bir şiir

entry112 galeri1
    26.
  1. yarınlarını yitirmiş çocuklara,
    içecek bir tas su bile bulamayan insanlara,
    akıp giden zamana inat geriye giden yaşamlara,
    kaybedilen umutlara,
    ayrılıklara,
    sonlara,
    bitişlere,
    vedalara...
    her şeye rağmen hayat yaşamaya değer
    1 ...
  2. 27.
  3. Eskisi kadar özlemiyorum seni,
    Ve ağlamıyorum olduk olmadık zamanlarda..
    Adının geçtiği cümlelerde, gözlerim dolmuyor..
    Yokluğunun takvimini tutmuyorum artık.
    Biraz yorgunum..
    Biraz kırgın..
    Biraz da kirletti sensizlik beni !
    Nasıl iyi olunur henüz öğrenemedim ama
    “iyiyimler” yamaladım dilime.
    Tedirginim aslında, seni unutuyor olmak,
    Hafızamı milyon kez zorlamama rağmen yüzünü hatırlayamamak korkutuyor beni..
    Gel diye beklemiyorum artık,
    Hatta istemiyorum gelmeni..
    Nasıl olduğun konusunda ufacık bir merak yok içimde.
    Arasıra geliyorsun aklıma, banane diyorum
    Benim derdim yeter bana banane !
    Alıştım mı yokluğuna ?
    Vaz mı geçiyorum, varlığından ?
    Tedirginim aslında,
    Ya başkasını seversem ?
    inan o zaman seni hayatım boyunca affetmem..
    1 ...
  4. 28.
  5. Aşkın alev aldı yüreğim yanar
    Sevdan yüreğimde kor sevdiceğim
    Yavaş, yavaş kurur bu koca çınar
    Gel de şu halimi gör sevdiceğim

    Yüreğim yanarda çıkmaz dumanım
    Yalvarsam feleğe duymaz amanım
    Hayalin sararım geçmez zamanım
    Çekilmez bu hayat zor sevdiceğim

    Sevdam yas tutuyor aşkınsa nazda
    Adın türkülerde dertlerim sazda
    Benliğim diz çökmüş yürek niyazda
    Aşkın yüreğimde har sevdiceğim

    Akşamlar olunca karanlık çöker
    Bülbüller ötmez gül boynunu büker
    Hazan mı başladı yapraklar döker
    Bana sensiz olmak ar sevdiceğim

    Yanardağ gibidir aşkının harı
    Özleminle doldu kalbin her yeri
    Kar yağar başıma sanki zemheri
    Gel de yüreğimi sar sevdiceğim

    Sevdanla ölecek şu başım arda
    Bak uyuştu beynim aklım firarda
    Bir çıkmaz yoldayım yüreğim darda
    Bu halimi hayra yor sevdiceğim

    Gözyaşı döksem de sana günlerce
    Adın Hece, hece sanki bilmece
    Sayıklarım yine bitmez bu gece
    Hançeri kalbime vur sevdiceğim
    0 ...
  6. 29.
  7. DÖNÜNCE

    Uzun hikayeler kısa cümlelere dökülürken, satır başı mimiklerimizle duraksadık arada bir
    Gece siyahı yakıştırırken kendine ve huzur nefes alışlarımızla bir anılmaya başlarken
    "Alıştım sana"
    Hadi Dön başa...
    Unutulmuş saat bir kenarda dağınık ve aldırmadan ilerliye dursun adım adım tükenen geceye
    Akrep ve yelkovan buluşsunlar yine tam onikide "iki eski sevgili gibi"
    Cama yağmur damlaları vururken birer ikişer
    Sobamızın üzerinde demini alan çayımız haykırıverdi "içimi ısıt, içimi ısıt!"
    Dışarıda bir zemheri, bir zemheri ki- öyle hayal etmiştik sonbaharı hüznüne yakışır güzellikleriyle beraber-
    Tenim teninde üşüdü: sokul, yaklaş, yanaş ve herşeyi sen gibi paylaşalım, ey aşk!
    Sahibini unutmuş ıslık makamında rüzgar savrururken son ve baharı, yağmura aldansın yeni açmış gonca gül
    Nasıl olsa sonunda ölüm bizi de bulmayacak mı?
    Ama kim bilir -belki bir ihtimal daha var-
    "Dönersem ıslık çal"
    Öyle düşünürken düş dediğimiz gerçek yüzümüze -şaka dedi
    Sadece -şaka.

    ViranŞairi
    0 ...
  8. 30.
  9. KUM SAATi

    Gobi Çölü'nü geçen kafile uzunca bir süre suskunluğun gölgesinde yol aldı
    Ölümü Glock marka tabanca kurşununda buldu zavallı Jinsan
    ve Nev Yorklu güzel kedisini okşuyordu gün batımına doğru
    Hangi dilde yazılırsa yazılsın sonbahar hiç böyle yakışıklı durmamıştı bizde şimdiye dek
    Öyle değil mi Nelly?

    Devrilen Lenin büstlerinin altında kalan papatyadan kime ne
    Devlerin ülkesine baldırı çıplak saldırırken Don Kişot'u bir de böyle düşün
    Kül rengindeki bulutlar tümüyle çalınırken cırtlak kızıla Kenai'de
    Çığlık çığlığa, nefes nefese Es Es askerleri süngülerinde masum birer ruah taşıyorlardı

    Bilmem saat hangi çileyi hangi çileye bağlarken, bir çile bitiyordu ellerinde Hanife Ninemin
    Tiflis'te açlık diye haykırıyordu gazeteci çocuk bölüşürken bir lokma ekmeği geceleri kardeşi ve annesiyle birlikte
    Listede adı geçenler okunuyordu yorgun gözlerinde, imza, ardından mühür, uykuya dalmıştı Alkatraz'daki müdür
    Demiri eritirken Kırgız Kınay, şekil verirken kan ter içinde kaldı; örs, özengi, çekiç

    Neyse pencere kenarında begonya büyütmek şöyle bir yana dursun
    diye düşünürken
    Şiire yazılmış bu papirüs avuçlarımın arasında bir parça saat oldu, birazcıkta kum
    Gözüm anne yadigarı o fotoğrafta takılı kaldı
    Sonra uyumuşum.

    ViranŞairi
    0 ...
  10. 31.
  11. DEDi
    VE...

    Üşümez umutlar dedi çoban
    Hani kar yağar ya lapa lapa "derinden" unutulan bir kuytu köşeye
    Düşünmez olur içimizdeki suskun fısıltı dedi düşünen adam
    Uzanır uyku ile uyanıklık arasında bir vakitte ölüm döşeğe
    Akis makbere çarpmadan önce kısıldı sonra da sustu dedim
    işitmek var feryadın bütün acı dolu ağıtlarını hangi lisana sığdırsak az

    Sokak lambası yanık hala bir sürü yanılmışlıklarımızın arasında gölgeler ile dedi dilenci
    Hangi soğuk ellerimizi üşütür, hangi sıcak çorba ısıtır içimizi?
    Ansızın vurdular parkta sevdiğini bekleyen bir genci orada bekleyen yabancı daha gencecikti dedi
    Oysa yazı çoktan razı çizilmiş yoldan çıkmaya çile olsa da sonun adı
    Siyahı beyazla sevemedikten sonra dünyada yaşamanın ne anlamı var dedim
    ihtiyar avuçlarına aldığı buğday tanelerine bakıp kaç başak büyütücek daha bu toprak dedi
    Ve ...

    Viranşairi
    0 ...
  12. 32.
  13. UNUTULANA DAiR iZLER

    (Biz bir çift göz uyurken, yanındaki bir çift göz uyanık, diğer bir çift gözse sonsuza dek kapanmamıştı henüz)
    Yaprak yaprak dökülürken sonbahar, " annemizi kaybettik "
    Sonra evimizin bahçesindeki pelit ağacı da gelecek yazı göremedi, ne yazık
    Biliyorum etik değil ama kış çok çetin geçti o yüzden pelidi yakacak olarak kestik maalesef
    Evin verandası uzun yası kaldıramadı ki ay sonunda o da çürüdü ve yıkıldı
    Saksılarda kurudu o çok sevdiğimiz çiçekler (anne yadigarı)
    Esyalar toplandı bir gece ansızın
    Çalar saat yediyi çeyrek geçe, Aziziye Tren istasyon'undan üç kişilik bilet alındı bilinmezliğe doğru
    Yavaş yavaş evde kalan son gölgeler de çekildi inzivaya nihayet
    Ve mavi gocuklu oradan geçmekte olan çocuk işaret parmağıyla o evi göstererek "bir aya kalmaz yıkılır" dedi
    Sonraların sonu gelmedi bir türlü; fotoğraflar yakıldı,
    Yakılanlara gözü yaşlı son kez bakıldı (yalan da olsa)
    Vesaire, vesaire...
    Sonraları devrederken bir sonraki sonra-aya
    Aya Sofya'da bir çift göz secde etmeden evvel mihrabın olduğu yere bakarak....
    (Çoktan unutuldu orada yatmakta olan isimsiz mezar.)

    Viranşairi
    0 ...
  14. 33.
  15. NiHAVEND KADER

    Duvar takvimi yaslı ve sancılı notlara gebe
    " Doğum günü için pasta, çiçekçiden ağlayan gelin alınacak
    " Sakın unutma anneye sürpriz mayıs 25 "
    " Annem hasta nokta nokta nokta üzgünüm eylülün ikinci pazartesisi "
    " Babam yasta malesef azaril elimizden aldı seni canım benim "
    ( ocağa henüz girmeden aylardan bir aralık )
    Katil sağnak yağmurları başladı yine, maktul: tavan arasındaki eski birkaç kiremit ve üst yanı kırık sokağa bakan pencere
    sırılsıklam oldum yine her serpintide olduğu gibi...

    Arada bir delilik yapıp gölgemle oyun oynamaya başladım; "önüm arkam söbe, saklanmayan ebe. "
    Yalın ayak oturmuş baş köşeye: sual yok, cevap yok, saatler konuşur - tik tak, tik tak yalnızlık başa bela
    Uzakta çok uzakta sela verilir
    Ölü ölmüş vedadanmış(vebadanmış) harf hatası olacak o kadar
    Yıkanmış, cenazesi kılınmış ve iyi bilirdik denmiş, toprağa gömülü
    Tarlanın ortasında can çekişmekte ardıç gördüğüm o ki ötenazi onun da hakkı
    Ve Süleymaniye'de eğilmiş tüm ruhlar, boynu bükük Hakka karşı
    " Değil " buraya yakışmadı başka cümle içinde kullansak yeri ne.

    Kokmuş ve küflenmiş ranzada yaşlana dururken Umut Oteli'nde Deli Duğrul
    Otelin karşı yakasında muhabbet tellalığında bir genç
    Ve yanında da yüksek topuklu kaldırım serçesi( kız değil artık kadın;gecesi 100 dolara satılık )
    Otelin arkasındaki dolunay adlı çay bahçesinde
    "Kaldırın tüm özgürlükleri" der çığlık çığlığa boğaza nazır kapitalist Joni
    Düşüm içinden geçirince ipliği ve içimdeki kördüğüm gibi
    Çarkın içindeki felek döndükçe kahpe olsun kader artık
    Ve dönersek Püsküllü Sokak ( illa ki onyedi olacak )numara 17ye
    Ben masum bir kederde nihavend makamında Kaderi dinlemekteyim
    "Bu son fasıldır ey ömrüm nasıl geçersen geç... "

    Viranşairi
    0 ...
  16. 34.
  17. HEP ERKEN DERKEN
    GEÇ KALMAK
    "Zaman, kar tanelerinin yere düşerken; o anı kadar yavaş, Ölümü; yere düştükten sonra bir o kadar ani "
    Eski müzik kutusunda döndükçe o güzel yüzlü balerin
    Şarkılar eskirdi duvarlarda,
    Bir merhaban eksik kalırdı mesela
    Masa ve sandalye, vitrin mankeni suratları kadar donuk, askılıklarla unutkan rolü oynarken kırmızı kaşkol ve palton
    Dostlar ayrılık vakti artık, (Hep neden erken?)
    Oysa Asırlık fotoğraflar tozlu raflarda hala birbirine aşık

    Alışık olmayan kör gözlere hitap ederken içimdeki kal
    "Alıştık artık" cümlelerdeki yerini çoktan aldı(alıştık artık)
    Çocukluk anılarımı konuk odasında tek başına beklemek
    Geç kalmak, hep erken derken
    Masal bitti değil mi?

    Viranşairi
    0 ...
  18. 35.
  19. HADI YAPRAK SANA BENZESIN BU KEZ

    Üşüyen yaprak öylece adam akıllı salmış kendini rüzgara
    Gece tenimde karaları giyince siyah desek yeri ne
    Düşünen paydada paya kalan hangi yenilgiyse o kadar sustum demek
    Hadi yaprak sana benzesin bu kez
    Düşüncem de ki; sarışın, birazcıkta nahoş günbatımı; dalından ha düştü ha düşecek
    Ya da dalından henüz düştü farz et
    içimdeki ses giyse sensizliği sonsuza dek
    Kafile yol almış çöl ufkunda deve yüküyle keder taşı dediysek kader hep suçlu değil ya,
    Nafile bakışlarında kördüğüm göç-ebe çoktan çocuklukta kalmış
    Ancak sür ve sürgün hangi mısrada katil olur bu kadar söyle!

    ViranŞairi
    0 ...
  20. 36.
  21. ARTEM

    Üç adım ötede bağdaş kurmuş oturur kel, kör bir dilenci
    Kimse bilmez adını ve umut ettiklerini
    Önünden yürür gider gölge gölge insanlar
    Ancak kimliğinde geçer;
    Artem
    Cemiyeti:
    Ermeni
    Önüne serçeler konar ve göçer
    Gün geçer istiklâl'de seslere karşılık kokular eşliğinde
    Akordiyonunda hüzünlü notalar
    Ağzından düşürmediği yanık Birinci cigarası
    Beşer sessizliğinde makamlar çalınırken ruhi hislere

    Sisler perdesinde kırk yaşlarında bir dilenci geçer
    Kırık yürekler taşınırken bedenine.

    ViranŞairi
    0 ...
  22. 37.
  23. SILADAN GURBETE MANZARALAR-1
    Bulutlar yer değiştirirken bir de bana öyle bak derinden
    Hem ürkek, hem delice
    Ellerim tütün kokar, yüreğim ekmek
    Al ve çek derin gözlerini yemenisi al yeşili sevdiğim
    Gurbete yolum düşecek
    Üşüyecek ellerim sensizken:
    Unutulmamak dileğiyle,
    işlemeli bir mendil yollarım sana Yemen ellerinden.

    ViranŞairi
    0 ...
  24. 38.
  25. BiRAZDAN YAĞMUR YAĞACAK

    Gökyüzünün dağınık saatleri,
    Birazdan yağmur yağacak
    Yine bircok deli toplanmış beynimde, senin namına

    Delil bulmak imkansız deliliğime
    Fail mechul bir kişilikte ortalıkta dolanır.
    Düsüncem de ki
    -Gel gülüm uzanalım ölümün bağrına
    Uzayan gecelerde yalnızlık bağrı yanık kaldığında
    Yağmurdan sonra yıkanan yıldızlara bakalım bir de Sivri'den
    acep nasıl göz kırpar, Diana Cupid'e?

    Viranşairi
    0 ...
  26. 39.
  27. MÜTEVEFFA
    MÜELLiF

    Hızlı hızlı dillendiriyordu paragrafları
    Tüm noktalama işaretlerinde soluk soluğa
    Arada bir başa dönerek yazdığı kaderi siliyordu
    Bir saniye dur.

    Sonra kelimelerin peşi sıra bir anlam ifade edince cümle içinde
    Tırnak arası düşler kuruyordu kendince
    Tebessüm gülüşlerle, gülüşler kahkahalarla bittiğinde
    Satır arası.

    Yavaş yavaş sona geliyordu beyazın üstüne vurulan her harfte
    Sin ve tin ayrı harpte
    Gün, hafta, ay, yıl
    Düşünüyordu ölümü sonra
    Nokta.

    Viranşairi
    0 ...
  28. 40.
  29. AYRILIĞIN ANATOMiSi
    kirmizi gömlekli adam
    siyah bakisli kadina asik olunca
    ten renginde yayildi yalnizligin kokusu
    tren yaklasiyordu kirli kirli ve ciglik cigliga
    adamin ensesine yapisti coktan ayrilgin korkusu
    kanlisi olan uzun boylu soluk renkli adamsa bir adim yaklasti adama sessizce"sus"dedi
    bir soluk kadar yakin
    sustali bicagin sesi duyulunca
    bir sus kadar uzak ten simdi.

    siyah bakisli kadin kim bilir nereye gitti
    tren kalkmak üzere:
    ciglik, figan ve feryat kan kardes oldular coktan
    kirmizi gömlekli adam,
    kocaman gözler,
    4 kisilik kompartiman,
    hicap renginde.

    Viranşairi
    0 ...
  30. 41.
  31. CiNAYET SAATi iZABEL

    Sözcükler orta yerde karmakarışık duruyordu
    Karmakarışık saçlarını her tarayışında izabel
    Sağ elindeki gül işlemeli ayna; mimiklerinin bile aksinde
    Aksinde takip ediyordu hayat, akabinde saat(akrep ile yelkovan da buna dahil)
    Onikiyi çeyrek geçe sustu.

    Cümleler kurulurken cinayet saatine müteakip
    Takip edilen ayak izleri nasılsa katile ait(belki değil)
    Maktul gayet sakin, gözleriyle göze göze geldiğinde
    Gözler önce yüze, yüz sonra gölgelere, gölgeler yüzsüze
    Yüzsüz ile gölgeler ise yüzüstü düşünceye dek
    Kim bilir ölü ölmeden az önce ne düşündü Jack (ölüler hep masumdur ya masum değilse)
    Sonrası derin bir sessizlik....

    iki çift yüksek topuklu potin sesi yankılanırken sesizlikle
    Sessizlikte ses olup uçtu baykuş
    Soğuktan uyuşmuş ellere bulaşan barut kokusu
    Çoktan uyumuş izabel'in pencesinden içeri girip sızdı
    Rakı kokulu masada meze niyetine, haraç mezata sevda herzamanki gibi satlık
    Alacağın olsun izabel,
    Alacağın olsun!

    Viranşairi
    1 ...
  32. 42.
  33. GÜZÜN YÜZÜNDEKi ÖTEKi HÜZÜN

    Yapraklar melodram misali dökülüyordu çınar ağacından
    Döne döne ve birbirine çarpmadan yere düşüp ölüyordu
    Annem sol elinde yıllardır taşıdığı yarayı sağ eliyle saklayarak hayatı diğerleriyle bölüşüyordu
    Karşı
    tarafta bizden yana bakan sokak gölgeler altında üşüyordu.

    Karşı kaldırımda kimseden habersiz serçe, serçeden habersiz kimse diye başlayan bir not rüzgar ile beraber uçuyordu
    ( Uçmak sadece serçeye mi mahsus? )
    Usul usul gün yüzünü dönerken, antikacıdaki Serkisof Rus yapımı köstekli saatte biraz mağrur, biraz mahmur çoktan zaman ikiyi beş geçe durmuştu
    (Aslında zamanı durdurmak ne kadar kolay )
    Karşı karşıya oturmuş aşka karşılık karşılıksız iki kişilik sandelye, hallerinden gayet memnun
    Dante'ye ise, usunda sus pus olmuş tüm Olimposlu ilahlar ile öylece düşünmek düşüyordu.

    viransairi
    0 ...
  34. 43.
  35. ÇELiŞKi
    Simit çıtırtısından ürkek ve sıcak bakışın içinde gibisin
    Ben parça parça olmuş zaman içindeki o anım
    Ardına baka baka gidişin
    Anımı çalan guguk kuşum sanırım
    Yanılmışım, yanılmışım.

    Git ama yine gel, gitme hep kal
    Ahde vefa var bilirsin
    Gidenin kalana bıraktığı
    Çek al bakışlarını benden
    Yanılmışım, yanılmışım.

    Nuh´un gemisinin üstünde durduğu dağ gibisin önümde
    Terk edilmiş gemiler aklıma gelir nedense çölün mavi gözünde
    Ölümünde tüm ölüler masumdur bilirsin
    Terk eden ölüm gibisin
    Yanılmışım, yanılmışım.

    ViranŞairi
    0 ...
  36. 44.
  37. UZAKTAKi SEVGiLi
    Adresi karışık bir yol tarifiyiz uzak ihtimallere karşılık
    Alışık olmayan adımlarla yaklaşmışız birbirimize bakmadan
    Ve ile aramızda kimse yok gibi
    Sen eski bir maviyi yakıştırırken bir pastane camında
    Ben maviye "eski hatıralar" derken içimden
    -Hatırlarım, sözünü bu kez çok önceden söylenmiş söz gibi söylerken kendime
    Satır arası
    Arasına şu sözü eklemesem hatrı kalır;
    Aramızda kalsın bu renk sana çok yakışmış.

    Viranşairi
    0 ...
  38. 45.
  39. O VAKITLERDE

    Afişlere basılı yan yatmış harflerle dizilmiş büyük puntolarla bir palto reklamı
    Aşifteler erken basmış St. Pauli yakasını kırmızı ışıkta beklemekte, tek yekün içinde tamamı
    istiklal'de akordiyon sesiyle yükselmekte eskimiş bir tango

    o vakitlerde

    Kör kuyudaki bakraç mesela
    Kaç yıldızla koyun koyuna uyur
    Kaç koyuna can olur çamurlu suyuyla

    Sarı çizmeleriyle salına salına nasırlı ellerine bakmadan yürüyor ispinoz kemal
    Espanyol meyhanesi'nde şişeler boş, Don Pablo Evingez acaba hala sarhoş mudur?
    Mundar bir kuş, serçe desek ne değişir gökyüzünden mahrum Gazze'de sokak ortasında sere serpe
    Gazetede küçük bir köşeye saklanmış katil okunmamakta
    (Acaba hangimiz masum? )
    Mamak'ta mapusların voltası pusu kurmuş gölgesi asılmakta

    o vakitlerde

    Carcharodus Flocciferus özgürlüğe kanat çırpıyordu
    Çırpınıyordu Karadeniz kayalarda olmasa kendinden çıkıp kendimi anlatacaktı
    Sence bu kadar mıydı içimdeki poyraz? (benliğimi bendime atacaktı. )

    Sığ bir limana sığınmış boyası dökülmüş kayıkta Sığıntı Cemal üşümemek için büzüşmüş
    Üşengeç haliyle gecenin karanlığında yırtılmış bir ıslık bellli ki Antuan sevgilisini çoktan unutmuş
    Düşengeç köyünde dört nüfusa bakar bir bakır tencere bulgur ve dört kaşık

    o vakitlerde

    Islak ağaca kazınmış N ve Ş kalbin içinden geçemeden yarım kalmış bir ok
    Yanından akar gider boşu boşuna kerpiçten yapılmış yosun tutmuş oluk
    Ve kabristanlıkta yana yatık taşlar arap saçı
    Arapça yazılmış mermere oyulmuş El Fatiha rengi soluk

    Varoş kahvesinde varoluşun tarihçesi yeniden yazılır ve çizilir
    Çehresi düşük, köçek Gül Ayşe'nin küçük yaşta rakıya meze olmak kolay değil
    Kalaylanır diyordu Çingen Memet kap kacak 3 ekmek fiyatına

    o vakitlerde
    Yeniden can buluyordu daldaki tomurcuk
    Tomurcuktaki larvanın içindeki böcek
    Buluyordu can
    Cam bir fanusun icinde canı alınmış bir çocuk hayat bulsa
    Darwin'e inat....

    ViranŞairi
    0 ...
  40. 46.
  41. BiR KUM TANESi SADECE

    Dağınık duran ve henüz toparlanmamış birçok kelime arasında gezinirken
    izini kaybetmiş bir ceylan kadar ürkek ve bir o kadar da sakin
    Sürüklendiği kıyıları benimseven kum tanelerini bir anımsa
    Yahut hayaline sığdırabilirsen; gözlerin neden kapalı değil öyleyse.

    Bu yokluklardan korkuyorsak korkuluklarımızı koyalım her düştüğümüz yere (kolay olmasa bile)
    Ya da küstügümüz her göze" kem"diyelim ve bizden azar işiten nazar ( mavi illa ki) boncuğumuz olsun bakış açılarımızda( b-aşka olmasın çünkü hepimiz aynıyız sanki)
    Uzak durduğumuz her adımda gölgeler ıraklaşırken
    Tuzak kurar oysa bize bencil yanımız yoksa siz de yok mu?
    Ben de var üstelik sizin kadar( ayna ayna söyle bana dünyada benden daha güzeli var mı?)
    Nasıl ve nicelik bakımından" birazcık insan"
    Keşke olabilsek (bu arada masal burada biter.)

    Kıyı kentleri bu yüzden güzeldir su ve tuz, mavi ve turkuaz
    Ve yalnızlığa saplanan bıçak: kemiğe dayanmaya görsün
    Kader tavan arasındaki örümceği farkedinceye kadar ağlarını örsün
    Ne kent kalır ne kıyı; azıcık yaklaş kulağına fısıldayacağım( sevgi)Uçuç ile uçup gitti.

    Kalan içindeki hangi pay ise; o ceylan
    parantez açarak düşünüyorumdur- ürkek kelime, ürkek kelime Fransızca'sını düşünmek yerine,
    Kendi içimizde bir yerlerde işte bunun Latince'sini de ben bilemem artık adını siz koyun
    Sadece kum bir avuç okyanus içine sığdırdığımız, oradan oraya savrulurken Kalahari'de
    Bir kum" tanesi"kadar olabilir miyiz? ( biz gizli özne)

    Viranşairi
    0 ...
  42. 47.
  43. "SON" YAZ

    Yazın sonuna yaklaşırken bütün gölgeler yavaş yavaş soğumaya başladı
    Göl kenarındaki yansımalar daha bir titrek sanki
    Ve dalından düşmeye hazır o yaprak
    Hayallerin sonu yok gibi, olmasın da

    Nahiyeye giden yol dolambaçlı, biraz çorak ve Mozart türküleri gibi melankolik bazen
    Küçük bir evde nahiyeden uzak(hikayeden ayraç), alkolik bir palyaço yaşardı(burnu kırmzı, bir gözü hep yaşlı ve ayakkabılarına sığmazdı üstelik)
    Hep Şopen(Waltz in A Minor)dinlerdi yatmadan önce muhakkak
    Sokak aralarında pandomim yaparken kardeşi, göz ucuyla gördüm sadece. (gözü, göz ucuma değdi)

    Yaz bitti; nahiye kendi kabuğuna çekildi nihayet(çekirdek çitleten kadınlar da oturmuyorlar her köşe başında)
    Sonbahar hazırlanılırken; tüm yaza dair ne varsa dolapta yerini aldı şimdiden(kısa gömlek, şapka ve naftalin kokulu aşk da dahil)
    Bir bizim kör Salih değişmedi ne yazne de kış hep aynı (mavi entari, beyaz çizgili, sol üstü yamalı pantolon, iki yanı da delik cepli ceket)
    Evet o son yaprak da düştü dalından pencere kenarındaki süsünü tamamlarken elli yıllık kavak (çıplak)

    Hüzün hangi hazirana yakışmadı, (bu küçük köyde)şimdiden ekime ne gerek vardı
    Sivri Dağı'nda uçsuz bucaksız bir düşünce
    Ve ile içimdeki ben üşüyünce(tamamlanmayan yalnızlığın ve hali diye)
    Ve'yi yalnız bıraktım, ıpıssız ile tamamladım sonra
    Rüzgar "hangi" makamda ıslık çalınca
    Hatırlarım çocukken nenem hep bir bilmece sorardı "kime" ile biten
    Ben de bilemezdim
    Cevabı"kimse"dedi ölürken...

    viranşairi
    1 ...
  44. 48.
  45. KAPI DUVAR

    Bir şeyler yazabilmek suskunluğun sözcüklerine ayak ucuyla basarak
    Basamak basamak düşüyor içimizdeki görünmeyen o ruh
    Güya, elimizden tutan o sıcak el bir anda terk edip gitti bizi
    Artık
    Girizgah mesafesinde duran o güruhi nefes bizden çok uzak.

    Portresinde çizdiği rüzgarın sesini duymadan öldü zavallı ressam
    Azıcık sussam, ben duyar mıyım acep?
    Adam avuç içindeki çizgeye bakıp kaderini okumasını bilmiyordu;
    Çingene suretli bir kadına rastlayıncaya kadar,
    Yineyi gene diye okudu ne adam anladı ne de ben.

    iki perde sonra sufle vermekten yorgun düştü onun hayali
    Perde perde düşüyor gaybı meşru her şey o malum hiçbir şeye
    Perdelerin tülünden bakarken Madam Emma süzülür usulca uzanır yatağa o son ölüm
    Le rideau desem kimsenin umrunda değil.

    Kapı pencere ve duvar sıfat olsa bu dizede
    Kurşuna dizilirken Balandi ve Alkozai
    Kim korkar karanlıktan
    Kapat tüm perdeleri, asıl korkak karanlık
    Şimdi her şey kapı duvar.

    ViranŞairi
    1 ...
  46. 49.
  47. BENIM HAYATIM
    Öyle sıradan günler akıntsına kürek çekerken
    Hayatı durdur tam ortasında mavi ve derin düşlerimin
    Gök ve deniz ufka yakın;
    Ben kayık içindeki o kayıp balıkçı
    Derinlikler içinde kayboldum,
    içime çekildi o ağ yavaş yavaş
    Derin derin ağla: biraz tuz ve biraz aşk
    Uçsuz bucaksız sarıl bana sonra
    Katili olmadan benliğimdeki sensizliğin
    Heyhat isyanından sıyrıl ve sarıl maviyi düş sanarak.

    ViranŞairi
    2 ...
  48. 50.
  49. YANILGI
    Romani bitmemis bir zaman sayifesinde;
    Kalintilari arasinda dolasirken hangi ani, hangi aniyla bitisik kaldi bunca yildir,
    Hangi yanilgi gercegi ararken,
    Ve hangisi ayri kalan yanimla yalandi?
    Bu biraz karisik
    hicbiri, bir hic kadar

    Yagmur yagarken pencereden disariya bakan cocuk nasilsa öyle
    Yagmur üzgündür ama o degil
    Ve cezaevindeki demir kapi gicirdar rüzgarin adini anarak
    özgür-hapis birbirine ne kadar zit
    Öyle iste
    Velhasil
    Üstsüz ve yüzsüz bir iz yüzümü cizdi
    aynadaki aksim sana bakmaktan aciz
    bana bakan seni görüyor cünkü.

    viranşairi
    0 ...
© 2025 uludağ sözlük