiz belki yorgun kalpte biraktigi yaradan
    Kurtalan Ekspiresi`nden el sallayan sevgiliyi yad ederken
    An gelip susuyor ellerini basinin arasinda onu tanimak namümkün
    Gün olup kurgulu saatin zemeberigi bos aliyor Taksim`de
    icimdeki zehir hem biraz capulcu hem biraz masum belki.

    YAZAN:viransairi

    (bkz: ) https://www.facebook.com/...ri/589678844382043?ref=hl
    0 ...
  6. 79.
  7. kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
    kirilmis bir cam bardagin parcalarinda gizliydik
    paramparca olmus hayatlardan geriye kalan sorulardan yola cikmak
    geriye getiremedikten sonra neye yarardi yaralarimizi daglamaktan baska
    yara bantlari da ise yaramayacak galiba

    kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
    suskun göl kenarinda yansiyan oysa bizim yüzümüz de olsa
    üzgün cümleler kurmustu bize zaman coktan
    yüklemleri hep bir baskasina yükledigimiz
    yükün elimizden cikip gittigini düsündügümüzde
    karsimizda durmaktaydi banyomuzdaki kirli ayna

    kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
    bir yeri bir yere terk ederken gecti artik bitti dedigimiz
    ama geriye dönüp baktigimizda hep orada gölgelik yapiyordu bize kimligimiz
    bir fotograf belki annemizden yadigar
    bir ani bir anlik gülümsemeye bedel berdeli agir olsa bile
    gardan uzaklasirken her sey teker teker
    sallanmayan el aglamakli haliyle icimizdeki beden

    kirik kalpler tasiyorduk hepimiz
    dilencinin göz bebeklerinde sakliydi belki
    sayikliyordu son cümlelerini maktül katile teslim ederken ruhunu
    kayip ilanlarinda rastladigimiz binlerce isim arasindaydik simdi biz
    afrikanin kücük bir kasabasinda acliktan ölen cocuktuk
    biz coktuk ve hic yoktuk
    biz kirik kalpler arasinda hep böyle tasiniyorduk belli belirsiz.

    viransairi.
    0 ...
  8. 80.
  9. ay ışığına batmış
    karabiber ağaçları
    gümüş tozu
    gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
    yaseminler unutulmuş
    tedirgin gülümser
    çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
    çünkü ayrılık da sevdâya dahil
    çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
    hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
    her an ötekisiyle birlikte
    herşey onunla ilgili

    telaşlı karanlıkta yumuşak yarasalar
    gittikçe genişleyen
    yakılmış ot kokusu
    yıldızlar inanılmayacak bir irilikte
    yansımalar tutmuş bütün sâhili
    çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
    öyle vahşi bir tad ki dayanılır gibi değil
    çünkü ayrılık da sevdâya dahil
    çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili..
    0 ...
  10. 81.
  11. BENi BÖYLE KOYUP GiTME NE OLUR

    Derin düşüncenin ince ipliğinde yürümek zor
    ininde kin beslediğimiz kurt bile bundan sonra hem kendine düşman,hem dost
    inince maphus koğuşlarına voltajı düşük ampuldaki gölge
    Cenine üflenince o ruh beni böyle koyup gitme ne olur.

    Uzun mısralara durak aramaya gerek yok artık
    Uz ile uzlaşmanın anlamındaki kayıp cümledir belki
    Yoksun halin soyunup yatağıma giriyor her gece
    Noksanlığını anlayan birisi varsa tek kişilik ranzamdaki yosun kokan yastık
    Yas tutma zamanı geldiğinde beni böyle koyup gitme ne olur.

    Sözün bittiği yer kör karanlık ve dört duvar
    Çözül istediğin kadar bit yeniği değiller sesini senden başka kim duyar
    Usul usul sus us ve elime dokunan hayali uzuv
    uzan ve tut,
    Yusuf'un kuyusunda ölümün uykusuna varamadan beni böyle koyup gitme ne olur.

    ViranŞairi

    (bkz: ) https://www.facebook.com/...C5%9Eairi/589678844382043
    0 ...
  12. 82.
  13. kibrit cöpünü yakti
    gözlerinden iki damla gözyasi akti
    kirpiklerinin ucundan yanlizliga dogru uzanan adama bakti
    yanik kibrit cöpündeki zaman kadardi
    yari kara yari akti

    sari gazete kagindaki bitap kelimesine takilmisti sanki giden gölge
    gizlenmis nemlenmis bir belge tozlu raftaki kilitli dolabin en alt cekemecesinde
    gecesindeki sabahi animsatmaktaydi aksak masadaki denge
    sariyede bir cinayet islenmisse bile bir kibrit cöpündeydi maktul

    küllükte yarim kalmis sigara
    gara gidilemeyi beceremeyen dokuz nolu kompartiman bileti
    kolu kanadi kirik bir pusttu kafesteki bülübül
    öbür yanda daginik silüte benzetmeyi bir türlü kendine yakistiramayan sair

    (bkz: ) https://www.facebook.com/...ri/589678844382043?ref=hl
    0 ...
  14. 83.
  15. ellerimi halepte bir sokak ortasinda kaybettim
    ortasinda degildi hayat ikiye bölünmekle mesgul
    ellerimi sokaga uzattim kayipti sokak
    gözlerimi avangart Les Deux Magotsdaki sokak dilencisine biraktim
    vitrinden iceriye bakmak yasak
    uzayip giden kalabalikta tanir birisi belki
    yüzümü yüzü bana dönük o kadinlarda gördüm
    kocasi söverken ana avrat

    (bkz: ) https://www.facebook.com/...C5%9Eairi/589678844382043
    0 ...
  16. 84.
  17. O denli o denli çok beklettin
    Alıştırdın bekletmeye kendini
    Çok zamanlar geçti de geldin
    Senden çok seviyorum senin özlemini

    Aziz Nesin.
    0 ...
  18. 85.
  19. ağlayan kediciğe ağıt

    kaldırımda ayakkabı tıkırtıları, tıkırtılar arasında kendini yineleyen bir yankı.
    mevsim kış, rüzgâr sert, soğuk acımasız...
    buz keserken ellerim ve düşlerim, bir ses yükseliyor gökyüzüne.
    parçalanıyor bulutlar, ağlıyor toprak.
    "miyaav! miyavvv! miyavv!" açlıktan ve soğuktan inleyen yetim bi' yavrunun son yakarışı.
    vicdan denilen şeyin cesedi gömüldü galiba insanlık tabutuna, baksana adaletten uzak bir yer artık dünya.
    0 ...
  20. 86.
  21. yeni filizlenmiş bir kırda,
    genç bir karınca,
    bakıyor şimdi ufuklara varmı gelen giden diye,
    gri bulutların müjdesini bekliyor,
    bu topraklar ıslanacak mı diye.
    0 ...
  22. 87.
  23. Alın yazımın en okunaklı yeri,
    Ah ne çok sevmişim seni...!!!

    Cemal süreyya.
    1 ...
  24. 88.
  25. Bunca yıl yaşadım,
    Elime ne geçtiyse yitirdim.
    Biraz daha yaşayacağım,
    Yalnız bir şey biriktirdim.
    Bir bakış,
    Bir görüş,
    Bir duygu,
    Bir düşünce...!!!

    Özdemir asaf
    1 ...
  26. 89.
  27. Bir şiir, biliyorsun ayakta bira içebilir.
    Bir şiir, nerden baksan şâirini seçebilir.
    0 ...
  28. 90.
  29. Zaten hep ağlamaklı yüreğim,
    Beni ağlatan sadece dünya değil bilirim,
    Bir yakamoz misali göz yaşlarım,
    Gözümün kenarında,
    Pusuda neyleyim...!!!
    2 ...
  30. 91.
  31. UNUTMA Ki
    Sen uykusuzluk nedir bilir misin
    Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı
    Gözlerini tavana dikip
    Düşündüğün oldu mu bütün gece
    Ve bütün bir gün
    Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç
    Gelmeyince
    Seni aramayınca
    Ölesiye ağladın mı
    Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların
    Ona ait ne varsa
    Bir bir hatırladın mı

    Sen günden güne erimeyi bilir misin
    Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi
    Bir teselli aramayı
    Issız parklarda, tenha sokaklarda
    Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda
    Deli divane yollara düşüp
    Yaşlanmış bir köpek gibi
    Eskimiş bir gömlek gibi
    Atılmışlığını hissettiğin oldu mu
    Sevmekten
    Günler geceler boyunca yürümekten
    Elin ayağın yoruldu mu

    Sen yalnızlığın acısını bilir misin
    Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına
    içinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı
    Bütün gururunu çiğneyip
    Sevdiğinin geçtiği yollarda
    Bastığı toprakları eğilip öptün mü
    Sen çaresizlik nedir bilir misin
    Sen yokluk nedir gördün mü
    Yanan başını
    Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden
    Sen her gün bin defa öldün mü

    Böyleyim diye ayıplama beni
    Bir gün kendimi
    Sonsuzluğun koynuna bırakırsam
    Yaralı ve yenik bir asker gibi
    Darılma
    Unutma ki
    Her seven isimsiz bir kahramandır
    Unutma ki
    insan; sevebildiği kadar insandır.
    ÜMiT YAŞAR OĞUZCAN.
    1 ...
  32. 92.
  33. SEN GiT!!!
    bir izahı yok,
    camıma bir sevgili gövdesi gibi çarpıp duran bu küstah yağmurunun.
    hastalıklı bir bünyeden kapmışsın aşkı,mütemadiyen.
    ellerin fazla titrek
    gözlerinde delik deşik edilmiş bir hüznün kurumuş
    kan tozları .
    ve soluğun darmadağınık " seni seviyorum" bile derken
    sahte bir masumiyet katmış yalnızlık,lanetli yüzüne
    ve gün gelirde saklamaya gerek duyarsan lanetini,
    telaşlı bir tenha var yüreğimin çıkmaz bir sokağında.
    gözyaşlarınla ıslat,
    ayakkabılarınla çamurlansın,
    pervasızca savur o siyah kabanını ama...
    ama ne olursun
    parmakizin olmasın melankolik kaldırımlarımda
    anne karnında
    okyanus metinleri bile okuyabilen bir bebek kadar
    zekiyken sen
    zehir zemberek bir cehaleti ezberletmiş bu hastalık yüreğine.
    o yüzden bu imla ve mana hataları
    dilinde bana olan sevda cümlelerinde...
    gözün aydın aşk!..
    iyi halt ettin!..
    sevgilinin karanlığının kanı bulaştı gözlerime
    gözlerimi nereye çevirsem,Tanrı orada şimdi...
    sır saklamakta ne kadar da acizmişsin!!!
    aşk koca bir yalan sevgili
    kılıfını, bir çocuğun ağızdolusu gülüşünde diktirebilen.
    aşk, Garnı da ninemin evinden mezarlığa giden yolda,
    korkak gözyaşlarımın toprak ile imtihanı...
    yutkunamadığım aslında,
    dualar ile sarılmış bir baba lokması
    sen yaraladın
    ve yine sendin başucumda salya sümük bir ağıt ile sevdanın inkarı.
    yaramdan öpme sevgili
    acının terlettigi ellerimi tutma!
    çoktan çürümüş o hüznünü çek yüreğimden.
    çünkü
    bir annenin dudaklarıdır yanlız, ilac
    ve bir babanın öğüdünde -elinin tersine bağımlı- ...
    sen git!..
    mütemadiyen ben ruhumu kanıma biraz daha düşüreceğim
    hipokratın ayaklarına dolanır artık bu yaranın tedavisi
    korkarım
    ben her öldüğümde sana benzeyeceğim.......................
    FIRAT DUrSUN
    (firat-ül lügat)
    2 ...
  34. 93.
  35. "Bir sabah,
    Hiç Ummadığın bir sabah,
    Kapını çalacağım...
    Kucağımda,
    Binlerce güneşle."

    Ali Yüce
    1 ...
  36. 94.
  37. Sus biraz daha sus,
    Çünkü duymuyorlar seni.
    Konuşsanda nafile sussanda,
    Boşver! Sen yinede sus.
    Karamsarlık içinde, bir başıboşluk,
    Bir heyezan, derin bir boşluk,
    Belkide yaşamak, sadece bir sarhoşluk.!
    Boşver!
    Sen dahada sus gönlüm,
    Yinede sus!
    Belki sonu gelir,
    şu çaresiz ömrün.
    iyiden iyiye sus.!!!
    8 ...
  38. 95.
  39. Eksileyin kardeşim eksileyin,
    Allah sizi eksilerle karşılaştırmasın. Amin.

    Duygusuzlar.
    5 ...
  40. 96.
  41. küçük anne

    Küçük anne, kelepir kız,
    Bir şey söyle bana,
    bana bir laf et ki binlerce,
    Onbinlerce görüntü anlatamasın. /
    Genceli Nizami'nin dediği gibi
    Taşı onunla yıkasalar
    Üzerinde akik biter,
    Bakışların ki.../
    ikinci bir parıltı var senin bakışlarında
    Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.
    2 ...
  42. 97.
  43. Anılar defterinde gül yaprağı
    Gibi unutuldum kurudum
    Başıma düşmüş sevda ağı
    Bir başıma tenhalarda kahroldum
    Sen kimbilir, rüzgârlı eteklerinle
    Kimbilir hangi iklimdesin, ben
    Sensiz bu sessizlikle
    Deli gibiyim sensiz
    Bu sessizlikle

    Ayrılıkla başım belada
    Gözlerini çevir gözlerime
    Yoksa sensiz bu sessizlikle
    Deliler gibiyim
    Sensiz bu sessizlikle.

    (bkz: Cahit Zarifoğlu)
    3 ...
  44. 98.
  45. Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
    Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
    Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
    Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
    Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
    Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
    Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
    Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
    Sanki hiç olmamıştı

    Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
    Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı
    istanbullar
    Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların
    dünyaların
    Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
    Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
    Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
    Çünkü iki kişiydik

    Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
    Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
    Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
    iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
    Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
    Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
    Sonrası iyilik güzellik.

    (bkz: cemal süreya)
    0 ...
  46. 99.
  47. Hayat susmayı öğretiyor insana,
    Konuştukça!
    Sevmeyi öğretiyor hayat ,
    Nefret ettikçe!
    okumayı söktüğün gibi,
    Yazdıkça!
    ölmeyi öğretiyor hayat insana,
    Yaşadıkça. ..!!!
    5 ...
  48. 100.
  49. Anladım ki susmak bir cüsse işi
    Derin denizlerin işi…
    Serin sular en hafif rüzgârları bile coşturabiliyor
    Derin denizleri ise ancak derin sevdalar…
    Derin denizlerin sükutu büyüler beni
    içimi bir heybet hissi kaplar
    Benliğimi hasret duyguları istila eder
    Kalbim ürperlerle dolar
    Dalgalı denizler, durgun mavi denizler kadar heybetli gelmez bana
    Göklerin suskunlugu da öyle
    Gök gürlemeleri, mavi derinliklerin heybetini siler diye düşünmüşümdür hep
    Sükut her zaman daha manalı, daha derindir
    Kalbe sözden çok sükuttan manalar akar
    insan evrendeki sükutu anlayabilseydi, kim bilir belki de söz olmayacaktı
    insanlar sükutun dilinden anlayacak, derin ve manalı bakışlarla konusacaklardı
    Ve ses, sükutun heybetini bozamayacaktı
    Konuştuğum zamanlar hep acze düşmüşümdür de ondan kelama sarılmışımdır
    Evrendeki her varlıkta sükutu bir süs, bir hikmet olarak algılamışımdır
    Sözü ise ancak bir zaruret
    Hep derin denizler kadar heybetli bir sükut dinledim ondan
    Sanki durgun ve derin bir ummanın kıyısına varmıştım
    Derinliklerinde gönül ve hikmet incilerinin gülümsediği bir deniz bulmuştum
    Hayatın hiç bir kasırgası, hadiselerin hiç bir fırtınası onu dalgalandıramıyordu
    O denize imrendiğim an, gözlerim şu mısralara takılmıştı:
    Gittim, gittim, denizin sınır yerine vardım
    Halin bana da geçsin! diye ona yalvardım
    Bir çılgın vesvesede içim didiklense de,
    Olaydım o cüssede, O’nun gibi susardım
    Gercekten de öyle olmustu Sonsuza götüren bir denizin kıyısına varmıştım
    O zaman anladım ki, susmak bir cüsse işi Derin denizlerin işi
    Sığ suları en hafif rüzgarlar bile coşturabiliyor
    Derin denizleri ise ancak derin sevdalar
    Anladım ki, derin ve esrarengiz olan her sey susuyor
    Anladım ki susan her şey derin ve heybetli…

    (bkz: Şems-i Tebrizi)
    2 ...
© 2025 uludağ sözlük