ufak, şirin bir çocuktum ben, o kadar şirindim ki sinirden ağzıma vurmak isterdi insanlar, ama evlerini ellerinden alırız diye yapmazlardı, korkarlardı bizden, çünkü biz öküz yüküyle zengin bir aileydik, her şeyimiz vardı, özel kuş sütü arıtma tesislerimiz bile.
1993 yılıydı, 11 yaşında seksi bir delikanlıydım, mahalledeki çocuklara almanya'dan gelen oyuncaklarımı gösterir, ağlatırdım onları. tamagotchiyi taa o yılda türkiye'ye sokmuştum, sınıftakiler tamagotchime bakıp bakıp, 'aa bu ne güzel tamagotchi cool, keşke bizim de böyle tamagotchimiz olsa' diye iç geçiriyorlardı, o yaşlarda dahi cooldum, 'sizin olamaz ;)' diyordum...
o yıl sınıfa yeni bir kız gelmişti, niye o yıl gelmişti bilmiyorum, sanırım ilkokulu bizim müthiş okulumuzda tamamlamak istemişti, son senemiz olduğu için zaten aklımız havadaydı, kızı görünce iyice uçmuştu aklımız. ben, mete, katmer, utkunur, tançu... hepimiz aşık olmuştuk o pamuk prenses suratlı kıza, mubiş'e...
mubiş, babasının işlerinden dolayı seçmişti bizim okulu, başka şehirden gelmişlerdi. o yaşlardaa kızlara pek yüz vermezdim ki zaten kızlarla erkekler hep bir çatışma içerisindeydi. ama mubiş başkaydı, ona kantini taşıyordum her tenefüs;
+ bak mubiş, sana baklava aldım.
- teşekkürler cool, niye zahmet ettin?
+ ne demek mubiş? bak çitoz aldım bide tasolu.
- çok romantiksin cool.
- teşekkürler mubiş.
ama ona kantini taşıyan bir başkası daha vardı! ömer beyin oğlu jöndoğa! ayrıca kantin bir kenara, benim asla aklıma gelmeyecek şeyleri alıyordu ona; tokalar, gümüşler, kolyeler! hepsi de altındı. ben ve adamlarım bunu hiç yediremez, ömer beyin oğlu jöndoğa s... seni karaboğa diye dalga geçerdik onunla, ama mubiş 'üzülme jöndoğa, gözyaşların hiç akmasın olur mu? ıslanmayalım onlarla, illa ıslanacaksak bahar yağmurlarında ıslanalım, dökülen o beyaz polenciklerin altında, olur mu jöndoğa?'' diye teselli ediyordu onu, bu hiç hoşuma gitmiyordu...
günler geiyordu, bende mubiş'e takı falan almaya başlamıştım ama mubiş'in annesi sonunda okulu basıp 'ay evi kuyumcu dükkanına çevirdi bu kız, her gün kilo kilo altınla geliyor müdür bey!' diyerek şikayet etmişti bizi okul idaresine. müdür de jöndoğa ile beni odasına çağırıp kendi kızı ile tnaıştırmıştı olaydan sonra, tabi müdür beyin bunu neden yaptığını yıllar sonra kavramıştım.
mubiş bir gün yanıma geldi ve derste hep bana bakıyorsun cool, yoksa benden hoşlanıyor musun? dedi. evet! dedim hiçbir şey demeden. evet mubiş senden hoşlanıyorum, yani kalbim sana karşı fakir mubiş dedim. o ise daha küçük olduğumuzu, ama ileride biriyle ilişkiye başlarsa o kişinin ben olacağımı söyledi, bu bile bana yeterdi...
bir gün yanıma katmer geldi, olm mubiş'in doğumgünü var la! ne alcan ona? dedi. benim tamamen aklımdan çıkmıştı, mubiş'in doğumgünü vardı ve tüm sınıf davetliydi, ona ne alacaktım bilmiyordum, çünkü alınabilecek her şeyi almıştım, her şeyi! küçük bir kızın ihtiyacı olan ne varsa almıştım ona.
sonra aklıma yıllardır sakladığım ilk harçlığım geldi, ilk harçlığım güzel fikirdi! dedem vermişti taa 2 yaşındayken, 'al cool! bunu iyi sakla, bu senin ilk harçlığın, bunu kullanacağın zaman senin için hiç sıradan olmayacaktır, bunu kullanacağın zaman zihinler tazelenecek, eskiler yad edilecektir' demişti.
ilk harçlığım olan 100 doların üstüne onun adını kazımıştım, 'mubiş' kazıdığım doları ona hediye edecektim, akülü arabama atlayıp doğum günü partisinin yolunu tuttum, yavaş adımlarla partiye son gelen cool çocuk olmak için ilerliyordum, ama o da neydi? mubiş jöndoğa ile bir köşede oturmuş, yanak veriyor, jöndoğa ise onu umarsızca öpüyordu! işte bu yüreğimi feci dağlamıştı, zengin olmasam bir köşede oturur türkü bile çığırırdım, mubiş'im ellerimden kaymış gitmişti, jöndoğa ile çıkıyorlardı, ilk harçlığımı cebime koyup uzaklaşmıştım oradan, hemde koşarak...
o günden sonra okulumu da değiştirdim, mubiş'in hasreti içimde çığ gibi büyümüştü ama unutacaktım, unuttum da. o günden sonra tam 6712 kızla seviştim çünkü, mubiş'mi kalmıştı ki? tam 14 sene sonra 2007 yılında onu göreceğim aklıma gelmemişti tabi...
bir bara, içindeki eğlenenlerle birlikte satın alıp kapattırmak için gitmiştim. içeri girdiğimde yan köşede bir masanın üstünde eğlenen seksi ve memeli bir striptizci gördüm, suratına bakar bakmaz kim olduğunu anladım! tabii ki mubiş değil. ilkokuldan katmer, travesti olmuştu pezevenk, in lan masadan da gel konuşalım dedim, ilkokul anılarını tazeleyelim diye de ekledim...
+ abi sen gittikten sonra okul hiç çekilmedi, bende bıraktım zaten
- 5.sınıfta okulu mu bıraktın lan?
+ yok ya lise bitti bıraktım
- sonrası malum zaten niye kestirdin?
+ olmuyodu abi, yapamıyodum.
- lan 5 sene yancım olarak gezdirdim seni!
+ allah razı olsun abi
- ucuz atlatmışız he.
+ sen naptın abi?
- hiç işte, hala zenginim.
+ vaay be
- sana şeyi sorcam katmer
+ mubiş'i mi?
- evet noldu ona?
+ sorma abi
- noldu lan?
+ jöndoğa ile evlendiler 2 sene önce
- yuh lan ne aşkmış
+ ne aşkı be! kızı bizim kulübe verdi hıyaar herif
- hadi ya
+ ömer bey batınca paraaya sıkıştı, kızı çalıştırdı hep.
- ee hala orada mı?
+ ordadır abi, aynı kulüpteyiz.
hemen motoruma atladım ve katmer'in kulübe doğru yol aldım, içeri girdiğimde her yer meme kokuyordu, kızlar kollarıma yapışıyor seviş me diye bağırıyorlardı, ama sevişmiyordum. tek isteğim mubiş'i bulmaktı, tabii ona kendimi tanıtmayacaktım, başka biri olarak tanıtacaktım, öyle de yaptım...
+ merhaba, mubiş diye biri varmış burada?
- evet, en iyi kucak dansçımızdır, hatta amuda bile kalkar kucaktayken.
+ işte ben onu istiyorum
- ama pahalıdır biraz.
+ yahu şimdi kapattırma burayı bana!
- tamam be kızma hemen, kızlaaaar! mubiş'i getirin.
mubiş... 14 sene önceki jelibon suratlı mubiş... ne olmuştu sana he? kimler kirletmişti seni? o ince don, o memelerini gösteren seksi ve kışkırtıcı sütyen! ooo mubiş, bu sen olamazdın, asla.
+ merhaba, ben mubiş.
- ben fikret yenidoğanlar
+ ahah soyadını neden söyledin ki?
- böyle bir güzelliği görünce heyecan yaptım sanırım
+ neyse oturayım mı kucağına?
- otur tabi
mubiş kucağıma oturmuş, tüm yetenekleri sergiliyordu üstümde, kucak dansı yapan kıza dokunmak yasaktı, o yüzden dokunamıyordum ona, zaten dokunmazdım da, çünkü o kirlenmiş, pislik biriydi...
+ neden bu işi yapıyorsun mubiş?
- sana ne?
+ yani söylersen para veririm
- ya kocam zorla yaptırıyor
+ e niye boşamıyorsun
- ne bileyim benim de hoşuma gidiyor
+ ya saçmalama, güzel kızsın, ayrıl kocandan alayım seni
- yok ya olmaz
+ çok param var!
- tamam üf.
mubiş'i ayartmıştım, paranın çıkaramayacağı yılan yoktu delikten, mubiş'le eğleniyor, ama ona karşı olan intikam öfkem asla dinmiyordu! sabahlara kadar sevişiyorduk, o bar, bu disko çoşuyorduk! bir gün kocası jöndoğa kapıma geldi, bitmiş bir haldeydi, parasızlıktan kokuşmuş, erimiş;
+ bak beyim, kızı aldın eyvallah, lan bari 2-3 kuruş at ölüyorum.
- yok sana para mara! defol. (tekme attım kalbine)
+ neden bu kin? nedir bu öfkenin sebebi?
- öfke möfke yok ulaaaan! (çok güçlü bir tekme daha)
jöndoğa merdivenlerden yuvarlanmıştı, mubiş ve ben ona bakıp gülüyor, fakir diye alay ediyorduk. ertesi gün koca koca duvarlara fakir jöndoğa yazıp, merdivenlerden düşmüş fotoğrafını tüm reklam panolarına astırmıştım, paramın mükemmel gücü sayesinde herkese rezil etmiştim onu. ama o mubiş! nasıl da iki yüzlüydü, nasıl da sahtekardı... ona bunu ödetecektim, jöndoğa'dan beter yapacaktım onu.
intikam gecesi gelmişti, fantezi olsun diye çadırda sevişecektik, çadırı kurmuştum. mubiş soyunmuş beni yatakta bekliyor, tüm kezbanlığıyla evlilik hayalleri kuruyordu. ben ise son icraatımı yapıp, eyvallah diyeceğim an için tutuşuyordum. seviştikten sonra mubiş uyumuş, ben ise mubiş'in trafik kazasında ölen anne ve babasından kalan fakir evini almak için işlemleri tamamlamıştım, evini almış ve aynı gün yıktırmıştım, mubiş'in çalıştığı yeri de katmer'in üstüne yapmış, tüm kadroyu yeniletmiştim, mubiş'in hiçbir şeyi kalmamıştı üstündeki gecelikten başka, çok mutluydum... sabah erkenden kalktım ve elimi ceketimin iç cebine attım, oradan dedemin verdiği, üstünde 'cool çocuk'tan mubiş'e' yazılı o ilk harçlığımı çıkardım, mubiş'in yastığının kenarına koydum, ve ufak bir not yazıp kaçtım oradan;
'yeni bir başlangıç için hiç fena değil ha mubiş?'